5 Aralık 2010 Pazar

YAVUZ TURGUL SİNEMASI VE AV MEVSİMİ



Yavuz Turgul türk sinemasının en önemli yönetmenleri dendiğinde aklımıza gelen 4-5 usta yönetmenden biridir ve bu bu kategoriye sadece 7 filme ulaşmıştır kendisi, filmlerinin vazgeçilmez oyuncusu da tabi ki bu 7 filmin son 6 sında oynayan Şener Şen dir, turgul sadece yönetmende değildir senarist tarafıda en az yönetmen tarafı kadar güçlüdür ve senaryosu ona ait olan çok önemli türk filmleride vardır,, sinemaya senarist olarak başlamış ve bir çok efsane filmin senaryosunu yazmıştır( Tosun Paşa, Sultan, Züğürt Ağa, Çiçek Abbas).
Yavuz Turgulu türk sinemasının en önemli yönetmenleri konumuna getiren filmleri değerlendirsek:
FAHRİYE ABLA:
1984 senesinde ilk yönetmenlik deneyiminde turgul harika bir film yaptı ve bu film türk sinemasının kült filmlerinden biri olmayı başardı evet Fahriye Abla(Müjde Ar)ve aşık olduğu mustafa(Tarık Tarcan ın hikayesini anlatan ama insanı oturduğu yere çivileyen Müjde Ar'ın inanılmaz performansıyla herkesi etkileyen bu film aynı zamanda Turgul unda harika yönetmenliği ile gerçekten çok büyük zevkle izlenen bir başyapıt olmuştur. Bu filmi izlemeyen kaldıysa kesinlikle izlemeli diyorum belki Turgul un en naif filmidir ama duygu aktarımı olarak en önemli filmlerindendir tabiki Müjde Ar'ın da bu filmin başarılı olmasında payı büyüktür.
MUHSİN BEY(1987):
Türk sinemasının en iyi 10 filmi sıralaması yapıldığında her zaman ilk 10 a giren hatta ilk 3 e giren ve çoğu zaman 1.olan bu harika filmde Turgul'un harika yönetmenliğinden çıkarn bir film olarak türk sinema tarihine geçmiştir. Muhsin Bey filmini izlemeyen varmıdır acaba diye düşündüğümde elbet vardır ama çok şey kaçırmıştır izlemeyenler diye düşünüyorum. Şener Şen(bu filmle başlayan ortaklık bundan sonraki tüm filmlerde devam eder)ve Uğur Yücel'in başrollerde oynadığı filmde istanbula türkücü olmak için gelen ALİ NAZİK'in hikayesi anlatılır ve bu efsane filmle Uğur Yücel türk sinemasına kazandırılır gerçekten oyuncu okullarında gösterilmesi gereken bir oyunculuk çıkarmıştır yücel bu filmde tabi ki turgul un muhteşem oyuncu yönetimi de bunda etkili olmuştur.
AŞK FİLMLERİNİN UNUTULMAZ YÖNETMENİ(1990):
Bu film Muhsin Bey kadar meşhur olmamıştır belki ama onun kadar kaliteli onun kadar iy onun kadar ders verici bir filmdir ve bu filmde de Şener Şen filme resmen damga vurmuştur, zamanında çok ünlü bir yönetmen olan Haşmet(Şener Şen)artık kariyerinin sonlarına gelmiş unutulmak üzeredir ve son kez bir şans verilmiştir ve filmi çekmeye başlar hikayemizde burda başlar film güldürdüğü kadar yürek de burkar film içinde film çekilen ender filmlerden olma özelliğine de sahiptir bu Harika film aynı zamanda Müjde Ar da oynamaktadır bu filmde ve bu filmde kesinlikle izlenmesi gereken bir filmdir.
GÖLGE OYUNU(1992):
Yine Şener Şen ve yanında bu sefer Şevket Altuğ bundan önceki yazdığım 3 filme göre daha vasat ama özellikle Aşk filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni ve Muhsin Bey'in İNANILMAZ yapımlar olduklarını varsayarsak onlarla karşılaştırmak haksızlık olur bu filmi ama yine de çok keyifli ve güzel bir filmdir. Işık kullanımı olsun senaryosu olsun oyunculukları olsun gerçekten süper bir filmdir ama dediğim gibi diğer 2 ŞAHESER ile karşılaştırdığımızda biraz vasat kalabilir ama sinema olarak asla vasat bir film değildir bu filmde Turgul severler tarafından izlenmelidir.
EŞKIYA(1996):
Bu film için ne yazılabilirki evet bundan önce yazdığım filmler Yavuz Turgul u Turgul yaptı ama bu film içlerinde en popüler olanıydı en iyisimi sinemasal olarak tabiki değil Muhsin Bey çok daha iyi hatta Aşk filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni de daha iyi diyebiliriz(tatışılabilirde bu yorumum) ama açık ara en etkileyici en ağlatan en insanı vuran film derseniz açık ara bu filmi yazarım.
Şener Şen belkide kariyer filmi yapmıştır bu filmde(bir sürü harika oyunculuğu var büyük ustanın burdan en az 10-15 film sayarım ama kime sorsanız dışarda Şener Şen in en iyi filmi diye Eşkıya der daha iyi performansları vardır belki ama ben de Eşkıya derim)onun yanında Uğur Yücel(Muhsin Bey den sonra) yine harika bir performans göstermiştir, Özkan Uğur da çok iyidir aynı şekilde Şermin Hürmeriç(Keje) ve Kamran Usluer(Berfo)çok iyi oynamışlardır oyunculuk,senaryo,yönetmenlik ve de MÜzikleriyle 4/4 lük bir filmdir EŞKIYA ben 6 kez izlemişimdir ve her izlediğimde boğazım düğümlenir o kadar etkili bir filmdir ve izlemeyen tabiki kalmamıştır kaldıysada çok büyük bir eksikliktir.
not: türk sinemasının tekrar canlamasında çok büyük etkisi olmuştur ayrıca EŞKIYA filminin.
GÖNÜL YARASI(2004):
Uzun bir aradan sonra( tam 9 sene) üstelik Eşkıya gibi EFSANE bir filmden sonra çekti büyük usta bu filmi Eşkıyadan sonra ne çekerse çeksin eleştirilme ihtimali çok fazlaydı çünkü çıtayı çok yükseklere çekmişti ve ondan daha iyi bir film olma ihtimalide gerçekten azdı evet Eşkıya ya göre daha kötü diyemeyeceğim ama daha vasat bir filmdi belki Gönül Yarası ama kıyasladağımız filme bakarsak türk sinemasının en iyi 10 filminde her zaman yer alan Eşkıya o yüzden asla o filmle karşılaştırmadan, kendi içinde değerlendirmemiz gerekir Gönül Yarasını.
Filmde başrollerde her zamanki gibi Şener Şen olmak üzere Meltem Cumbul oynuyor yardımcı oyuncu Timuçin Esen de en az başroller gibi öne çıkıyor çünkü harika bir performans gösteriyor( Turgul'un filmlerinin en önemli özelliği senaryoları gereği karakter oyunculuğunu öne çıkarması ve oyunculukların her zaman çok iyi olması hiçbir filminde oyuncular vasat değildir hep kariyer performansları gösterirler) filmin konusu ise piskopat eşinden kaçan dünya(Meltem Cumbul)un istanbulda bir pavyonda şarkı söylemesi ama kocasının onun peşini bırakmayıp istanbula gelmesi ve böylece gelişen olaylar.
Filmin müzikleri harika oyunculukda harika ama senaryoda ilk defa açıklar vardır ama yinede verdiği duyguyla ve sonunda gözyaşlarını gözden istemsizce akıtmasıyla bu filmde Turgul sinemasının izlenmesi gereken filmlerindendir( YAVUZ TURGUL'un bütün filmleri izlenmelidir evet beğenirsiniz beğenmezsiniz ama her filmi külttür ve çok kalitelidir.)
Baştada dediğim gibi sinemaya senarist olarak başlayan Turgul hem başkalarının yönettiği filmlerde hem de kendi filmlerinde senaryolarının üst düzey olmalarıyla sinemada kendine yer edinmiştir ama 2007 de Ömer Vargı'nın yönettiği Kabadayı filmiyle belkide kariyerinin en kötü senaryosunu yazmıştır sözde mafya filmi olan ama herkesin o basit senaryosuna güldüğü film bence çok başarısız bir film olarak Turgul'un sinematografisine geçmiştir.
2010 senesinin filmleri yavaş yavaş açıklandığında AV MEVSİMİ diye bir film çekileceği ve filmi yazan ve yönetenin Yavuz Turgul olacağı açıklandı oyuncularında Şener Şen(vazgeçilmezi), Cem Yılmaz ve Çetin Tekindor olacağı açıklandığında ister istemez herkes çok büyük bir beklenti içine girdi büyük bir yönetmen, usta oyuncular ve film cuma günü vizyona girdi bizde herkes gibi büyük beklentilerle gittik filme.
Av Mevsimi için ilk başta görüntü yönetmenliği olarak inanılmaz bir iş çıkarılmış bunu söyleyerek başlayabilirim hollywood un a klas filmlerinde olan görüntülerden hçbir farkı yoktu filmin o anlamda türk sinemasının en iyisi diyebilirim şu ana kadar öyle bir film çekilmedi türkiyede, ama herşey tabiki görüntüyle bitmiyor, senaryo(kabadayı filminde s.o.s vermişti turgul senaryosuyla) gayet basit ve sıradan polisiye bir film çekiyorsanız böyle bir senaryo olmaz biraz gizem olmalı karışık olmalı, seyircinin kafası karışmalı, seyirci kendini yormalı ama bunların hiçbiri yok gayet tekdüze bir senaryo çıkıyor karşımıza üstelik inanılmaz mantık hatalarıda var burdan şimdi bunları yazmak istemiyorum, gidecekler için sadece izleyin bana hak vereceksiniz diyorum ama 2 nokta yazmak istiyorum; 1- katilin kim olduğu filmin hemen 2.yarısında anlaşılıyor (10 yaşındaki çocuk bile anlar)2- bir doktor sahnesi varki akıllara zarar(izleyince kesin hak vereceksiniz).
Oyunculuklara gelirsek Şener şen herzamanki gibi ustalığını konuşturuyor ama cinayet masası dedektifi kibar olmamalı biraz sert olmalı diye düşünmeden edemedim, Cem Yılmaz ise gerçekten şapka çıkarılacak bir kompozisyon çiziyor filmde(beni en çok şaşırtan da bu oldu filmde) Çetin Tekindor için fazla söze zaten gerek yok çok iyi bir karakter oyuncusu kendisi, Okan Yalabık(kendisini sevmem) çok başarılı oynuyor o da beni şaşırttı ve Melisa Sözen ise bu saydıklarım kadar iyi olmasada(zaten olamaz) sırıtmıyor en azından.
Sonuç olarak film vasatın da altında bir polisiye filmi olarak bende hayalkırıklığı yarattı ama yine de bu senenin büyük beklentilerle beklenen 3 filmi arasında( New Yorkta 5 Minare, Prensesin Uykusu) en iyisi diyebilirim(sinema kalitesinde tabi ki Prensesin Uykusu ama izleme açısından Av Mevismi).
not: Filmde Cem Yılmazın Kazım Koyuncunun HAYDE HAYDE şarkısını söylediği sahne çok güzeldi çok beğendim o sahne için bile gidilir aslında.

28 Kasım 2010 Pazar

ÇAĞAN IRMAK SİNEMASI VE PRENSESİN UYKUSU



Çağan ırmak, yeni türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri ve gerçekten çok önemli seyirciyi can evinden vuran ve haftalarca kamu oyu yaratan filmleri var ırmak'ın ve bu yazımda geçmişten başlayıp son filmi PRENSESİN UYKUSUNA kadar Çağan ırmak filmlerini yazayım dedim.
Çağan Irmak yönetmenlik kariyerine Bana Old and Wise'ı Çal adlı kısa filmiyle başlamıştı kısa bir film olmasına rağmen Derya Alabora ve Erkan Can'ın oynadığı dikkat çeken bir film olmuştu oyuncular zaten harika oyunculardı ve konusu itibariyle de seyirciyi etkileyen bir filmdi kısa olmasına rağmen bu filmle ırmak kariyerine güzel bir başlangıç yaptı. Hemen sonrasında Çilekli Pasta adlı televizyon filmiyle karşımıza geçti bu sefer bu da dediğimiz gibi televizyon için çekilen bir filmdi ve o kadar iddaalı olmamasına rağmen bu filmin adı söylendiğinde her izleyen tebessüm eder sanırım yani izleyiciyi yine etkilemeyi başarmıştı Irmak bu filmiylede o kadar ki film bi ara her hafta yayınlanıyordu televizyonda ve her haftada hatır sayılır bir reyting yapıyordu o yüzden bu filmi izlemeyen türk evladı kalmamıştır diye düşünüyorum.
Bana Şans Dile ile ilk sinema filmini yaptı Çağan Irmak 2001 senesinde filmde anlatılmak istenenler aslında güzeldi etkileyici olabilirdi ama maalesef istenilen etkiy yaratmadı oysa o zamanın çocukları olsa da bugünün önemli aktörleri İsmail Hacıoğlu ve Rıza Kocaoğlu başroldeydiler bu filmde ama bu film bence Irmak'ın sinematografisinde en başarısız filmdir ki 3.filmi olduğu halde bunu söylüyorum derken bu başarısızlıktan sonra Asmalı Konak ve Çemberimde Gül Oya adlı iki televizyon dizisi yönetti iki dizide çok başarılı oldu bol reytingler aldı hatta Asmalı Konak o kadar tuttu ki dizi bitince filmi bile çekildi bu iki dizi projesinden sonra tekrar sinemaya döndü ve Çağan Irmak sinemasının en başarılı filmi ortaya çıktı MUSTAFA HAKKINDA HERŞEY ile.
Mustafa Hakkında Herşey belki birazdan bahsedeceğim filmleri kadar türk halkını etkilemedi ama sinema açısından değerlendirirsek en başarılı filmi oldu Irmak'ın gerek oyuncular gerek film müzikleri gerekde senaryosu açısından baktığımızda çok iyi bir filmdi türk sineması için.
Bu filmden hemen bir sene sonra asıl patlamayı gerçekleştirdi Çağan Irmak Babam ve Oğlum filmiyle evet Irmak'ı herkes tanıyordu zaten çoktan popüler olmuştu bu filme gerek yoktu popüler olmak için ama bu film türk insanını öyle bir vurdu ki öyle bir etkiledi ki bu filme gidipte ağlamadan çıkanı dövüyorlardı desem yeridir herkes kendinden bir şeyler buldu herkes doya doya ağladı bir iki hatta üç kere giden insanlar oldu ve bu filmle Irmak kariyerinin en yüksek tepesine çıkmış oldu bu filmde de müzikler ve oyuncular harikaydı senaryo zaten enfesti.
Irmak sinemasında müzikler çok önemli bir yer tutar aslında bunu Çilekli Pastada da gördük Mustafa Hakkında Herşeyde de Babam ve Oğlumda da ama bunu en çok gördüğümüz filmi tabi ki Issız Adamdır ama bu filme gelmeden önce Kabusler evi adlı 3 seriden oluşan filmler çekti Irmak bu da onun her tür de film çekme hevesinden kaynaklanıyordu hemen ardından Ulak geldi kadro sağlamdı ama biraz daha kendisi için yapmıştı bu filmi ve kendi yağında kavrulan bir film oldu diyebiliriz.( Zaten çağan ırmak genelde bir iddalı bir iddasız film yapar iddalı Babam ve Oğlumdan sonra ulak iddasızdı hemen ardından iddalı Issız Adam ve iddasız Karanlıktakiler ve son filmi iddalı Prensesin Uykusu).
Ulak dan hemen bir sene sonra Babam ve Oğlumdan da büyük etki yaratan nerdeyse bu film hakkında yazı yazmayan yazarın kovulduğu bir kamuoyu oluşturan Issız Adam geldi Irmak tan, bu filmde de film müzikleri damga vuruyordu filme diğer filmlerinde de müzikler hep iddalıydı ama bu filmde resmen filmin önüne geçiyordu müzikler bu da aslında Irmak'ın sinemada müziği kullanma uzmanı olduğunun göstergesi oluyordu çok eski ve çoğu kişinin unuttuğu müzikleri öyle bir ortaya çıkarmıştı ki tam 2 sene o müzikler heryerde aralıksız çaldı o şarkıları söyleyenler tekrar ünlendi kasetleri satmaya başlandı ve herkes o müzikleri dinleyerek ağladı,efkarlandı hasret giderdi, tabi ki müzikler harikaydı ama bu filmi kötü asla yapmazdı filmde müzikleri kadar harikaydı öyle bir yerden girmiştiki Irmak bu filmde de gözyaşları şelale olum aktı seyircilerden, herkes ADA ve ALPER oldu tartışmalar analizler binlerce yazı akıp gitti ve Irmak'ın sinemasında en etkili çarpıcı filmi oldu bu film, ilerde bundan daha etkili bir film yapabilirmi çok zor ama sözkonusu Irmaksa neden olmasın diyebiliriz.

Çağan Irmak sinemasını değerlendirdikten sonra son filmi Prensesin Uykusuna gelelim artık geçen hafta vizyona giren ve benim dün izlediğim film açık söylemek gerekirse Mustafa Hakkında Herşeyden de ,Issız Adamdan da Babam ve Oğlumdan da dah zayıf etki olarak ama ırmak yine masallara(Babam ve Oğlumdaki gibi)sığınmış ve yarı masal yarı gerçek bir dünya yaratmış filmde, film ilk yarının sonuna kadar gayet sıkıcı geçiyor hatta ilk yarı 10 dakika erken bitse filmden bu ne ya diyip çıkan kişiler bile olabilir ama son 10 dakika sazı ele alan büyük usta GENCO ERKAL sayesinde film yükselişe geçiyor ve 2.yarı bu yükseliş giderek zirveye çıkıyor her filminde olduğu gibi Irmak hem güldürüyor hem ağlatıyor bu filminde de ve yine film müzikler çok başarılı( artık bu alanda türk sinemasının en iyi yönetmeni oldu diyebiliriz)ama beni seyirci olarak rahatsız eden bir durumda olmadı değil film müziklerini REDD grubu yapmış evet gayet de güzel olmuş ama sanki Irmak gruba müzikler yaptığı için kıyak geçmiş ve filmde de reklamlarını yapıp hatta kısa bir rolde vermiş grup üyelerine bu neden beni rahatsız etti derseniz çünkü REDD grubunun hitap ettiği kesim belli ve filmdeki tahminen 8-10 yaşları arasındaki ufak kızın REDD grubuna hayran olması biraz mantıka ters geliyor tek olumsuz eleştiriyi burda yapabilirim film için, bu durumu geçersek dediğim gibi GENCO ERKAL ustanın olduğu her sahne akıcı her sahne de gülüyorsunuz ve filme damgasını vuruyor büyük usta, film kendimiz sorgulama şansı veriyor bize kader nedir ne değildir ve herkes kaderine razı mı olmalıdır yoksa kaderini kendi mi çizmelidir sorularına güzel cevaplar veriyor aslında ve dedğim gibi masallarla gerçek hayatı çok iyi birleştiriyor ve sonuç olarak izlenmesi gereken güzel bir film ortaya çıkıyor.
Çağan Irmak'ın son filmi Prensesin Uykusu gidilip izlenmesi gereken bir film olarak karşımıza çıkıyor bakalım bir sonraki projesi ne olacak Irmak'ın benim tezime göre iddasız bir yapıt olmalı bekleyip göreceğiz ama ben onu beklerken siz PRENSESİN UYKUSU na gidin izleyin ve sinemadan mutlu bir şekilde ayrılın diyorum.

15 Kasım 2010 Pazartesi

UNFAITHFUL


Mutlu bir karı koca durumları gayet iyi ve birde çocukları var herşey yolunda gidiyor, kadın müzayede işleri ile uğraşıyor adam ise iş adamı, rüzgarlı bir gün kadın şehre uzak evlerinden, şehre müzayedeye giderken aniden bir fırtına başlıyor ve bir adamla çarpışıyor adam gayet yakışıklı ve son derece kibar ve ayağı kanayan kadını evine davet ediyor pansuman için derken eve çıkıyorlar ve kitaplarla son derece ilgili adam bu güzel kadının ilgisini çekmeyi başayıyor pansuman tamamlanıp kadın evine gitmek için tam çıkacakken eline de bir kitap tutuşturuyor kadının ve filmimiz böylelikle başlamış oluyor.
Başrollerinde Diane Lane, Richard Gere ve de Olivier Martinez in oynadığı bu harika film sadece seyirlik bir film değil, ahlak ve etik kavramlarını sorgulatan, evli olmalarına rağmen yalnızlaşan metropol insanının da hikayesi aslında bu filme anlatılan, SADAKAT nedir? kim eşine karşı gerçekten sonsuz bir sadakat içindedir? Erkek aldatınca farklı , Kadın aldatınca farklı mı gelişir olaylar ? ya da Aldatmanın sonu nereye gider, seni aldatan brisi için eşinde olsa bu elini kana bulamaya değer mi? işte bütün bu sorulara bu filmde cevap alacaksınız gerçekten inanılmaz bir film, aldatmak bir süreçmidir yoksa bir anlık bir çılgınlıkla mı yapılır ve cezası ne olmalıdır ? ya da aldatılan affetmelimidir bu neye göre değişir ? çocuk olması işleri zorlaştırır mı çağımızın en sakıncalı kelimesi olan aldatmak bu filmde çok güzel işleniyor.
İZLEYİN.
P.S: Diane Lane bu filmle aday olduğu en iy kadın OSCARINI kesinlikle hak etti ama maalesef hakkı sağlam bir şekilde yenildi ödül Nicole Kidman a gitti.

13 Kasım 2010 Cumartesi

schusteri anlamak


Bu ülkeye kariyerli çok teknik adam geldi ve türk futboluna ayak uyduramadıkları ve de gereksiz inatları yüzünden hepsi gönderildi ülkelerine nerdeyse tekme tokat, Real Madrid e 2 kere şampiyonlar ligini kazandıran Del Bosque mesela, Beşiktaş a geldiğinde tüm dünya şaşırdı çünkü Bosque Zidane,Figo,Raul,Roberto carlos,Ronaldo ve Beckham gibi yıldızlar karmasını çok iyi yönetti bu futbolculardan adeta kolej takımı yarattı ve harika başarılar kazandı(herkes o adamlarla ben bile kazanırım desede zor olan yıldızları yönetmektir çünkü hepsinin egoları çok yüksektir), Beşiktaşdan ise daha 1 sene bile tamamlanmadan saygısızca davranılarak adeta kovuldu ve bunun bedelini de 8.5 milyon euro tazminat alarak gösterdi amatör yönetime, ve sonra gidip spanyayı DÜNYA ŞAMPİYONU yaptı Bosque, evet Beşiktaştan kovulan, hoca değil denen Del Bosque, Fenerbahçe de çok büyük bir sükse yaparak İspanyayı Avrupa şampiyonu yapan Aragones i getirtti (ki İspanya milli takımlarda çok başarısız bir ülkeyken bunu yaptı Aragones) ve maalesef o da büyük hayal kırıklığı yaşattı 1 sezon zor dayanıldı kendisine ve sezon biter bitmez tazminatı verilerek (3.5 milyon) euro o da aynı Del Bosque gibi ispanyaya postalandı, Galatasaray benim neyim eksik diyerek Barcelonayı 2 sene şampiyon yapan Rijkaard ı getirdi takımın başına o da büyük sükse yaptı ve rijkaard ismini duyan avrupanın gelecek vaad eden yıldızlarıda Galatasaray a geldi, ve geçen sene herkes bu sene Gs açık ara şampiyon olur dedi ama hayalkırıklığı yarattı Rijkaard, sakatlıklara atıldı suç bi türlü istediği sistemi oturtamadı ve bunda ısrarda etti, yıldızları gerçek mevkilerinde oynatmadı Elanoyu mesela sol kanatta oynattı uzun süre ve hüsranla sonuçlanan bir sezondan sonra Galatasaray ezeli rakipleri gibi sabırsız çıkmadı 1 sene daha şans verelim dediler güvendiler Rijkaard'a ve bu sezon başladı yine aynı terane, derken Karabük e de yenilince yönetimin artık yapacak başka bir şeyi kalmamıştı onlarda mecburen tazminatını vererek yolladılar Rijkaardı(3.5 milyon euro) 3 büyük takımımızın 3 büyük hocayı getirip üçünde de büyük başarısızlıklar yaşamaları acaba bir tesadüfmüydü her ne kadar Rijkaard hollandalı olmasada İspanyol mantalitesiyle futbol oynatıyordu aynı Del Bosque ve Aragones gibi bu da ister istemez şu soruyu sormamızı sağlıyor : İSPANYOL MANTALİTESİ TÜRK FUTBOLUNA ADAPTE EDİLEMİYOR MU? bu sorunun cevabı şimdilik evet ve şimdi önümüzde 4. örnek var SCHUSTER.
Bernd Schuster de Real Madrid i ispanya da son kez şampiyon yapan hoca(üstelik rekor puanla ve Barcelonayı nou campta yenerek) olarak ve Real Madridten önce Getafe de oynattığı futbolla büyük saygı gösterilen bir hoca olarak getirildi Beşiktaş başına ve aynı Rijkaard gibi Schuster ismini duyan dünya yıldızları da Beşiktaş a geldi önce QUARESMA sonra GUTİ getirildi ve beşiktaş için tüm spor basını daha lig başlamadan bu senenin şampiyonu belli diye yazılar yazdı evet kadro gerçekten bu lig için kalburüstü bir kadroydu üstelik Beşiktaş her zaman ezeli rakiplerine göre daha mütevazi kadrolar kurarken bu sefer onlardan çok daha üstündüler, her mevkide bir değil iki alternatif oluşturuldu ve Schustere emanet edildi bu takım, ama herşey kadrolar olsaydı zaten lig oynanmazdı direk en iyi kadroya şampiyonluk verilirdi tabi ki öyle saçma bir şey söz konusu bile değil ve lig başladı ilk başlarda bu kadroya yakışır bir ivme kazandı Beşiktaş ard arda başarılı sonuçlar geldi hem ligde hem de avrupada, derken bu kadronun en spektaküler ismi olan QUARESMA sakatlandı ve Beşiktaş onun yokluğunda tam 6 maça çıktı ve sadece 1 maç kazandı, kazanırken takım, schuster fazla eleştirilmiyordu (oysa çok büyük hatalar yapmasına rağmen hiçbir maça aynı kadroyla çıkmadı hep rotasyon diyerek oyuncuları değiştirdi ve de dünyada artık kullanılmayan çizgi defans ile takımı oynattı) kaybetmeye başlayında parantez içinde yazdıklarım yüksek sesle konuşulmaya başlandı, Real Madrid ve Barcelona da bile çekirdek bir kadro vardır ve o oyuncular sakat olmadıkları zaman mutlaka oynarlar ama Schuster takımla hamur gibi oynadı ve bir iskelet kuramadı bunda sakatlıklar da önemli rol oynadı aslında ama yine de bir kadro yapmalıydı her maç oynayan, ve 11.hafta sonunda liderle puan farkı 9 a çıktı bakalım bundan sonra neler olacak Schuster ispanyol mantalitesinde ısrar edip başarılı mı olacak yoksa o da Del Bosque, Aragones ve Rijkaard gibi ülkesine mi gönderilecek izleyip göreceğiz ve bu macera sonunda ispanyol mantalitesinin ülkemizde başarılı olup olmayacağının cevabı net olarak alınacak.

10 Kasım 2010 Çarşamba

ÖLMEDEN ÖNCE MUTLAKA İZLENMESİ GEREKEN 145 FİLM

Her önemli sinema sitesi yaza sinema yazarı ya da önemli dergi ve mecmualar her sene ölmeden önce izlenmesi gereken filmler diye bir liste yayınlarlar hatta ölmeden önce izlenmesi gereken 1001 film diye bir kitap bile var, aklımda hiç yoktu böyle bir fikir taa ki twitterdan bir arkadaş bana ölmeden önce mutlaka izlemem gerekekn 50 filmi yazarmısın diye rica edene kadar bende tabiki bu değerli ricayı geri çevirmemek için giriştim böyle bir liste hazırlamaya nacizane sinema bilgimle bende bir liste yaptım 50 film cidden çok az olduğu için 145 e kadar sınırladım ama listeyi incelediğinizde de göreceksiniz ki görünürde 145 olan liste baya bi uzuyor ama açık ve net söylüyorum ve bu konuda çok iddalıyım azıcık sinema kültürüm olmasını istiyorum diyen birisi mutlaka bu filmleri izlemeli her türün en iyileri ve de gerçekten kült olmuş filmler var ve her ülke sinemasından almaya çalıştım elimden geldiğince umarım işinize yarar bu liste şimdiden iyi seyirler diliyorum.

145-breakfast at tiffanys-1961 7.8
144-the changeling-1980 7.3
143-deep red&inferno&opera&unsane&suspiria-75&80&87&82&77 7.69 6.7 7.09 7.09 7.30 dario argento
142-dawn of the dead-1978 8.0
141-the exorcist-1973 8.1
140-halloween-1978 8.0
139-night of the living dead-1968 8.0
138-the evil dead 1&2-1987-7.6 7.9 sam raimi
137-the innocents-1961 8.0
136-scream&the last house on the left&the nightmare on elm street-96&72&84 7.2 5.9 7.4
135-lost in translation-2003 7.9
134-the bridges of Madison country-1995 7.2
133-the unbearable lightness of being-1988 7.4
132-persepolis-2007 8.0
131-the deer hunter-1978 8.2
130-gone with the wind-1939 8.2
129-all about eve-1950 8.4
128-from here to eternity-1953 7.9
127-the shop on main street-1965 8.1
126-patton-1970 8.1
125-the tin drum-1979 7.6
124-life is beautiful-1997 8.4
123-no mans land-2001 8.0
122-no country for old men&the big lebowski-07&98 8.3 8.2
121-lord of war-2005 7.7
120-irreversible-2002 7.3
119-The lives of others-2006 8.5
118-Rain man-1988 8.0
117-Magnolia&there will be blood-1999&2007 8.0 8.20 paul Thomas anderson
116-Gandhi-1982 8.20
115-Trainspotting&slumdog millionaire-96&08 8.20 8.30 danny boyle
114-Groundhog day-1993 8.2
113-District 9-2009 8.3
112-Sixth sense-1999 8.2
111-Heat-1995 8.3
110-Blade runner&alien&gladiator-82&79&00 8.3 8.5 8.3 ridley scott
109-Cinema paradiso&stanno tutti bene&the legend of 1900-88&90&98 8.40 7.58 7.80 guiseppe tarnatore
108-Amelie-2001 8.6
107-Pans lybrinth-2006 8.4
106-Duck soup-1933 8.10
105-Citizen kane&the third man&touch of evil-41&49&58 orson welles
104-One flew over the cuckoos nest-1975 8.9
103-The good the bad and the ugly-1966 9.0
102-25th hour&malcolm x-2002&1992 7.9 7.2
101-jeux denfants-2003 7.6
100-into the wild -2007 8.2
99-all the real girls-2003 7.1
98-unfaithful-2002 6.6
97-lorenzo’s oil-1992 7.0
96-kind hearts and coronets-1949 8.3
95-superbad-2007 7.8
94-V for vendetta-2006 8.2
93-dumb and dumber-1994 7.2
92-eurotrip-2004 6.5
91-american history x-1998 8.6
90-das experiment-2001 7.9
89-fight club&se7en&the social network&the game-99&95&2010&97-8.80 8.70 8.50 7.7 david fincher
88-ghost world-2001 7.7
87-into the wild-2007 8.2
86-love actually-2003 7.9
85-pulp fiction&kill bill series&reservoir dogs&inglarious basterds&sin city-94&03&92&09 8.90-8.20 8.40 8.40 8.30 quentin tarantino
84-secrets and lies-1996 7.9
83-shaun of the dead-2004 8.0
82-the pursuit of happyness-2006 7.8
81-okuribito-2008 8.1
80-the night of the hunter-1955 8.2
79-big fish&Edward scissorhand&betle juice-03&90&88 8.1 8.0 7.3 tim burton
78-amores perros&21 grams&babel üçlemesi alejandro amenabar
77-my left foot-1989 7.8
76-salaire de la peur-1953 8.3
75-goodfellas&taxi driver&the departed&raging bull&casino&shutter island-90&76&06&80&95&10 martin scorsese
74-4 months 3 weeks 2 days-2007 7.9
73-monyh phyton and the holy grail & life of brain-75&79 terry gilliam
72-shadow of a doubt&rear window&psycho& vertigo&rebecca¬orious-43&54&60&58&40&46 alfred hitchcock
71-a bout de souffle&bande a part&vivre sa vie&le mepris-60&64&62&63 8.0-7.89-7.69 jean luc godard
70-the notebook-2004-8.0
69-leon-1994 8.6
68-the silence of the lambs-1991 8.7
67-city of a god-2002 8.8
66-kramer vs kramer-1979 7.7
65-scarface-1983 8.2
64-old boy-2003 8.3
63-himel über der Berlin-1987 8.0
62-star wars triology George lucas
61-bin-jip&shi-gan-2004&2006 8.0 7.2 kim ki duk
60-brief encounter&Lawrence of arabia&the bridge on the riwer kwai&doctor zhivago-45&62&57&65 8.2-8.60-8.40-8.0 david lean
59-the dark knight&inception&memento&the prestige-08&10&00&06-8.90 9.10 8.70 8.40
Christopher nolan
58-the kid&the great dictator&citylights&modern times&the gold rush-21&40&31&36&25 8.29 8.40 8.60 8.50 8.20 charles chaplin
57-american beauty-1999 8.6
56-guess who is coming to the dinner-1967 7.8
55-schlinders list&the color purple&saving private ryan&jaws&duel-93&85&88&75&71 8.90 7.70 8.508.30 7.70 steven spielberg
54-braveheart-1995 8.4
53-los olvidados&viridiana&the exterminating angel&charme discret de la bourgoise&cet obscur du desir&belle de jour-50&61&62&72&77&67 luis bunuel
52-singin in the rain-1952 8.4
51-a clockwork orange&full metal jacket&the shining&dr strengelove&eyes wide shut-71&87&80&64&99 stanley kubrick
50-requiem for a dream-2000 8.5
49-harold and maude-1971 8.1
48-rashomon&dersu uzala&seven samurai&ikiru&ran-50&75&54&52&85 akira kurosawa
47-casablanca&yankee doodle dandy-42&42 8.80-7.79 michael curtiz
46-idi i smotri-1985 8.2
45-it is a wonderful life&mr.smith goes to Washington&it happened one night-46&39&34 8.7
8.4 8.3 franck capra
44-persona&the seventh seal&smultronstallet&scenes from a marriage&autumn sonata&viskningar och rop&skammen&den goda viljan-66&57&57&73&78&72&68&92
43-eternal sunshine of the spotless mind-2004 8.5
42-la finestra di fronte-2003 7.4
41-gegen die wand-2004 8.0
40-the wedding singer-1998 6.8
39-forrest gump&back to the future-94&85 8.6 8.4
38-close-up-1990 8.1
37-the sweet hereafter-1997 7.8
36-turtles can fly-2004 7.9
35-the party-1968 7.4
34-missing-1982 7.7
33-time to leave-2005 7.1
32-the remains of the day-1993 7.9
31-a women under the influence&love streams-1974&1984 8.0 8.0
30-antonias line-1995 7.3
29-henry V-1989 7.9
28-3 renk üçlemesi red-white-blue-1994 8.1
27-the white ribbon&the seventh continent-2009-1989 7.9 7.8 michael haneke
26-dogville&breaking the waves&dancer in the dark-03&96&00 7.9 7.8 7.8 lars von trier
25-l’avventura&blow up-1960-1966 7.9 7.6 michalengelo antonioni
24-das boot-1981 8.5
23-howls moving castle&spirited away&mononoke-hime-2004&2001&1997 8.1 8.5 8.3 hayao miyazaki
22-mash& 3 women-1970&1977 7.8 7.8 robert altman
21-chinatown&repulsion&rosemarys baby-1974&1965 8.5 7.9 roman polanski
20-dolls-2002 7.7
19-in the mood for love-2000 8.1
18-talk to her&all about my mother-2002&1999 8.0 7.8 pedro almodovar
17-landscape in the mist-1988 8.0
16-the 400 blow&day for night&Jules et jim-59&73&62 8.1-7.99-7.80 francois traffaut
15-the best years of our lives&roman holiday-46&53 8.20 8.10 william wyler
14-sunset blvd-double indemnity&some like it hot&the apartment-50&44&59&60 8.70-8.60-8.40-8.40 billy wilder
13-the grapes of wrath-1940-8.2
12-mamma roma&edipo re&la rabbia-62&67&63 7.89-7.59-7.59 pasolini
11-le boucher&une affaire de femmes&le ceramonie-70&88&95- 7.58-7.55-7.48 chabrol
10-maria braun&lili marleen-79&81 7.80-7.22 fasbinder
9-the elephant man&mulholland drive&blue velvet&lost highway-80&01&86&97 david lynch
8-all quiet on the western front-1930 8.1
7-the godfather 1&2- apocalpyse now-79&72 francis ford coppola
6-nights of cabiria&la dolce vita&8.5-57&60&63-8.29-8.10-8.20 federico fellini
5-to kill a mockingbird-1962-8.5
4-hotel rwanda-2004 8.3
3-west side story-1961 7.7
2-moulin rouge-2001 7.7
1-annie hall&Manhattan&hannah and her sisters&match point&love and death&husbands and wives&vicky cristina barcelona-77&79&86&05&75&92&08 woody allen


Türk filmleri

Selvi boylum al yazmalım
Ahh belinda
Adı vasfiye
Dilberin 8 günü
Issız adam
Mustafa hakkında her şey
Babam ve oğlum
Filler ve çimen
Tabutta rövaşata
Vicdan
Teyzem
Fatma gülün suçu ne
Başka dilde aşk
Başka semtin çocukları
Bornova Bornova
Mutluluk
Sonbahar
Türev
Dila hanım
Vesikalı yarim
Gelin-düğün-diyet
Güneşi gördüm
Sevmek zamanı
Susuz yaz
Ağır roman
Arabesk
3 maymun
İklimler
Uzak
Anayurt oteli
Karşılaşma
Hayat var
Kaç para kaç
Korkuyorum anne
Barda
Gemide
Propaganda
Uçurtmayı vurmasınlar
Eşkıya
Gönül yarası
Muhsin bey
Arkadaş
Yol
Sürü
Umut
İtiraf
Yazgı
Kader
Masumiyet
Yılanların öcü



Not: filmler sıraya göre değil karışık yapılmıştır.
Not 2 : 1 maddede birden çok film varsa o filmlerin hepsi aynı yönetmenin filmleridir.
Not 3: bu listeyi saat 1.00 dan 6.00 a kadar yaptım gözümden kaçan filmler varmıdır olabilir ama yukarıda yazan filmler bence ölmeden önce kesinlikle izlenmelidirler 
Not 4: yanlardaki rakamlar www.imdb.com sitesindeki 10 üzerinden verilen puanları belirtiyori

Bu filmler sizlere güzel vakitler geçirtiyor ve size bir şeyler katıyorsa ne mutlu bana

A Moment to Remember


Orjinal adını yazamam çünkü kore filmi :) ama bu film yükselen kore sinemasının önemli bir örneği olarak karşımıza çıkıyor gerçi 2004 yapımı biraz geç kaldım izlemekte 2 gün önce bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine izledim dün gece bu filmi.
Dediğim gibi kore sineması dünya sinemasında kendine önemli bir yer edindi başta Kim-Ki Duk olmak üzere koreli yönetmenlerin başarılı filmleri sayesinde ve bu filmler tüm dünya seyircisine hitab eden içten ve sıcak filmler olmalarından dolayı kore sineması bir anda patlama yaptı bu filmde kore sinemasının duygusal yönü kuvvetli olan örneklerinden en önde geleni diyebilirim.
Film klasik türk filmi gibi başlıyor aslında zengin kız ve fakir erkek ve kızın babası ilişkilerini onaylamıyor ilk başta ama dayanamıyor ve bir şekilde evlenmelerine onay çıkıyor kız kendi mesleğinde başarılı bir stilist erkek ise yine kendi mesleğinde çok başarılı bir mimar(amelelikten mimarlığa) ve bu muhteşem aşk hikayesi filmin temposunu zaman zaman düşürsede seyirciyi yakalıyor hatta kimi anlarda gözyaşları sel olabilir benden söylemesi gerçekten çok içten ve seyirciyi içine alan bir duygu bütünlüğü var filmde.
Kasım ayında olduğumuz için söylemek istedim Kasımda Aşk Başkadır(sweet november) nasıl kült olmuş bir filmde bu filmde ondan çok daha fazlası var konu itibariyle birbirlerine çok benzeyen iki film aslında ama biri tabiki oyuncuları ve hollywood büyüsüyle kült olmuş bir film ama bu filmde bence kült olacaktır yakın zamanda her ne kadar zaten 6 sene olmuş desenizde bence sinema olarak Sweet November dan çok daha başarılı bir film.
Kore sinemasının bu filmle birlikte bi kaç başarılı örneğini de yazmak istiyorum kesinlikle izlenmesi gerektiğin düşündüğüm bu filmleri de izlenmesi gereken film listenize ekleyin derim
Kim- ki Duk tan :
sprin, summer, fall, winter and summer: bu film az diyalog ama ama sözsüzde çok şey anlatılabileceğini anlatan harika bir filmdir.
3-iron: diğer ismiyle bin-jip bu da soundtrackleri ve harika aşk hikayesiyle kesin izlenmeli
Shi-Gan: en sevdiğim filmi budur kim-ki duk un aşk için herşey yapılır ama bukadarıda çok fazla dedirtecek bir film.
Old-boy: bu filmi önermek biraz saçma olur izlemeyen kalmışmıdır acaba eğer kaldıysa da bu yazıyı okuduktan sonra hemen acil izlemeli 4 kez izledim ama daha en az 4 kez daha izlerim kore sinemasının açık ara en iyi filmi tam bir başyapıt.

6 Kasım 2010 Cumartesi

VAY ARKADAŞ


Dün gece 2 filme gittim ilki new yorkda 5 minareydi ve bi önceki yazımda onu değerlendirdim maalesef vasattı ama ondan sonra gittiğim vay arkadaş beni gerçekten şaşırttı çünkü asla böyle bir film beklemiyordum, beklentimin çok üstünde harika bir komediyle karşılaştım ne kulağı tırmalayan küfürler var ne de aşırı bel altı espriler her şey dozunda bu filmde ve salonda kahkaha hiç eksik olmadı film boyunca filmin 3 kahramanı manik, tik ve dildo bu 3 harbi arkadaş dildonun babasının ameliyat parasını bulabilmek için giriştikleri maceralar ve sonrasındaki kahkaha tufanı gerçekten sinemada izlenmeli dildo karakterini nefes filminin komutanı Mete Horozoğlu canlandırıyor ve nefes gibi sert bir filmde hem sert hem de duygusal bir rolü hakkıyla oynadıktan sonra bu filmde komedi rollerininde altından kalkacağını kanıtlıyor bizlere, tik e gelirsek filmde en çok güldüğümüz karakter tik ismindende anlaşılacağı gibi mimikleri jestleriyle konuşmadan güldürüyor bizleri filmde kendisi bu 3 kafadarın en arıza karakteri ise manik o da seyirciyi kahkahaya boğuyor asabi bir karakteri harika canlandırıyor ali atay asabi bir karakteri o kadar iyi canlandırıyorki seyirciye en sempatik kahraman kim diye sorsanız çıkışta kesinlikle manik derler, bu 3 kafadar dışında demet evgar da harika bir oyun çıkarıyor rolünün hakkını veriyor ve usta oyuncu rasim öztekini de eklersek bu kadroya izleyiciyi çok keyifli bir film bekliyor.

MAHSUNDAN EGO TATMİNİ


Önce Beyaz Melek sonda Güneşi Gördüm gibi iki filmle türkücülükten sinemaya hızlı bir giriş yaptı mahsun kırmızıgül ilk film Beyaz Melek için eleştirmenler ve halk ikiye bölündü yarısı güzel film derken yarısı da duygu sömürüsü dediler ben ise o filme ilk film olarak baktım çünkü daha önce hiçbir yönetmenlik deneyimi olmayan ve bu olaya çok uzak olan bir adamdı mahsun ve sert eleştiriden çok yapıcı eleştirilere ihtiyacı vardı, evet duygu sömürüsü vardı filmde biraz fazla abartmıştı ama dediğim gibi ilk film olduğundan bunun üstünde durmadık film izleyenleri ağlattı, zaten mahsunun amacıda buydu ama filmin bir mesajı da yok değildi büyük metropollerde robotlaşan insanımız vefa duygusunu yitirip yaşlı anne, babalarını maalesef huzur evlerine bırakıyorlar ama bu bazen onların çok daha iyi bakılmaları için oluyor ve mahsun bu konuyu almıştı ilk filminde ele evet dedğim gibi duygu sömürüsü vardı ama film mesajınıda vermişti ve mahsunda yönetmenlik olarak acaba dedirtmişti bize derken 2.filmini yaptı GÜneşi Gördüm, bu filmde ise kesinlikle büyük biir başarı yakaladı ilk filmindeki acabaları olumlu beklentilere çevirdi film bir çok konuya el atıyor arasıra dağılıyor olsada güçlü bir filmi kürt-türk kardeşliğin,akraba evliliğin,travesti meselesini ve iltica olayını güzel ele almıştı ve güçlü oyunculuklarda filmin izlenmesinde etkiliydi (beyaz melekte de oyunculuklar çok iyiydi) ve Güneşi Gördüm taraflı tarafsız herkes tarafından beğenilen bir film olmuştu ve böylece Mahsundan beklentiler artmıştı derken 2 senedir beklenen son film New Yorkta 5 minare vizyona girdi cuma günü bende bugün izleme fırsatı buldum ve açıkçası büyük beklentilerle gittim filme,filmin reklamı çok yapıldı iyi bir pazarlama yapıldı ve film baya hatrı sayılır kopya sayısıyla sinemalara girdi film türk sineması açısındanda ilkleri barındırmasıyla izleyiciyi büyük beklentilere soktu
hollywood un önemli karakter oyuncularından DANNY GLOVER ve de eski femme fatal larından GINA GERSHON da filmde oynadılar ki bu 2 usta oyuncuyu tüm hollywood tanır onun dışında filmin önemli bir bölümü amerikada çekildi bütçesi kuvvetli bir filmdi hiçbir masraftan kaçınmamıştı mahsun amaaaaa filme gelirsek kendi açımdan büyük hayalkırıklığına uğradım neden mi film güzel başladı ama sonunu güzel getiremedi başlığımda da deiğindiğim gibi mahsun kendi egolarını tatmin etmek için çekmiş bu filmi, film adını Bitliste 5 Minare türküsünden alıyor, Bitlis Mahsun un memleketi ayrıca, filmi o kadar kötü bitiriyorki mahsun hani cidden türkücü mahsun nede olsa diyorsunuz maalesef oysaki güneşi gördüm ile bundan sonraki filmleri için bizi umutlandırmıştı, bi kere mustafa sandal seçimi çok yanlış ama ondan daha büyük bir yanlış kendisini başrol oynatması evet ilk iki filminde de yine başrolde kendisi vardı ama yine fazla sırıtmamıştı o filmlerde ama bu sefer fırat karakteri içine asla giremiyor mahsun(oyunculuk asla mahsun a göre değil bunu artık birinin ona anlatması gerekiyor hatta bırakın filmleri kliplerinde bile oynamasın beyaz perdeye yakışmıyor çünkü oynayamıyor) hem partneri mustafa sandal hem de kendisi berbat oyunculuklar çıkarıyorlar film bittiğinde bu ne ya diyerek çıkıyor çoğu insan filmden evet anlatmak istediği şeyler var ama çok alakasız ve kopuk bir şekilde anlatmaya çalışmış konu bütünlüğü yok filmin dişe dokunur olumlu tek yönü HALUK BİLGİNER diyebilirim neden derseniz büyük ustalara taş çıkarır bir performans geliyor bilginerden bu beni neden şaşırttı derseniz bilginer üst üste oynadığı dizilerde abartılı oyunculuğuyla gözümden düşmek üzereyken bu filmle tekrar beyaz perdeye dönüyor diyebilirim uzun lafın kısası filme büyük emek harcadığı belli olsada bu sefer olmamış MAHSUN DİYORUM film MAHSUNUN EGO TATMİNİ çabası nedeniyle harcanıyor.

29 Ekim 2010 Cuma

4 Film Birden


geçen hafta rekor denemesi yaptım bir günde 4 sinema filmine gidecektim rekorum ikiydi ve 15.15 seansıyla ilk film başladı BURIED: ryan reynoldsun adeta one man show yaptığı harika bir film burdan film hakkında herhangi bir ipucu vermek istemiyorum ki gidin ve şok olun ama şunu diyebilrim mutlaka izlenmesi gereken bir film hollywood un son zamanlarda en yaratıcı filmi diyebilirim gönül rahatlığıyla o bitince hemen ardından 17.30 da altın portakalın bu seneki kazananı ÇOĞUNLUK filmine gittim evet öykü güzel ama maalesef yönetmen öyküyü iyi aktaramamış ilk film olduğundan biraz anlayışlı davranabiliriz ama bu film altın portakal alacak kadar kaliteli asla değil hatta film bence vasat bir film ama oyunculuklar harika settar tanrıöğen zaten süper ama altın portakalda en iyi oyuncuyu alan bartu küçükçağlayan gerçekte çok iyi oynamış filmde , o film bitince 19.45 de bu sefer stone filmine gittim robert de niro ve edward norton bir araya gelmiş izleyelim dedik ama maalesef çok vasat bir filmdi bu da ama yinede bu 2 usta oyuncu için izlenir diyebilirim he bide güzeller güzeli milla jovovich de filme ayrı bir renk katıyor ve son filmim de paranormal actvity 2 idi ilk film tam bir fiyaskoydu benim için evet korkanlar vardı ama ben korku nun k sini bile hissetmemiştim ama paranormal activity 2 çok farklı ciddi korkunç dediler diye gittim ama ilkinden biraz daha iyi olsada o da hayalkırıklığıydı benim için ve maalesef 4 filmden sadece ilki BURIED bana iyki gitmşim dedirtti diğerleri gereksizdi ama yine de BURIED için değdi diyebilirim.

ALLEN IVERSON


uzun bir aradan sonra geri döndüm bir daha bu kadar fazla ara vermek mi asla evet twitter sayesinde blog yaazamaz oldum maalesef ama artık en kötü haftada 1 kez burada olmak istiyorum sizlerle genelde spor ve sinema ağırlıklı olacak ama ilgimi çeken güncel haberlerde yazabilirim tekrar buraya dönüp yazmamda tabiki ALLEN IVERSON çok etkili oldu, 1 ay önce haberlerde çıktığında allen iverson beşiktaşla görüşüyor diye aynen şöyle gülmüştüm puahuahauahauauh yok artık evet ben ki fanatik beşiktaşlıyım ama gerçekçi olmak lazımdı nba tarihinin en önemli oyuncularından biri 4 kez nba sayı kralı olmuş IVERSON türkiyeye gelecekti üstelik mütevazi bir kadrosu olan beşiktaş a buna kimse inanmazdı ve inanamadı da herkes dalga geçti ama zaman geçtikçe haber daha sık yayınlandı ve iş ciddiye bindi derken yukarıdaki fotoğraftada gördüğünüz gibi ALLEN IVERSON bu gece BEŞİKTAŞ la 2 senelik sözleşme imzaladı evet yanlış okumuyorsunuz ve fotoğrafda photoshop değil beşiktaş türk spor tarihinin en büyük transferini yaptı dünyanın en büyük yıldızlarından birini türkiyeye getirdi allen iverson beşiktaş a ne katar bilinmez izleyip göreceğiz ama artık beşiktaş ismini tüm dünya tanıyor guti ve quaresmayla futbolda tanınan beşiktaş allen iverson sayesinde artık baskette de dünya da tanınıyor hoşgeldin the answer umarım bu büyük taraftarla coşar ve coşturursun.

31 Temmuz 2010 Cumartesi

CASABLANCA


Geçen hafta casablancayı izlemeye gittim açıkhavada heyecanlıydım daha önc e 5 kere izlememe rağmen, gelmiş geçmiş en büyük aşk filmini açıkhavada izlemek çok farklı olacaktı ve arkadaşlarla gittik izlemey izmir halkının büyük bir ilgisi vardı çocuklarını alıp gelmişti çoğu kişi gencinden yaşlısına her yaş grubundan insan vardı filmde çimlere uzandık ve filmi izlemeye başladık.
CASABLANCA sadece bir dergi yada eleştirmen grubu tarafından değil hemen hemen tüm sinema dünyası tarafından gelmiş geçmiş 1 numaralı aşk filmi seçilmiştir ve her sene tekrarlanan listelerde de hep zirvedeki yerini korur koruyacaktırda üstelik harika aşk filmleri olmasına rağmen bu filmi geçecek bir film olacağını düşünmüyorum neden mi?
2.dünya savaşı gölgesinde fas ın CASABLANCA şehrinde geçen bu aşk hikayesinin iki kahramanı ingrid bergman ve humphrey bogart bu filmin bir numaralı aşk filmi olmasını sağlayan iki harika oyuncu olarak bu filmde gösterdikleri büyük performanla hem filmin hemde RICK ile ILSA nın sinema dünyasında unutulmazlar arasına girmesini sağlıyorlar.
Rick tüm o karışıklıkta kendini casablancaya atıp orda büyük bir restoran işleterek şehrin nüfuz sahibi kişileri arasına girmiş ve sözünü dinleten biri olmuştur aslında o Ilsa dan kaçmıştır ve casablancaya yerleşmiştir ama Ilsa toplama kampından kurtulan kocasıyla kendini casablancaya zor atmış ve yeni dünyaya kaçış için her yolu deneyecek biri olarak kocasıyla hareket etmektedir fakat büyük aşkı Rick i görmesiyle işler tamamen değşecektir ve efsane film bu ikilinin ilk karşılaşma anıyla herkesi büyülemiştir.
CASABLANCA yı bi kere izleyen mutlaka hayatının farklı anlarında yeniden izleme gereği duyacaktır şu an için o aşkı değerlendirmek zaten imkaansızdır çünkü öyle bir aşk bu zamanda olmaz olamazda aşkının mutlu olabilmesi için filmin final sahnesinde hiç düşünmeden o hareketi yapan Rick ve Ilsa sinema tarihine altın harflerle isimlerini yazdırmışlardır INGRID BERGMAN ve HUMPHREY BOGART eşliğinde.
p.s: AS time goes by ise bu filme yakışır bir aşk şarkısı olarak filmle beraber adını sinema tarihine yazdırmıştır.

11 Temmuz 2010 Pazar

Dünya Kupası Final Maçı

Ve geldi çattı final maçı 1 ay süren bu futbol şöleni bu akşam saat 21.30 da başlayacak final maçı sonrası bitecek ve 2014 e kadar bugün kupayı alacak takım son şampiyon olarak dillerde olacak, şampiyonada finale kalmayı başaran 2 takımdan İSPANYA beklenen takımlardandı fakat HOLLANDA süpriz sayılıyor otoriteler tarafından ve bugünde favori İSPANYA ama şu ana kadar oynanan 6 maçıda kazanan HOLLANDA hiç de küçümsenecek bir takım değil,İSPANYA ya bakarsak ilk maçında isviçreye yenilen ve gruptan çıkması bile zora giren bir takımken ondan sonra oynadıkları maçlarda çok iyi bir grafik sergileyerek finale kadar çıktılar üstelik yarı finalde almanya gibi bir takımı pozisyon vermeden yendiler, HOLLANDA ise berabere bile kalmadan hep kazanarak buraya kadar geldi ve brezilyayı üstelik geriye düştükleri maçta elediler.
Dolayısıyla ikiside finali hak etti ve artık herkes sustu 21.30 u bekliyor takım olarak ispanya her ne kadar favori olsada 2 takımın kazanması da süpriz sayılmayacaktır ibre az da olsa ispanyadan yana olsada robben sneijder kuyt un performansları hollanda için belirleyici olacaktır özellikle italya şampiyonluğu,italya kupası,şampiyonlar ligini kazanan sneijder dünya kupasını da kazanırsa kırılması imkaansız bir rekora sahip olacaktır umarım hak eden kazanır benim tahminim ise gönlüm hollanda mantığım ispanyadan yana.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Dünya Kupası 3.lük maçı tahminim

ALMANYA-URUGUAY:
yarı finallerin 2 yaralı takımı 3.lük maçında karşılaşıyorlar, aslında bu maç sadece bir ünvan maçı 2 takımında umrunda olduğunu düşünmüyorum özellikle almanya şampiyon olamadıktan sonra 3.lük 7.lik ne farkeder diye düşünüyordur çünkü gerçekten çok trajik bir mağlubiyet aldılar ispanya karşısında, sen ingiltere, arjantine 4 at gel ispanya maçında pozisyona dahi gireme bu kötü oldu ve almanya biraz daha moralsiz,uruguay ise turnuvanın süpriz takımı oldu onların buraya kadargelebileceğini kendi hocaları bile tahmin etmiyordu forlanın sürüklediği takım buraya kadar geldi ve 3.lük maçında almanyaya oranla daha bir iştahlı olacaklarını 3.lüğü daha çok isteyeceklerini düşünüyorum ben ama sonuçta her ne kadar biraz formalite maçı olsada 3.olmak da en azından bir teselli olacaktır 2 takım içinde.
Uruguayda yarı finalde oynamayan takım kaptanı lugano ve kırmız ve golcü suarez bu sefer sahada olacaklar almanyada ise mesut özil ve klose nin oynama ihtimalleri zayıf bu maç her sonuca gebe ama ben uruguayın bir adım önde olduğunu düşünüyorum daha çok istedikleri için.

6 Temmuz 2010 Salı

Dünya Kupası Yarı Final Değerlendirmelerim

Ve sonunda geldik son aşamaya artık sadece 4 takım var ve bugün,yarın oynanacak maçlar sonucunda finale kalan takımlar belli olacak.
Değerlendirmemize bugün ki maçla başlayalım.
URUGUAY-HOLLANDA:
Çeyrek finalde uruguay ganayla karşılaştı ve 2.turda olduğu gibi yine uzatma oynadı gana uzatmalarda harika oynadı uruguayın kondisyonu uzatmalarda sadece defans yapmasını sağladı maçın hakkı gananın kazanmasıydı ve hatta 120.dakikada bu şansıda yakaladı gana fakat maalesef direğe takıldılar ve seri penaltılara geçildi uruguay daha tecrübeli olan futbolcuları ve kaleci farkıyla penaltılarda üstün olan takım oldu ve yarı finale çıktı ama 2 önemli oyuncusunu da kaybetti golcü suarez ve defansın lideri aynı zamanda kaptanları lugano yarı finalde yoklar bu da hem yorgun hemde yaralı uruguayın şansını azaltıyor.
Hollanda ya gelirsek brezilyayı ilk yarı kötü oynadığı ve 1-0 geriye düştüğü maçta harika bir 2.yarı performansıyla yendi ve yarı finale gelen takımlar içinde hep kazanan tek takım olarak da dikkat çekti uruguay maçı brezilyadan daha kolay olsada brezilya maçınaki konsantasyonlarını devam ettirmeleri gerek ve hollanda buraya kadar gelmişken yaralı ve yorgun uruguayı eler diye düşünüyorum uzatmalara bile kalmadan hollanda maçı alır ve finale adını yazdırır.
İSPANYA-ALMANYA:
Almanya hakkında aslında hiçbir şey söylemeye gerek yok aslında 2.turda ingiltereye, çeyrek finalde ise arjantine 4 attılar evet dile kolay turnuvanın 2 favorisine 8 gol attılar üstelik iki maçda da favori olan rakipleriydi, almanya harika bir takım oyunu ve muhteşem bir disiplinle buraya kadar geldi ama yarı finalde şuana kadar takımın en önemli oyuncusu olan müller yok bu onların takım oyununu acaba zedelermi çünkü müller o takımın önemli dişlilierinden biriydi eğer müller yerine oynayacak futbolcu da müller gibi katkı sağlarsa ispanyanın hiç şansı yok diyebilirim ama ispanyada almanya kadar olmasa da takım oyunu oynayan bir takım yani ingiltere ve arjantin gibi dağılmazlar onlarda almanya gibi gol yeselerde mücadelelerini sürdürürler, bu maçta favorim almanya fakat son avruğa şampiyonu ispanyada gayet formda ve performansını her geçen gün yükseltiyor tek formsuz oyuncuları torres eğer bu maçta patlama yaparsa sanırım ibre ispanyadan yana olur bu maç her sonuca gebe penaltılara bile kalabilir ama ben %60 a %40 almanya diyorum yarın oynanacak bu maçda sonucu çok ince farklar belirleyecek ve kazanan kupa için büyük avantaj sağlayacak.

29 Haziran 2010 Salı

Dünya kupasında çeyrek final maçları analizlerim

2.tur maçlarıda bitti artık geldik çeyrek finallere 2.tur maçlarında beni ingiltere hayalkırıklığına uğrattı gerçi maç 2-1 olduğu zaman verilmeyen bariz golleri verilseydi ve 2-2 olsaydı maç farklı olurdu ama olmadı ve almanya ingiltereyi 4-1 yendi onun dışında portekizin ispanya karşısında hiç varlık gösterememes ve ronaldonun portekize hiç katkıda bulunamaması beni 2.turda şaşırtan 2.olay oldu onun dışında çıkan takımlar için normal diyebiliriz şimdi çeyrek final zamanı ve çeyrek final eşleşmelerini değerlendirelim.
URUGUAY-GANA:
Uruguayın güney koreyi yeneceğini tahmin etmiştim zaten aynı şekilde gananın da abd yi yeneceğini şimdi çeyrek final ve afrikada oynanan turnuvada afrikadan tek takım kaldı o da gana ve afrikanın umudu olarak fizik güçlerinin avantajını kullanarak yarı final peşinden koşacaklar ama uruguay gerçekten çok yere basan bir takım yani oturmuş ve güçlüler bu yüzden bu maçta gana maalesef evine geri döner uruguay yarı finale çıkan ilk takım olur.
HOLLANDA-BREZİLYA:
Bu turnuvada alıştığımız brezilyanın dışında takım oyunu oynayan defansı sağlam ve yıldızlara odaklı olmayan bir brezilya var zor gol yiyolar ve yetenekli forvetleri sayesinde buldukları az pozisyonda goller buluyorlar, hollandaya gelirsek şu ana kadar oynadıkları tüm maçları kazandılar arjen robbeninde takıma katılmasıyla hücum hatları gerçekten rakip defanslar için korkulu rüya oldu robben-kuyt-sneijder-van persie gerçekten hem süratli hem de tekniği yüksek olan bu 4 lü yavaş brezilya defansını oldukça zorlayacaktır ama ben bu maç için kilidin kaleci cesarda olduğunu düşünüyorum o iyi oynarsa maçı brezilya alır ama bence hollanda abd 94 ün intikamını alacaktır kimbilir bebek sevinci yaparlar gol attıktan sonra.
ARJANTİN-ALMANYA:
Arjantin her ne kadar haksız bir golle öne geçsede meksikayı kolay geçti o gol olmasa başka bir gol atarlardı fakat arjantin için şuan en büyük soru işareti güçlü bir takımla oynamamış olmalarıdır oysa almanya ingiltereyi 4-1 gibi farklı bir skorla geçti üstelik 2 inanılmaz kontra atak golü attılar mesut takımı çok iyi yönetiyor ve turnuvanın en iyi takım oyunu oynayan takımı oldu almanya bu maça gelirsek arjantin almanyayı elemek istiyorsa kesinlikle ingilterenin yaptığı hataları yapmamalı yani cümbür cemaat hücuma a gitmemeli öyle yaparlarsa sonuç hüsran olur maradonaya teknik bilgi anlamında güvenmiyorum ama motivasyon olarak kuşkusuz turnuvanın en iyi hocası maç çok zor geçer ama messi tevez higuain ve gerekise militoyla arjantin yarı finale adını yazdırır.
PARAGUAY-İSPANYA:
Yarı finalin son maçında japonyayı penaltılarla geçen paraguayla portekizi 1 golle geçmesine rağmen 90 dakika hep oyunu kontrol eden ispanya karşılaşacak. Öncelikle son sekizde 4 güney amerika takımı olması(5 takım katıldı 2.turda ikis karşılaştı) güney amerika futbolunun ne kadar gelişmiş bir düzeyde olduğunu gösteriyor ama maalesef bu 4 takımdan en zayıfı paraguay ve karşısında gün geçtikçe daha iyi oynayan ispanya var ve bu maç bence yarı finalin en kolay maçı olacaktır ispanya 2.turda daha çok zorlandı diyebilirim ispanya rahat kazanır.

26 Haziran 2010 Cumartesi

TÜRK SİNEMASI

Son 2 ayda sadece türk sinemasının en seçkin en güzel en çok ödül alan ve en değerli filmlerini izledim ve bu konudaki büyük açığımı da kapadım. Popüler kültürde özellikle hollywood filmlerini herkes izlerken maalesef eski türk filmlerinden bi haber olarak yaşıyoruz, hadi yine 1980-1985 kuşağı o eski filmleri ucundan da olsa yakaladı ama 90 ve sonrasının klasikleşen türk filmlerinden bi haber olarak büyüdüklerini söylemek üzücü ama gerçek, ben bu 2 ayda kazandığım birikimlerimi size aktarmak istiyorum ve türk sinemasının mutlaka izlenmesi gereken en nadide en güzel filmlerini en çarpıcı örneklerini yazacağım.
Filmleri yönetmen yönetmen sınıflandırarak sizlerle paylaşmak istedim türk sinemasının birbirinden önemli yönetmenleri gerçekten çok çarpıcı filmlere imza atmışlardır alfabetik sırayla yönetmenler ve bu yönetmenlerin en önemli filmlerinden başlayalım.
ATIF YILMAZ:
Türk sinemasının en iyi 3 yönetmeninden biridir büyük usta Yılmaz ve filmleride genellikle türk insanının o zamanlarda hep yarası olan konulara değinmiştir genellikle Müjde Arla çalışmıştır çünkü filmlerinde çok cesur sahneler vardır ve bu sahnelerde oynayabilecek tek kişi Müjde Ardı ve gerçekten de o filmlerin hepsinde rolünün hakkını vermiştir müjde ar.
Atıf ustanın Müjde Arın harika performansıyla çektiği filmler: Aah Belinda, Asiye nasıl kurtulur, Adı Vasfiye, Dul bir kadın, Kupa kızı bu saydığım filmlerin hepsi de cesaret isteyen filmlerdi o zamanda, ama Atıf Yılmaz hiç kimsenin çekmeye cesaret edemediği bir zamanda bu filmleri çekmiştir, ayrıca Kadının Adı Yok ve Bir Yudum Sevgi filmlerinde bu sefer Hale Soygaziyle yine o döneme damgasını vuracak filmler yapmıştır ve yine Lale Mansurla Meral Oğuzun iki lezbiyeni oynadığı Düş Gezginleri filmi de 92 senesinde baya bir tartışma yaratmış iki oyuncu da tabuları yıkan bir performans sergilemiştir Atıf Yılmazın yönetmenliğinde, yine Atıf ustanın çok tartışılan diğer bir filmi Gece, Melek ve Bizim Çocuklar bir fahişeyle travestinin hikayesin harika yansıtmıştır beyaz perdeye ve son olarak Atıf Yılmazın ve de türk sinemasının en önemli filmlerinden biri en büyük aşk hikayesi Selvi Boylum Al Yazmalımdır bu filmi izleyipte repliklerini ezberlemeyen yoktur sanırım, gerçekten harika bir filmdir Kadir İnanır ve Türkan Şorayın aşkı resmen yaşadıkları bu filmi izlemeyen türk vatandaşı kalmışmıdır acaba.
ÇAĞAN IRMAK:
Çağan Irmak da çektiği filmlerin farklı türlerde olması toplumu etkileyen sarsan filmler yapmasıyla türk sinemasında kendine özel bir tarz oluşturmuştur. Irmakın en önemli filmi ve türkiyede de 3 ay tartışılan çoğu insanın hayatını derinden etkileyen Issız Adamdır onun dışında yine izleyen her 4 kişiden 3ünü ağlatan Babam ve Oğlum yine çağanın sarsıcı filmlerindendir, bana göre Çağanın en başarılı filmi Mustafa Hakkında Herşeydir bu film gerçekten gerek sinema alt yapısı, konu derinliği olsun gerek oyuncuların performansları olsun önemli bir filmdir onun dışında ırmakın ilk filmi olan kısa film Bana Old and Wise ı Çal da gayet etkileyici bir filmdir.
DERVİŞ ZAİM:
Çektiği farklı filmlerle türk sinemasında farklı bir tarzı olan Zaim in Çamur, Nokta ve Cenneti Beklerken filmleri farklı yapımlardır ama Tabutta Rövaşata ve Filler ve Çimenler(bu film kirli türk siyaseti hakkında izleyen herkesi çok iyi aydınlatması bakımından da önemlidir) kesinlikle izlenmesi gereken harika yapımlarıdır diyebilirim.
ERDEN KIRAL:
Erden kralın beni etkilemiş en önemli filmlerinden biri BEREKETLİ TOPRAKLAR ÜZERİNDE dir tuncel kurtizin de oynadığı bu filmde yaşam mücadelesinin nasıl zor olduğunun harika bir öyküsü anlatılır diğer bir Kıral filmi ise Vicdandır Nurgül Yeşilçay, Murat Han ve Tülin Özenin harika oyunculuklarıyla bu film de izlenmesi gereken bir filmdir.
HALİT REFİĞ:
Altın portakalı ilk kazanan film Gurbet Kuşları Halit Refiğin en önemli filmlerindendir filmde adanadan istanbula gelen bir ailenin yaşam mücadelesi çok yalın abartısız bir dille harika yansıtılıyor yine Refiğin başarılı yapımlarından biri de aynı zamanda türk sinemasında hapis temalı filmler içinde önemli bir film olan Karılar Koğuşudur bu filmde Hülya Koçyiğit en başarılı performanslarından birini oynamıştır ve son olarak Teyzem dersem herhalde bu filmi izleyenler hafif bir tebessüm etmişlerdir Müjde Arın oyunculuk dersi verdiği filmde Refiğ bir kadının aşkı nasıl travmatik bir şekilde yaşadığını harika yansıtmıştır.
LÜTFİ AKAD:
Lütfi Akad da türk sinemasına armağan ettiği harika filmlerle sinemamızın en önemli yönetmenlerinden biri olmuştur özellikle Gelin-Düğün-Diyet üçlemesi tüm sinemaseverler tarafından mutlaka izlenmeli sinemanın nasıl yapılacağını adeta bir ders gibi göstermiştir ayrıca bu 3 filmde de inanılmaz performanslar sergileyen hülya koçyiğitte izleyenleri kendine hayran bırakıyor, bu harika üçleme dışında Kızılırmak Karakoyunda Yılmaz Güneyle yine çok güçlü bir filme imza atmıştır Akad ve bence en az Selvi Boylum Al Yazmalım gibi harika olan Vesikalı Yarimde Türkan Şoray ve İzzet Günayla bizi çok etkileyen bir baş yapıt yapmıştır Akad.
METİN ERKSAN:
Erksan da sinemamızın en önemli yönetmenlerinden biridir ve Erksan türk sinemasının gelmiş geçmiş en iyi filminin yönetmenidir o filme geçmeden önce 3 tane çok başarılı filmini yazayım ilki Kuyu bu filmde Erksan harika bir yönetmenlik örneği vermiştir kesin izlenmelidir, Erksanın aşk temasını harika işlediği Sevmek Zamanıda sinemamızın en önemli aşk filmlerindendir, Yılanların Öcü ise türk sinemasında tekrarı çekilen ve ikiside çok başarılı olan tek yapımdır, ilk Yılanların Öcü Erksanın yapımıdır ikincisi daha başarılı dense de bu kişiden kişiye değişir ve büyük ustanın büyük filmine gelelim ülkemizin tartışmasız en iyi filmi olan SUSUZ YAZ türk sinemasına Altın Ayı(Berlin Film Festivali) kazandıran ve uluslararası sinemada adımızın duyulmasını sağlayan olağanüstü bir başyapıttır Susuz Yaz. Erol Taş ve Hülya Koçyiğitin oyunculuğun kitabını yazdıkları bu harika film Erksanın türk sinemasına en büyük hediyesidir.
MUSTAFA ALTIOKLAR:
İyi bir yönetmen değildir tabi ki ama 2 filmi vardır ki kesin izlenmelidir biri İstanbul Kanatlarımın Altında diğeri ise Müjde aAr klasiği olan Ağır Roman.
NURİ BİLGE CEYLAN:
Yeni nesil türk sinemasının en büyük yönetmeni desem abartmış olmam sanırım Ceylan fotoğrafla sinemayı birleştiren ve sinemaya sadece sanat gözüyle bakan ve çektiği her film buram buram sanat kokan türk sinemasına farklı bir soluk getiren bir üstaddır.
Mayıs Sıkıntısıyla başlayan sinema maratonunda hemen ardından çektiği Uzakla taraflı tarafsız herkesin takdiri kazanmış ve Cannes da aldığı sinema özel ödülüyle adını dünyaya duyurmuştur, harika bir filmdir Uzak sinemayla fotoğrafın buluşması bu kadar başarılı yönetilir bir sinema filminde ve bu filmin başarısıyla hem türkiye hem Ceylan sineması avrupa ve dünyada büyük bir saygı kazanmıştır, Uzakın hemen ardından çektiği İklimlerde de fotoğraf sanatını harika kullanmıştır Ceylan ve son filmi 3 maymunla Cannes da en iyi yönetmen ödülünü de kazanmıştır Ceylan her filmi sayısız ödül kazanmıştır ama UZAK gerçekten büyük bir başyapıttır.
ÖMER KAVUR:
Türk sinemasının en kendine has yönetmeni dersem yanlış olmaz sanırım Ömer Kavur çektiği filmlerine öyle damga vurur ki onun tek bir filmini izleyen ondan sonraki filmini izlediği an bu Ömer Kavur filmi der bu yönüyle Ömer Kavurda türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden bir olarak türk sinema tarihine geçmiştir. Bir sürü baş yapıtı vardır Kavurun bunlardan izlenmesi gerekenler Karşılaşma, Gizli Yüz ve Akrebin Yolculuğu Ömer Kavur sinemasının en önemli örneklerindendir ayrıca Ah Güzel İstanbul filminde de Müjde Ar ve Kadir İnanırla harika bir aşk hikayesi anlatmıştır Kavur ve Kavurun en önemli filmi türk sinemasının da en iyi filmleri arasına giren Anayurt Otelidir evet sıkıcı gelebilir ilk izlediğinizde ama 2. hatta 3. kez kesin izlersiniz bu harika filmi özellikle Macit Koperin aşmış performansı ayakta alkışlanır bu filmde.
REHA ERDEM:
Erdem de aynı Nuri Bilge Ceylan gibi yeni türk sinemasının en değerli, umut veren yönetmenlerinden biridir. İlk filmi A Ay ı çektikten sonra tam 11 sene film çekmedi A Ay türk sinemasına göre çok farklı bir tarzdır İngmar Bergmanı andıran siyah beyaz harika bir filmdir bu filmden 11 sene sonra çektiği Kaç Para Kaç filmi de erdemin izlenmesi gereken filmlerindendir 2004 te çektiği İnsan Dediğin Nedir ki her eleştirmenden olumlu eleştiriler almıştır ve Erdemin tarzını belirleyen ve bana göre de en iyi filmleri olan 5 vakit ve Hayat Var hem yurtiçi hem yurtdışında birçok ödül kazanmıştır ve Reha Erdem isminin avrupada duyulmasını sağlamıştır ve son filmi Kosmosda da çok farklı bir hikaye anlatmıştır Erdem ve bu filmiyle altın portakal kazanmıştır, çektiği bütün filmler güzel olsa da Hayat Var tam bir baş yapıttır.
SEMİH KAPLANOĞLU:
Meleğin Düşüşü filmiyle tanıdı herkes Kaplanoğlunu çoğu kişi beğenmese de özellikle Tülin Özenin performansı harikaydı o filmde ve bence kesinlikle çarpıcı bir film Meleğin Düşüşü ve ardından Kaplanoğlunun altın portakal kazandığı Yumurta geldi herkes böyle filmmi olur nasıl altın portakal kazanır demişti bu film için ki bu kaplanoğlunun harika üçlemesinin ilkiydi daha sonra Süt geldi ve hemen ardından Berlinde Altın Ayı kazandığı Bal(uluslararası sinemada adımızı duyuran 4.film) sanırım Altın Ayıdan sonra o eleştirmenlerde sinemayı bırakmalılardı Kaplanoğlu da günümüz sinemasının en kendinde has yönetmenlerindendir ve bu saydığım 4 filmi de harikadır.
SERDAR AKAR:
Akarın Gemide ve Barda filmleri gerçekten harika filmler onun dışında Dar Alanda Kısa Paslaşmalar ve Kurtlar Vadisi Irak filmlerini de kesinlikle izlemek gerek iyi yönetim ve iyi hikayelerdir. Barda filmi içerdiği aşırı şiddetle büyük tepki toplasada sinemamızda bu tür filmlerinde çekilmesi adına önemli bir ilk olmuştur Nejat İşlerin de harika performansıyla türk sinemasının önemli yapıtları arasına girmiştir.
SİNAN ÇETİN:
Sinan Çetinde aynı Mustafa Altıoklar gibi iyi bir yönetmen değildir ama sinemayla ilgilenmeyen kişilere sorsanız sinema yönetmeni olarak ilk ikisini sayarlar çünkü sinemadan çok popüler kültür alanında isimlerini duyurmuşlardır bu ikili ama eğri oturup doğru konuşmak gerekirse iyi filmleri de vardır Sinan Çetinin aynı Altıoklar gibi az ama özdür Çiçek Abbas, Berlin in Berlin, Propaganda ve Komiser Şekspir(özellikle Kadir İnanırın etek giymesiyle baya polemik yaratmıştır) izlenmesi gereken filmleridir Çetinin.
TUNÇ BAŞARAN:
Tunç Başaran da türk sinemamıza iki filmiyle önemli katkıda bulunmuştur biri herkesin mutlaka izlediğini düşündüğüm Uçurtmayı Vurmasınlar diğeri de Piano Piano Bacaksız.
YAVUZ TURGUL:
Yavuz Turgul deyince akla direk Şener Şen gelir iki usta türk sinemasına büyük katkılarda bulunmuşlardır sadece tek bir filmde beraber değildiler ama onda da Turgul Müjde Arla çalışmıştır Fahriye Abla da ve Şener Şenle çektikleri ve hepside başyapıt olup kesinlikle izlenmesi gereken filmleri Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni(değeri fazla bilnmeyen harika bir filmdir), Gölge Oyunu(süperdir süper), Eşkıya(fazla lafa gerek yok), Gönül Yarası(aşmıştır) veee türk sinemasınında en iyi filmerinden sayılan MUHSİN BEY(sagılar).
ZEKİ DEMİRKUBUZ:
Demirkubuz da aynı Nuri Bilge Ceylan, Reha Erdem ve Semih Kaplanoğlu gibi yeni nesil türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden biridir. 8 film çekmiştir ve bunların 6 tanesi toplumumuzu ve türk insanını çok iyi anlatan filmlerdir.
Üçüncü Sayfa ,Yazgı ,Kıskanmak(Nergis Öztürk harikadır),İtiraf(Başak Köklükaya çok iyi oynamıştır) gayet güzel izlenmesi gereken filmlerdir ama 2 başyapıtı vardır biri Kader ki Masumiyetin sene olarak sonrasında çekilmesine rağmen başlangıcını anlatır diğeri de bence türk sinemasının en ama en iyi aşk filmi olan ve Haluk bilginer ile Derya Alaboranın adeta devleştikleri MASUMİYET tir.

VEEE son olarak türk sinemasının avrupada tanınmasında en etkili en başarılı ve en büyük yönetmene geliyorum.

YILMAZ GÜNEY:
Türk sineması her ne kadar üstte yadığımız harika yönetmenlerin harika filmlerine sahip olsa da Yılmaz Güney hepsinin 3 adım önünde olmuştur sebebi ise sinemamızı avrupa ve dünyaya tanıtan sinemamıza saygı duyulmasını sağlayan ve sinema tarihinde en büyül ödülü kazanan filmi yapan kişi olmasıdır.
Her çektiği film başyapıttır türk toplumunu onun kadar iyi gözlemleyen onun kadar sinemaya iyi yansıtan yönetmen yoktur şimdi bile çekilmesi cesaret isteyen inanılmaz filmleri o zamanlarda çekmesi bile onun ne kadar büyük bir yönetmen olduğunu kanıtlıyor birazdan yazacağım filmler kesin izlenmeli ve büyük usta saygıyla anılmalı diyorum.
İnce Cumali, Prangasız Mahkumlar, Umutsuzlar, Arkadaş, Duvar ve en büyük 3 filmi UMUT , SÜRÜ VE YOL(Türkiyenin dünyada kazandığı en büyük ödül olan cannes da altın palmiye kazanmıştır)
başka söze gerek bile yok önünde saygıyla eğiliyorum YILMAZ GÜNEY.

Dünya kupasında 2.tur maçları analizlerim

Grupların dün gece bitmesinin hemen ardından bugün hiç ara vermeden 2.tur maçlarına başlanıyor güney afrikada ve 8 maç yapılacak 2.turda ben bu 8 maçın analizlerini sizler için yapıcağım.
URUGUAY-GÜNEY KORE:
A Grubu 1.si uruguay güney koreyle karşılaşıcak ilk maçda bugün saat 17.00 de ve kore büyük süpriz yaparak 2.tura çıkmayı başardı ama bence bu bile büyük bir başarı koreliler için uruguay karşısında tutunabilme şansları yok denecek kadar az maç kısır geçer az gol olur ve uruguay 1-0 kazanır diyorum.
AMERİKA-GANA:
2.tur maçlarında böyle bir maç izleyeceğiz deseler açıkçası inanmazdım 2 takımda birbirine denk takımlar denk kuvvetlerin mücadelesi olarak geçicek gananın hep söylediğimiz gibi en zayıf noktası türkiyeninde yakından tanıdığı kalecileri onun dışında fizik kuvvet olarak gayet iyiler ayrıca afrikadan 2.tura çıkan tek takımlar bunun sorumluluğuda var ben bu maçda şansların eşit olduğunu düşünüyorum gol atan kazanır gibime geliyor o da bi parmak farkla sanki gana olur.
ALMANYA-İNGİLTERE:
2.turun en heyecanlı maçı olacak kuşkusuz ve erken final diyebiliriz 2 takımda buraya şampiyonluk için geldiler ve bu maçın uzatmaya gitme ihtimalide yüksek iki takımda temkinli oynayacaktır gruplarda ingiltere kendisinden beklenen oyunu sergileyemedi almanya ise mesut özil liderliğinde ingiltereye göre daha iyi bir performans gösterdi maç kime giderse süpriz sayılmaz ama ben ingilterenin beklenen patlamayı yapacağını ve maçı kazanacağını düşünüyorum.
ARJANTİN-MEKSİKA:
Arjantin 3 maçınıda kazanarak bu turnuvanın en büyük favorisi olduğunu herkese gösterdi ve şu an turnuvanın en iyi futbol oynayan takımı, meksikaya gelirsek fransanın ipini çekmişti 2-0 yenerek ve gerçekten süpriz bir takım ama arjantin bir fransa değil ve bu maçı arjantin zorlanmadan kazanacaktır.
HOLLANDA-SLOVAKYA:
Turnuvanın bir diğer 3 maçta 9 puan alan takımı da hollandaydı portakallarda arjantin gibi en düzgün topu oynayan takımdı diğer takımlar gibi iniş çıkışlı bir top oynamadılar gayet kararlı ve hep çıkışta olan formları sayesinde grupda puan kaybetmediler ve şimdi de kendileri gibi avrupalı olan bir takımla karşılaşacaklar.
kağıt üstünde herkes hollandayı favori görebilir ama unutmayalım slovakya son m aç mutlak kazanması gerekiyordu çıkabilmesi için üstelik rakibi de italyaydı ve 3-2 kazanarak 2.tura adını yazdırdı yani bu maçda hollanda ağır basabilir ama asla maçın favorisi yok ve bu maçda uzatma adayı maçlarımdan biri herşey olabilir gol atan avantajlı konuma geçer hollanda çok çok zorlanır ama bir şekilde kazanır diyorum.
BREZİLYA-ŞİLİ:
Dunganın büyük bir süpriz yaparak ronaldinho,adriano,pato,diego ve marceloyu 23 kişilik kadroya almaması herkesi şaşırttı ve brezilyanın bu turnuvada bir şey yapamayacağı bir takıma sahip olduğu tüm yorumcular tarafından söylendi bende bu fikirdeyim her ne kadar bireysel oyuncular olsalarda her an skoru değiştirecek mükemmel yetenekleri var bu futbolcuların neyse maça gelirsek şili-brezilya maçı 2.turun tek latin amerika eşleşmesi ve bu iki takımın elemelerde yaptıkları maçlarda brezilya 4-2 ve 2-1 mağlup etmişti şiliyi yani şiliye ters gelen bir futbol oynuyor brezilya ama iki takımda birbirini çok iyi tanıyor açıklarını güçlü yanlarını deta ezberlediler şili ispanya maçında yaptığı hatalardan ders alırsa bu maç çekişmeli olacaktır diye düşünüyorum ama brezilyanın kolay olmasada kazanacağını düşünüyorum.
PARAGUAY-JAPONYA:
2.turun 2. güney amerika uzak doğu eşleşmesi de bu maç ilk maçta uruguayın kazanacağını söylemiştik 2.maçta ise paraguayın işi uruguay kadar kolay olmayacaktır özellikle japonya 3 tane fikik golü atarak duran toplarla işi bitirdiler ve honda diye br futbolcu çıktı grupların açık ara yıldızı oldu bu maçta ben japonyayı bir adım önde görüyorum paraguay her ne kadar herkes tarafından favori olarak gösterilse de benim favorim bu maçta hondalı japonya.
İSPANYA-PORTEKİZ:
2.turun son maçı ise yine bu turun en çekişmeli enn heyecanlı maçlarından ikincisi olacak ilk maç tabiki almanya-ingiltere olacaktır. ispanya ve komşusu hemen aldıntaki portekiz aynı coğrafyada olsalarda futbol stilleri tamamen farklı iki takım portekiz her ne kadar bir çok yıldızı olsa da ronaldo üzerine kurulu bir takım ispanya ise her ne kadar bir sürü yıldızı olsada tamamen takım oyunu oynayan bir takım ispanya favori tabiki ama ben bu maçı ronaldonun performansının belirleyeceğini düşünüyorum, ispanyadaki tüm oyuncular ronaldoyu avuçlarının içi gibi tanıyor aynı şekilde ronaldo da onları bakalım hangisi galip çıkacak bu maçtan eğer ronaldo gerçek ronaldo gibi oynarsa portekiz ispanyayı eler ama oynatırlarmı zor.

25 Haziran 2010 Cuma

Dünya Kupası grup sonu değerlendirmelerim

Sonunda geldik grupların sonuna evet izlediğim en süprizli dünya kupası diyebilirim favoriler tek tek döküldü hatta o kadar döküldüler ki son dünya şampiyonasının finalistleri fransa ve italya gruplardan bile çıkamadılar. gelelim gruplara:
A Grubu:
Bu grupta fransanın elenmesi bile beni şaşırtmaz demiştim ve elendi fransa güney afrikada zayıf takım ama belki ev sahibi olmasının avantajını kullanır demiştim o avantajı kullanarak fransayı yendiler ama yetmedi uruguay ve meksika çıktılar gruptan meksika vasattı ama uruguayın yolu yarı finale kadar açık diyebilirim.
B Grubu:
Arjantinin 9 puanla 1.olacağını bilmek marifet değildi ama bu grupta güney korenin 2.olarak çıkması gerçekten marifet tebrik ediyorum koreyi harikaydılar nijerya benim 2.lik adayımdı ama beklenen futbolu oynayamadılar ya da yakubunun o akıllara zarar atamadığı gol onların turuna engel oldu.
C Grubu:
Bu gruptaki ilk 2 adayım 2.tura çıkmayı başardılar nitekim sıralamada değişiklik yaparak ingltere 2.oldu abd ise 1.olarak 2.tura çıktılar slovenya ve zayıf cezayir ise elendiler cezayir tek puanını ingiltereden aldı.
D Grubu:
Turnuvanın süpriz takımı ilan ettiğim sırbistan süpriz yaptı ama elenerek yaptı hemde grubun favorisi almanyayı yenerek tek galibiyetle elendiler gerçekten garip bir turnuva oldu onlar için gana avustralyayı ekrate ederek 2.oldu almanyanın ardından sırbistan ise yazık oldu o yetenekli kadroya diyeyim ben.
E Grubu:
Hollanda nın 1.olacağı belliydi zaten ama bu grupta da uzak doğululardan bir diğeri japonya tahminleri alt üst ederek danimarka ve kamerun gibi 2 zorlu rakibinin üstünde grubu 2.bitirdi kamerun turnuvanın en büyük hayalkırıklığını yaşattı o çekerek danimarka ise japonyaya yenilmesinin bedelini ağır ödedi.
F Grubu:
Turnuva öncesi yorumlarımda fransanın elenmesi süpriz değil demiştim ama italya her ne kadar çok zayıf bir kadroyla gelselerde SON şampiyon olarak en azından çeyrek finale kalırlar diye düşünmüştüm fakat onlar ne yaptılar gruptan çıkamadılar ve büyük hayalkırıklığı yaşattılar tüm dünyaya hiçbir dünya kupasında son şampiyon bu kadar erken elenmemişti artık italyanın revizyon yapmasının zamanı geldi bu kadar yaşlı bir kadro anca buraya kadar gelebildi aynı milan gibi oldu milli takımlarıda.
grubun en zayıf turnuvanın en zayıf 2.takımı yeni zelanda hiç yenilmemesine rağmen 3.oldu ve büyük bir başarı kazandı açıkçası 2.slovakya ise italyayı 3-2 yenerek bunu hak ettğini gösterdi 1. ise paraguay oldu güney amerika takımları 5 te 5 yaparak 2.tura çıktılar 4 ü 1.olarak çıktı büyük başarı kazandılar.
G Grubu:
Bu grup ölüm grubuydu kağıt üzerinde ama öyle olmadı brezilya ve portekiz el ele çıktılar fil dişi biraz güçsüz kaldı kore ise ilk maçta brezilyaya karşı direnişini portekize gösteremeyince portekiz 7-0 gibi tarihi bir skorla ayrıldı maçtan kore turnuvanın en zayıf takımı olarak evlerine brezilyaya 90.dakikada attıkları golün gururuyla döndü.
H Grubu:
İspanya grubun favorisiydi nitekim 1.olarak çıktılar ama ilk maçda isviçreye yenilmeleri onları bi hayli zorladı 2.maçta güçsüz honduras a 2 gol zor atınca herkes acaba mı dedi çünkü son maçta karşılarında 2 de 2 yapan şili vardı ve ispanya mutlaka kazanmalıydı ve kazandı da isviçre ise turnuvanın en zayıf takımlarından hondurasa gol atamayarak berabere kaldı ve evine döndü güney amerikadan 5 takım katılmıştı turnuvaya ve 5i de 2.tura çıktı üstelik 4ü 1.olarak sadece bu grupta şili 2.oldu o da hakem sayesinde diyebilirim.

21 Haziran 2010 Pazartesi

Dünya Kupası 2.Maçlar sonu Değerlendirmelerim

Dünya kupası 2.maçları da bu gece ispanya-honduras maçıyla sona erdi ilk 2 maçlarda turnuvada bir çok süpriz yaşandı turnuvaya tam anlamıyla damga vuran takım yok turnuvaya tek damga vuran VUVUZELA denilen müzik aletleri!!! diyebiliriz.
Maçları grup olarak değerlendirmeye başlayalım.
A Grubu:
ilk maçta hayal kırıklığı yaratan Fransa 2.maçlar sonucunda tamamen karıştı meksikaya 2-0 yenilen fransa bavulunu toplamak için son maçı bile beklemyebilir aslında çünkü son maçta zayıf ev sahibi güney afrikayı yense bile meksika ve uruguay beraberlik halinde gruptan ele ele çıkacakları için fransa evine dönüş biletini almıştır. Bu grubun başında bu grupdan kim çıkarsa süpriz olmaz demiştim fransa elenirse şaşırmam demiştim ve yanılmadım fransa 3.olur meksikayla berabere kalıp uruguay 1. meksika 2.olarak gruptan çıkarlar el ele.
B Grubu:
arjantin koreyi 4-1 yenerek turnuvanın en büyük favorisi olduğunu gösterdi bir kez daha ve yunanistanı da yenerek 9 puanla 2.tura çıkacaklardır 2.ise kim olacak tam bir muamma bence kore-nijerya kazananı 2.tura çıkacaktır ben hala nijerya diyorum izleyip göreceğiz ya nijerya ya da kore 2.tura çıkacaktır 2.olarak.
C Grubu:
Grubun ve turnuvanın favorisi ingiltere 2.maçında da şaşırttı grubun ve turnuvanın en zayıf takımı olan cezayire gol atmayı başaramayan ingiltere 0-0 ile sahadan moralsiz ayrıldı ve 3.maçda slovenyayı yenmek zorunda ki yeneceklerdir çünkü aşırı bir motivasyonla doldular cezayir maçı sonrası, 1.olacak takım ise cezayir-abd maçına bağlı tabi ki ve bence abd cezayiri farklı yenerek 1.olup gruptan çıkacaktır.
D Grubu:
İşlerin en karışık olduğu gruplardan biri de d grubu ilk maçta avustralyaya 4 atan almanya 2.maçında sırbistana yenildi, sırbistan da benim turnuvanın süpriz takımı adayımdı ama ilk maçta ganaya yenilerek şaşırtmışlardı ki 2.maçda almanyayı yenerek benim iddamı haklı çıkardılar 3.maçlara gelirsek avustralyayı yenerek sırbistan 1.olarak çıkacaktır gruptan 2.ise gana-almanya maçına bağlı gana yenilmezse çıkıcak almanya çıkması için mutlaka kazanmalı eğer kingston iyi oynarsa ben gananın yenilmeyeceğini ve almanyanın turnuvaya veda edeceğini düşünüyorum.
Ama yine de sanki almanya sırbistan çıkacak gibi gözüküyor 1.sırbistan 2.almanya olarak gruptan.
E Grubu:
Hollanda 2 maçta 2 galibiyet alarak gruptan çıktı bile son maçta 2 maçta sıfır çeken kamerunla oynayacaklar 2.olarak gruptan çıkmak isteyen 2 takım japonya ve danimarka karşılaşacak ve bence danimarka 2.olarak gruptan çıkacaktır.
F Grubu:
C grubunda nasıl ingiltere 2 puan alıp zayıf cezayiri yenemediyse bu grupta da italya 2 puan aldı ve zayıf yeni zelandayı yenemedi 2 maçta 2 puan alan italya 2.tura çıkmak için slovakyayı yenmek zorunda ki yenecektir grubun 1.ise paraguay oldu bile son maçda yeni zelandayı yenecektir paraguay.
G Grubu:
Portekiz 2.maçda koreye adeta gol olup yağdı 7-0 gibi tarihi bir fark attı ronaldo önderliğindeki portekiz ve gruptan çıkmayı garantiledi gibi bu skorlar brezilyada fildişini 3-1 yenerek gruptan çıktı diyebiliriz. bu grupta 1.olacak takım büyük ihtimalle ispanyayla karşılaşacağı için son maçda karşılaşacak portekiz-brezilya maçı farklı olacak şuan 1.olan brezilya portekizin 1.olmak istememesinden dolayı 1.olacaktır ve erken finalde 2.turda ispanyayla karşılaşacaktır.
H Grubu:
bu grupta ilk maçta isviçreye yenilen ispanya zayıf hondurası 2-0 la geçerek avantaj kaybetti ama yine de son maçda şiliyi yenerse gruptan çıkacaktır isviçrede şiliye yenilerek gruptan çıkmayı garantileme fırsatını tepse de son maçta zayıf hondurasa en a 3 atarak gruptan çıkacaktır 1.olarak 2.çıkacak takım ispanya-şili maçına bağlı ispanyada aynı almanya gibi mutlaka kazanması lazım gruptan çıkması için ve şili de çok güçlü bir ekip ispanya çok zorlanacaktır ama yinede 2.olarak 2.tura çıkacaktır ve erken finalde brezilyayla karşılaşacaktır ama şili berabere bile kalsa çıkacağı için ispanyanın işi çok zor şili çıkarsa şaşırmam açıkçası.

16 Haziran 2010 Çarşamba

Dünya Kupası 1.Maçlar sonu Değerlendirmelerim

Dünya kupasında 1.maçlar bugün ispanya-isviçre maçıyla sona erdi gruplarda ilk maçlar sonunda neler oldu sıralama nasıl oluştu kimler süpriz yaptı hangi takımlar bekleneni veremedi 1.maçlar sonundaki grup analizlerini yapalım.
A Grubu:
İlk maçlar sonucunda grupta herkesin 1 puanı var açılış maçında ev sahibi güney afrika öne geçtiği maçta beraberliğ koruyamadı ve meksikayla 1 er puanı paylaştılar. Grubun diğer maçında ise fransa ve uruguay golsüz berabere kaldılar domenechin tercihleri yine büyük eleştiri aldı henry nin ilk 11 de olmayışı govou ya 85 dakika dayanması eleştiri oklarını domenech e yöneltti fransada kötüydü gerçi. 2.maçlarda gruptaki düğüm çözülecektir güney afrika uruguayla fransa da meksikayla oynayacak kazanan takımlar gruptan çıkar diye düşünüyorum hala fikrim değişmedi fransanın elenmesi bile süpriz olmaz dengeli bir grup ama fransa ve uruguay biraz avantajlı gibi gözüküyor.
B Grubu:
Bu grupta büyük süpriz yaşandı ve grubun en zayıf takımı kore yunanistanı farkı kaçırdığı maçta 2-0 yenerek ben de varım dedi 2.maçta favori arjantin messinin bekleneni veremediği maçta zorda olsa nijeryayı yenerek avantaj sağladı. 2.maçlarda yunanistan nijeryayla arjantin de koreyle oynayacak tahminlerim arjantin ve nijeryanın kazanacağı yönünde ve gruptan arjantinle beraber 3.maçda kore nijerya maçının kazananı çıkacaktır.
C Grubu:
İlk maçlara kaleciler damga vurdu bu grupta favori ingiltere kalecisinin büyük hatasıyla amerikayla berabere kalarak şaşırttı, slovenya da cezayir kalecisinin büyük hatasıyla maçı 1-0 kazanmasını bildi. 2.maçlarda slovenya amerikayla oynayacak ve kazanan bu gruptan çıkacaktır bir adım slovenya önde diye düşünüyorum diğer maçta ise ingiltere güçsüz cezayiri rahat bir oyunla yenecektir.
D Grubu:
Büyük süprizlerden biri de bu grupta yaşandı turnuvanın flaş takımı gözüyle baktığım sırbistan ganaya yenilerek beni şaşırttı diğer maçta grubun favorisi almanya gövde gösterisi yaparak avustralyayı 4-0 yendi ve bu maçta almanyanın beyni bir türktü mesut özil fatih terim kompleksleri yüzünden türk milli takımında oynatamadığımız mesut almanyanın en önemli oyuncusu olarak maça damga vurdu ve almanya onun liderliğinde turnuvaya en iyi başlayan takım oldu bu grupta almanya zaten 1.çıkacak demiştik 2.ise sırbistan demiştim işleri zora girdi ama ben yine de onlardan umutluyum almanyadan 1 puan alırlarsa çıkarlar alamazlarsa turnuvaya veda ederler gana avustralya maçına gelince ben beraberlikten yanayım.
E Grubu:
Hollanda grubun favorisi olarak danimarkayı 2-0 yenerek temiz bir galibiyet aldı. kamerun japonyaya yenilerek şaşırttı 2.maçlarda danimarka kamerun karşısında kazanacaktır ve 3.maçda japonyayı yenerek 2.olup hollandayla bir üst tura çıkacaktır
F Grubu:
Bu grupta da a gurubunda olduğu gibi iki maç da berabere bitti ve tüm takımların 1 er puanı var italya paraguay karşısında yenik duruma düşmesin rağmen kazandı son şampiyon gelecek için hiç de ümit vermedi. yeni zelanda da 90.dakikada attığı golle slovakyayla berabere kaldı bu grupta italya ve paraguay çıkacak demiştim 2.maçlarda italya yeni zelandayı yener slovakya paraguay maçının kazananı da 2.tura çıkar bence o paraguay olur.
G Grubu:
Ölüm grubu dediğimiz gurupta ilk maçlarda fildişi portekizle berabere kaldı ama daha iyi oynayan takım fildişiydi brezilya ise kuzey koreye karşı kötü bir futbol oynamasına rağmen yetenekli ayakları sayesinde 2-1 kazandı kore 90.dakikada attığı gole şampiyon olmuş gibi sevindi çünkü bu gruptan puan alamadan elenecekler en azından gol atmış oldular. 2.maçlar da brezilya fildişiyle porteki kuzey koreyle oynayacak ben portekizin 1. brezilyanında 2.olarak çıkacağını söylemiştim bu maçlar sonunda bu gruptan çıkanlar belli olur 3.maçta da brezilya portekiz maçı kazananı 1.olur.
H Grubu:
Belkide ilk maçların en büyük süprizi gerçekleşti bu grupta turnuvanın en büyük favorisi ispanya isviçreye yenilerek herkesi şaşırttı ve ispanyanın bu yenilgisi işleri karıştırdı hondurasın averaj takımı olacağı bu grupta kim hondurasa daha fazla gol atarsa o çıkacaktır diye düşünüyorum şili 1-0 yenerek hondurası avantaj kaybetti o yüzden 3 takımda 6 puan alabilir ama bence isviçre ve ispanya el ele çıkacaktır bu gurptan ama ispanya 2.olursa daha 2.turda brezilya-ispanya maçı izleyebiliriz.

10 Haziran 2010 Perşembe

güney afrika 2010


Veee 1 aylık şölenin başlamasına sadece saatler kaldı büyük futbol şöleni türkiye saatiyle saat 17.00 de evsahibi güney afrika ile meksikanın açılış maçıyla başlayacak. Bu yazımda grupları tek tek değerlendirip kimlerin gruplardan çıkabileceğini ve şampiyonlukta kimin şansının yüksek olduğunu yazacağım.
A grubu:
Ev sahibi güney afrikanın yanı sıra meksika uruguay ve fransa var bu grupta tabi ki fransa favori ama meksike ve uruguayda iyi takımlar güney afrikada ev sahibi avantajını kullanarak gruptan çıkmak isteyecektir fransa bir adım önde olsa da ben bu grubun süprizlere açık olduğunu düşünüyorum. Fransa bile elenebilir şaşırmam ama benim ilk 2 tahminim fransa ile meksika olacak ama 4 takım da çıkabilir gruptan en zayıf halka ev sahibi olsa da taraftar desteğiyle en azından gruptan çıkabilirler.
B grubu:
4 farklı kıtadan takımın olduğu bu grupta yunanistan arjantin nijerya ve kore mücadele edecek. 4.kore olacaktır açık ara en zayıf takım kore 2.lik için büyük çekişme olacak çünkü arjantin sadece grubun değil şampiyonluğunda en büyük adayı ve bu grupta rahatlıkla 1.olacaktır 2.ise ben nijeryadan yanayım ama yunanistan bu her an herşey yapabilir.
C grubu:
İngiltere, amerika, cezayir ve slovenya bu grubun takımları ingiltere 1.lik için tek favori tabiki çünkü şampiyonanın da en büyük favorilerinden 2.lik için 3 takım çekişir ve üçünden kimin olacağını tahmin etmek gerçekten zor ama ben slovenya diyorum bu grupta ikincilik kimin olursa süpriz olmaz ingiltere dışında tabi ki.
D grubu:
Zor gruplardan biri bu grup diyebilirim almanya öne çıksada avustralya sırbistan ve gana grubun güçlü takımları bu gruptada almanyanın yanında kimin 2.olarak çıkacağı belli olmaz ben sırbistanın bu grupta 1.olacağını düşünüyorum almanyanında 2.olacağını yani ilk süprizim bu turnuvada sırbistan.
E grubu:
Hollanda, japonya, kamerun ve danimarkanın mücadele edeceği bu grupta japonyayı direk 4.olarak eleyebiliriz kalan 3 takımdan hollandayı 1.olarak en üste koyarsak kalan iki takım da 2.olarak gruptan çıkmaya çalışacaklar bence danimarka çıkacaktır ama kupa afrikada kamerun da çıkabilir kendi kıtalarında isimlerini duyurmak istiyorlar nede olsa o yüzden %51 danimarka %40 kamerun diyorum 2.lik için.
F grubu:
Son şampiyonun olduğu grupta italyadan başka paraguay, yeni zelanda ve slovakya var son şampiyon kolay bir şekilde 1.olacaktır 2.lik ise sanırım paraguayın olacaktır yeni zelanda turnuvaya katılmasının tadını çıkaracaktır sadece.
G grubu:
Turnuvanın ölüm grubu diyebileceğimiz grup bu grup işte averaj takımı kuzey koreyi çıkarırsak son 3 takımdan hangi ikisi ilk ikiye girse şaşırmam buna brezilyada dahil çünkü porteki ve fildişi sahili gerçekten çok dişl rakipler ki özellikle fildiş kendi kıtasında kesinlikle birşeyler yapmak istiyor. Brezilya tabiki her zaman favoridir ama ben bu grupta brezilyanın işinin hiç kolay olmayacağını şimdiden söyleyeyim ama yine de brezilya gruplarda elenmez 2. de ronaldo faktörüyle portekiz olur diyeceğim ama fildişi gruplardan çıkamazsa büyük hayalkırıklığı olacak yani ölüm grubunda 3 takım var üçüde ilk üçte her sırayı alabilir ama bence 1.portekiz 2.brezilya olur.
H grubu:
İspanya, isviçre, honduras ve şilinin olduğu bu grupta ise ispanyayla isviçre el ele gruptan çıkarlar süpriz olmaz 1.ispanya 2.isviçre olur.

Bugünlük sadece grupları değerlendirdim ilerleyen zamanlarda takımların durumlarına göre yorumlarımı yapmaya devam edeceğim ama kupa başlamadan favorilerimi de söylemek istiyorum benim bu kupada favorilerim ingiltere ve arjantin.
Capello yönetiminde ingiltere gerard lampard rooney ile %70 şampiyon olur Arjantin ise şampiyon olursa maradonaya rağmen olacaktır çünkü tarihinin en iyi hücum hattıyla güney afrikadalar messi, milito, tevez ve higuain ayrıca aguero ve veron kadro inanılmaz bakalım kim şampiyon olacak.

die fremde(ayrılık)


Sibel Kekillinin alman sinema ödüllerinde en iyi kadın oyuncu ödülü aldığını okuduğumda duydum die fremde yi sonra biraz araştırdım avusturyalı eski oyuncu yeni yönetmen feo aladağ çekmişti filmi, feo aladağ ismini daha önceleri duymuştum ama oyuncu olarak ve bu film onun ilk yönetmenlik deneyimi olmuştu film hakkında en ufak birşey bilmeden gittim filme hatta sadece sibel kekillinin oynadığını biliyordum o da aldığı ödülden dolayı.
İzmirde sadece agora sinemalarında vardı ve açıkçası bilinçli olarak da gitmedim filme bir anda karar verip saat 18.45 de 19.00 seansına girdik kafamda gitmek vardı ama olay bir anda gelişti. Film başladığında oyuncuları görünce bu filmin iyi olacağını tahmin etmeme gerek kalmadı türk sinemasının en iyi oyuncuları toplanmıştı film için baba rolünde Settar Tanrıöğen, anne rolünde Derya Alabora oynuyordu üstelik kıvırcık saçlarıyla görmeye alıştığımız derya alaborayı tanımakda zorlandım o ayırt edici sesinden tanıdım.
Film türkiye ve Almanyada geçiyor ailesi almanyada yaşayan kendisi türkiyede evli olan Sibel kekillinin dramını çok iyi anlatıyor film, ayrıca avusturyalı bir yönetmenden türk sorunlarını bu kadar iyi yansıtmasını beklemezdim açıkçası harika bir hikaye çıkmış ortaya yıllardır kanayan yaramız olan bu hikayeye çok iyi değinmiş aladağ, oyunculuklar iyi olunca film zaten kendini izletiyor bir de konu özellikle biz türklerin kanayan yarası ise bu filmi izlememek için hiçbir sebep yok diyebilirim.
Filmi anlatıp izlemeyenleri sinir etmek istemem çünkü sinemada olsun dvdsi çıkınca olsun bu filmi mutlaka izlenmeli ama vaktiniz varsa sinemada gidip izleFilm harika olmasına harika ama Sibel Keklli daha da harika diye bilirim bu kadar iyi oynamasını ayakta alkışladım film bitince Duvara Karşı da zaten iyi sinyaller vermişti bu filmde ise ben gerçek bir oyuncuyum mesajı veriyor hatta şu an en iyi türk oyuncu desem mübalağa etmiş olmam diye bilirim hele filmde bir sahne varki o sahneyi benim diyen bir oyuncunun oynayacağını düşünmüyorum düğün sahnesinde eline mikrofonu alışı ve devamı gerçekten sadece büyük oyuncuların gerçekleştireceği bir performans.
Porno sektörüyle başlayan kariyerini a sınıf bir oyunculuğa yükselten Sibel Kekilli umarım bundan sonraki oyunculuk kariyerinde hep bir adım ileriyi düşünerek hollywood a kadar gitmeyi başarır.
Son olarak Die Fremde kesinlikle ilenmesi gereken harika bir dram izlerken de siz dikkat etmeseniz bile Sibel Kekilli ister istemez dikkatinizi çekecek.

6 Haziran 2010 Pazar

Formula 1


Geçen hafta istanbuldaydım hazır ordayken formula 1'e de gideyim dedim cuma günü kaçırdım gidemedim ama cumartesi sıralama turları ve tabiki pazar yarışa gittim,cumartesi günü büyük boşluk vardı ama yarışta doldu diyebilirim benim izlediğim bronze 2 tribünü.
Formula 1 avrupa ve dünyada ilgiyle takip edilen en önemli motorsporu olmasına rağmen maalesef ülkemizde gereken ilgi gösterilmiyor formula 1, sadece 5 sene önceki ilk türkiye yarışında full dolmuştu tüm tribünler ondan sonra giderek kan kaybetti ülkemizde ülkemizde fazla ilgi görmeyince sanırım avrupada da ilgiyi kaybetti formula 1 diye düşünüyordum ama yanıldığımı formula 1 i yerinde izlemeye gidince anladım 2 gün boyunca kendimi yabancı bir ülkedeymişim gibi hissettim çünkü türkten çok yabancı gelmişti yarışı izlemeye izleyicilerin %85 i yabancıydı evet o kadar fazlaydılar çoğunluğu italyandı çünkü ferrari bu yarışın olmazsa olmazı( her ne kadar bu sene kötü olsalarda) ve hemen hemen her ülkeden seyirci vardı en az seyirci türkiyeden vardı sanki yarış italyada yapılıyordu.
Formula 1 e ilginin bu kadar az olmasında tabiki tanıtımın etkisi var maalesef ilk yarışdan sonra doğru dürüt tanıtım yapılmadı formula 1 e sadece gerçekten takip eden kişiler formula 1 in türkiyede yapıldığını bilip izlemeye gidiyorlar oysaki ilk sene tüm gazete televizyon internet ve bilboardlarda formula 1 reklamları yapılmıştı.
Yine de bu sene son 3 seneye göre katılım daha fazlaydı sanırım bunda efsanenin schuminin geri dönüşü ve krizin bitmesi etkiliydi ama yinede avrupadaki diğer yarışlara göre maalesef %50 daha az katılım oluyor türkiyede formula 1 yarışlarına tabi ki kimseyi zorla getiremezsiniz ama reklam ve promosyon çalışmalarıyla ilgiyi en azından türkiye ayağının olduğu zaman formula 1 e çekebiliriz.
Gelelim izlenimlerime bi kere şunu kesin belirtmek istiyorum formula 1 kesinlikle tv den izlendiği gibi değil pistte, inanılmaz heyecanlı inanılmaz zevkli oluyor yerinde gidip izlemesi tv den asla izlemeyeceğim diyebilirim, zaten oraya gidip bir kere o zevki tadan bir daha tv de formula 1 izlemez motor sesi bile aslında çok rahatsız edici bir ses olmasına rağmen gayet eğlenceli geliyor insana özellikle geçişlerde tam bir karnaval havası esiyor tribünde herkes alkışlıyor ve herkes çok eğleniyor.
Formula 1 in türkiyede kesinlikle kalması gerekli çünkü dünyanın heryerinden bir sürü turist geliyor bu üç günde ve sadece yarışı izlemiyorlar tabi ki istanbulu gezip ekonomimize çok önemli katkıda bulunuyorlar evet sırf bunun için bile formula 1 türkiyede kalması gerekli çünkü bu reklamı başka türlü yapmak gerçekten zor bu kadar turisti 3 günlüğüne de olsa ülkemize çekmek önemli bir olay ve onun içinde formula 1 olmalı o yüzden umarım seneye formula 1 için daha fazla tanıtım olur bu önemli organizasyon ülkemizde kalır.
Seneye bir engel çıkmazsa yine orada olup bu harika organizasyonu yerinde izleyeceğim sizde hayatınızda bir kerede olsa formula 1 i yerinde izlemelisiniz.

RİHANNA


Dünyanın en iyi vokallerinden biri geldi geçti ülkemizden ve orada olup onu dinleyenlere unutulmayacak bir 80 dakika yaşattı, harika sesi inanılmaz sahnesi ve seyirciyle olan iletişimi ile boğazı adeta sarstı RİHANNA.
Türkiyeye geleceğini duyar duymaz aldım bileti ve izin tarihimi ona göre ayarlayarak gittim istanbula çünkü rihanna gerçekten izlenmesi gereken şu zamanın ender starlarından biriydi ve nitekim o büyük gün geldi saat 21.30 da başlayacaktı konser oysaki daha 16 da kuyruk oluşmaya başlamıştı kuruçeşme arenanın kapısında onu izlemeye taa hakkariden gelende vardı yunanistan bulgaristan hatta azerbaycandan gelende vardı ve kapı önündeki kuyruk saat 18.30 itibariyle 2km ye ulaşmıştı ortaköy trafiği yavaştan kilitlenmek üzereydi ve kapının açılmasına daha 1 saat vardı ama insanın canı o kuyrukta hiç sıkılmıyordu çünkü o kuyruğun bitişinde görülecek kişi rihannaydı ve o 1 saatte su gibi geçip kapılar açılınca herkes kuruçeşme arenaya adeta hücum etti ve yarım saat içinde tam 15 bin kişi arenayı doldurmuş oldu.
artık herkes 21.30 a konsantre olmuştu rihannanın çıkışını bekliyordu herkes ve o ambiyans harikaydı sahne önünden aldığım biletim sayesinde rihannayla aramda sadece 30 cm vardı birde demir bir bariyer ve saatler o ambiyanında etkisiyle hızlıca geçti saat tam 21.35 de RİHANNA sahnedeydi üzerinde 80lerden kalma bir mayo ve üstünde bir blüzle. açılış şarkısı hard ile sahneye çıktığında 15 bin kişinin çığlıklarından rihannayı duymakta ilk başta zorlandım ama bu sadece ilk şarkıda sürdü sonra herkes zorda olsa alıştı hayal görmediklerine onun gerçek olduğuna inandılar ve rihanna şov başladı tam 80 dakika boyunca 20 şarkı söyledi rihanna en sevdiğim şarkısı unfaithfulu söylediğinde ise bendeki o heyecan doruk noktasına ulaştı ve o 80 dakika
çok hızlı geçti kapanışı umbrella ile yaptı ve o şarkıyı söylerken gökden aşağıya inen turuncu konfetilerle rüyanın bitişi gerçeğin başlaması bir oldu dev ekranda rüya bitmiştir uyanma zamanı yazıyordu çünkü rihanna artık sahnede yoktu, sahnenin küçük olmasından dolayı maalesef ingilteredeki konserindeki sahne şovlarını yapamadı rihanna ama en kısa zamanda bir daha geleceğim demesi bile bizim bir sonraki rhanna konserini beklemeye başlamamıza yetti, her ne kadar entellerimiz hiç kıyafet değiştirmedi sadece bir kere ayakkabı değiştirdi diyerek saçma eleştiriler getirseler de rihanna kendisini izleyen 15 bin kişiye inanılmaz bir 80 dakika yaşattı en kısa zamanda yeni bir turneyle ve daha büyük bir konser alanıyla rihannayı izleme hayalleriyle oradan ağzımız açık olarak ve mutluluktan uçmuş olarak ayrıldık.