türk sineması her sene yurtdışında aldığı ödüllerle giderek kalitesini arttırıyor ve dünya sinemasında ben de varım demeye hazırlanıyor fakat kaliteli,ödül alan yapımlar arttıkça maalesef kalitesiz sinema değeri taşımayan yapımlarda çoğalıyor ülkemizde bu da bence sinemamızın gelişmesini yavaşlatıyor. sinemamızın gelişmesini yavaşlatan bir diğer faktör ise kaliteli ödül alan yapımların gişe başarısızlığı oluyor gişede adeta çuvallayan bu yapımlara karşılık belaltı espriler yada çıplaklık kullanılarak yapılan yapımlar gişe rekorları kırıyor tabi bunda reklamın ve girdiği sinema sayısının da katkısı var ama yine de insana hiçbirşey katmayan ve izlendiğinde akılda bir şey bırakmayan bu filmlerin gerektiğinden fazla değer görmesi de türk insanının sinemayı gerçek anlamda kavrayamayışından kaynaklanıyor diye düşünüyorum.
türk sinemasında uluslararası ödül kazanan filmler her geçen sene artıyor en son avrupanın cannes dan sonra en prestijli fim festivali olan berlin film festivalinde altın ayı ödülünü semih kaplanoğlunun bal filmi kazandı 2004 senesinde de yine bir türk yönetmenin filmi altın ayıyı kazanmıştı ama film alman yapımıydı fatih akının gegen die wand duvara karşı filmi de her ne kadar alman yapımı olsada bu ödülü alması türk sineması adına başarıydı ama balın alması tamamen türkiyede çekilen ve herşeyiyle türk olan bir filmin alması tabiki daha büyük bir başarı türk sineması adına.
sinemamız adına beni umutlandıran yönetmenlerin başında gelen nuri bilge ceylan geçen sene cannes film festivalinde 3 maymun filmiyle en iyi yönetmen ödülünü kazanmıştı ayrıca yönetmenin en önemli filmi sayılan uzak da başta cannes olmak üzere çoğu festivalden önemli ödüllerle dönmüştür. nuri bilge ceylan gibi sinemamızın gelişmesine katkı sağlayan diğer yönetmenler ise zeki demirkubuz ve reha erdem dir bu iki ustanın filmleri de avrupadan eli boş dönmeyen yapımlar olarak göğsümüzü kabartmışlardır.
evet gerek cannes gerek berlin gerek de diğer önemli festivallerde bir sürü önemli ödül kaazanmış olsak da maalesef oscar da türkiye elle tutulur bir başarı kazanamamıştır bu zamana kadar dünyanın en prestijli sinema ödülleri olan akademi ödüllerinde en iyi yabancı oscarında ülkemiz maalesef şuana kadar bırakın ödül almayı aday bile olamamıştır ilk 5 e.
oscara en çok yaklaşan ise nuri bilge ceylanın 3 maymun u olmuştur 50 film arasından ilk 9 a kalmış ama ilk 5 e seçilememiştir 2009 senesinde.
türk sineması her ne kadar önemli bir gelişme içerisinde olsa da az sonra vereceğim oscar istatistiklerinden de anlaşılacağı gibi dünya sinemasında çok geri plandadır türk sineması.
1956 senesinden beri verilen en iyi yabancı oscarını kazanan ülkelere baktığımız zaman cezayir,fil dişi sahilleri,macaristan,bosna hersek,tayvan,kanada, güney afrika gibi sineması o kadar iyi olmayan ülkeler bile bu ödülü kazanmışlar ayrıca peru,filistin,kazakistan,nepal,gürcistan,izlanda uruguay,küba,porto riko bile aday olmuşlar yunanistan tam 4 kere aday olmuş bu verilere baktığımızda bırakın kazanmayı bir kere bile aday olamayışımız sinemamızın ne durumda olduğunu daha net gösteriyor sanırım.
yabancı oscarlarına en çok yaklaştığımız sene ise 1990 senesiydi isviçre yapımı olmasına rağmen oyuncularının %90 ı türk olan bir film o sene en iyi yabancı oscarını kazanmıştı a journey of hope ve bu az da olsa gururlanmamızı sağlamıştı ama aynı altın ayıda olduğu gibi tamamen türk yapımı olan ve türkiyede çekilen bir film oscarı almadıkça sinemamız bir şekilde eksik kalacaktır diye düşünüyorum umarım en kısa zamanda bu eksikliğni de gidererek dünya sinemasında önemli bir konuma gelir türk sineması çünkü bu topraklarda işlenecek çok hikaye var yeterki destek verilsin sahp çıkılsın.
oscar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oscar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Nisan 2010 Perşembe
19 Mart 2010 Cuma
oscarın laneti

oscar kazanmak dünyadaki bütün aktris aktörlerin hayalidir hatta tüm insanların desem abartmış olmam sanırım ama özellikle kadınlarda oscar almak gerçekten çok ilginç bir boyuta ulaştı diye bilirim oscar alan kadınların eşlerinden ayrılmaları neredeyse gelenek oldu desem abartmış olmam ilk olarak 92 senesinde oscarı alan ingiliz aktris emma thompson 95 senesinde yine kendisi gibi ingiliz olan ünlü yönetmen kocası kenneth branaghtan ayrılmıştı hemen ardından 97 de oscarı kazanan helen hunt 2 sene sonra kocası hank arizadan ayrılmıştı bunlara tesadüf diyebilirsiniz peki bundan sonrakiler 99 da oscarı alan hilary swank 2004 heykelciklerini ikiledikten 3 sene sonra 2007 de kocası chad lowe dan ayrıldı yine 99 da en iyi yardımcı kadın oscarını alan angelina jolie 2003 de kocasından ayrıldı ve 2001 senesinde oscarı alan halle barry 2005 te kocasindan ayrıldı yine 2005 te oscarı alan reese witherspoon kendisi gibi oyuncu olan kocası ryan phillipsten 2008 senesinde ayrıldı ve son olarak 1 hafta önce geçen senenin oscarlı oyuncusu kate winsletin yönetmen kocası sam mendesten ayrıldığını öğrenmişken dün de 7 martta oscar alan sandra bullockun kocası jesse james ten ayrıldığı haberini aldık kısacası oscar kariyer açısından önemli bir ödül olsa da aile açısından oscar kazanmak gerçekten kötü sonuçlara yol açıyor diyebiliriz
16 Mart 2010 Salı
Crazy heart ve Tender Mercies
Oscar töreni öncesi izleyemediğim tek oscar adayıydı bu film maalesef izleyememiştim ve az önce bitirdim Jeff Bridges namı değer 'dude' çok iyi bir oyuncudur hollywood da herkes tarafından takdir gören yetenekli ve karizmatik bir oyuncudur ama bu zamana kadar 4 kere oscara aday olmuş ve bir türlü kazanamamıştı ve bu filmle oscardan önce hangi ödül varsa topladı ve oscar öncesi onun kazanması değil kazanamaması bu seneki oscarın en büyük süprizi sayılacaktı ama o süpriz olmadı ve Jeff Bridges Crazy Heart ile oscarı aldı haketti mi derseniz başka bir yorum yapacak kişiyi hiç görmedim filmi izleyipte yok haketmemiş diyen bir kişi bile bulamazsınız.
Filmde kariyeri düşüşe geçmiş bir country şarkıcısını canlandırıyor Bridges ve onun öğrencisi olan şuanın en ünlü yıldızının biraz da vefa borcunu ödemesiyle teklifler alıyor diyebiliriz film güzel yardımcı oyuncu olarak Bridges a eşlik eden Maggie Gylenhaal da iyi oynamış ki zaten yardımcı kadın oyuncu dalında adaylık getirdi bu oyunu ona ama benim bu yazıyı yazma amacım ne Crazy Heart ı ne de Bridges ı övmek sizi 1984 senesine götürmek istiyorum Crazy Heart filminde de kısa bir rolü olan aynı zamanda filmin yapımcısı da olan Robert Duvall 1984 yılında 4.kez aday gösterildiği oscar da ilk oscarını kazandığında canlandırdığı rolde yine kariyeri düşüşe geçmiş bir country şarkıcısını canlandırmıştı filmin adı Tender Mercies izlemenizi tavsiye ederim.
O zamanın oscarlı oyuncusu Duvall bu sefer yapımcı olarak hemen hemen kendisinin oscar aldığı filmin senaryosuna çok yakın bir filmle samimi arkadaşı Jeff Bridges a oscar kazandırdı iki filmde güzel iki oyuncu da gerçekten oyunculuklarıyla oscarı haketmiştir ama burda asıl soru birbirine çok benzeyen iki film ve iki oyunculuktan hangisi daha iyi Bridges Crazy Heart da mı daha iyi oynamış yoksa Duvall Tender Mercies de mi izleyin siz karar verin ama fikrimi sorarsanız sanki Bridges daha iyi oynamış Duvalldan.
15 Mart 2010 Pazartesi
Oscar Tarihinde Hakkı Yenen Filmler
Akademi ödülleri her ne kadar sinema dünyasının en prestijli ödülleri olarak kabul edilselerde ki ben de öyle kabul ediyorum her ne kadar en objektif en realist ödüller olsa da akademi de arasıra haksızlık yapmıştır filmlere az da olsa bazı seneler hak etmeyen filmler kazanmıştır ben bu yazımda hangi senelerde hangi filmlerin alması gerektiğini sizlerle paylaşacağım.
1936: Akademinin ilk hatası 1936 da başladı maalesef bu sene oscarı hak eden ve herkes tarafından da alacağı düşünülen film Mr.Deeds Goes to Town du Frank Capranın bu harika filmi ki türkiyede de bu film çevrilmiştir çarıklı milyoner olarak ve rahmetli Kemal Sunal oynamıştır oscarı alamamış onun yerine müzikal bir film olan The Great Ziegfeld almıştır en iyi film oscarını.
1944: Bu sene de yine bir haksızlık yapılmıştır ve Billy Wilderin belkide türünün açık ara en iyi filmi olan Double Indemnity si oscarı yine bir müzikal olan Going My Way e kaptırmıştır.
1946: Aslında bu sene iki büyük favori kapıştı en iyi film oscarı için hangisi alsa diğeri çok üzülecekti bir yanda William Wylerın dev kadrosuyla ve müthiş hikayesiyle dikkati çeken filmi The Best Years of Our Lives diğer yanda ise Frank Capranın inanılmaz güzel hikayesiyle ve usta oyuncu James Stewartın harika performansıyla It is a Wonderful Life bu iki muhteşem filmin yarışında kazanan The Best Years of Our Lives olmuştur ama benim gönlüm It is a Wonderul life tan yanadır ama yine de dediğim gibi hangisi kazansa diğerine haksızlık olacaktı keşke ikisine verselermiş.
1951: Yine bir müzikalın aldığı bu sene yine alması gereken film başka bir filmdi müzikaller sanırım oscarda hep hak yiyen filmler olarak anılacaktır oscarı alan An American in Paris olmuştu ama Marlon Brando ve Vivien Leigh li kadrosuyla kesinlikle A Streetcar Named Desire almalıydı o sene.
1956: Özellikle bu sene en büyük haksızlıklardan biri yapılmış maalesef aday olan filmlerden en hak etmeyeni en zayıfı asla alamaz denileni oscarı almıştır ve bu sene akademinin kara senesi olarak tarihe geçmiştir oscarı alan Around the World in Eighty Days kesinlikle rakiplerinin yanında çok zayıf bir filmdir hatta adaylık bile almaması gerekirdi ama oscarı almıştır ve o sene fena halde hakkı yenilen filmler ise Rock Hudson James Dean ve Elizabeth Taylor gibi dev kadrosuyla dev gibi bir film olan Giant ve yine dev bütçesiyle The Ten Commandments tır.
1957: Bu senede yine iki harika film kıyasıya çekişmiş ve kazanan The Bridge on River Kwai olmuştur ve rakibi 12 Angry Man eli boş dönmüştür ama dediğim gibi bu senede 2 filmde hak etmiştir aslında oscarı.
1964: Bu seneyi değerlendirdiğimizde yine bir müzikalin oscarı aldığını görüyoruz ama bu sefer hak ederek alıyordu bİr haksızlık yoktu ortalıkta ama diğer iki filmde o kadar iyi filmler ki onlar da alsa ocarı kimse bir şey diyemezdi My Fair Lady oscarı aldı o sene ama Dr Strengelove yada Zorba The Greek de alsa oscarı bir yanışlık oldu denmezdi.
1967: Konusu ve verdiği mesaj itibariyle bu sene kesinlikle Guess who is Coming to the Dinner almalıydı ama onun yerine In the Heat of the Night filmine verdiler aslında iki filmde ırkçılığa karşı olan filmlerdi ama bence Guess Who is Coming to the Dinner hem oyunculuklarıyla hem konunun işlenişiyle oscarı daha fazla hak ediyordu.
1971: Tipik bir macera filmi olan French Connection yerine Kubrickin harika filmi şiddeti eleştiren ve zamanına göre hayli cesur olan A Clockwork Orange almalıydı.
1980: Oyunculuklarıyla ayakta duran Ordinary People alırken Scorsesenin harika başyapıtı Raging Bull haksızlığıa uğramıştır 80 de.
1989: Bu senede bence aday olan beş filmden en zayıf 2. film aldı oscarı oysaki Born of the Fourth July, Dead Poets Society, My Left Foot gibi harika filmler varken Driving Miss Daisy nin alması haksızlık olmuş diye düşünüyorum.
1990: Kesinlikle ama kesinlikle gelmiş geçmiş en iyi mafya filmlerinden biri olan Goodfellas almalıydı ama ödül Dances With Wolves a gitmişti o sene.
1994: 94 senesi belkide Oscar yarışının en çetin geçtiği yıldı birbirinden harika 3 filmin yarışında kazanan benimde favorim olan Forrest Gump olmuştu ama Shawshank Redemption ve Pulp Fiction da bu sene değilde başka senelerde çekilselerdi kesin oscarı alırlardı diyorum.
2004: Bu sene en iyi film dalında aday bile gösterilmeyen bir filme acayip bir şekilde haksızlık yapıldı bırakın almasını aday bile gösterilmeyen Eternal Sunshine of the Spotless Mind bence o senenin ve Oscar tarihinin en büyük haksızlığı sadece özgün senaryo ödülü verilerek geçiştirilen film o sene kesinlikle en iyi filmi almalıydı.
1936: Akademinin ilk hatası 1936 da başladı maalesef bu sene oscarı hak eden ve herkes tarafından da alacağı düşünülen film Mr.Deeds Goes to Town du Frank Capranın bu harika filmi ki türkiyede de bu film çevrilmiştir çarıklı milyoner olarak ve rahmetli Kemal Sunal oynamıştır oscarı alamamış onun yerine müzikal bir film olan The Great Ziegfeld almıştır en iyi film oscarını.
1944: Bu sene de yine bir haksızlık yapılmıştır ve Billy Wilderin belkide türünün açık ara en iyi filmi olan Double Indemnity si oscarı yine bir müzikal olan Going My Way e kaptırmıştır.
1946: Aslında bu sene iki büyük favori kapıştı en iyi film oscarı için hangisi alsa diğeri çok üzülecekti bir yanda William Wylerın dev kadrosuyla ve müthiş hikayesiyle dikkati çeken filmi The Best Years of Our Lives diğer yanda ise Frank Capranın inanılmaz güzel hikayesiyle ve usta oyuncu James Stewartın harika performansıyla It is a Wonderful Life bu iki muhteşem filmin yarışında kazanan The Best Years of Our Lives olmuştur ama benim gönlüm It is a Wonderul life tan yanadır ama yine de dediğim gibi hangisi kazansa diğerine haksızlık olacaktı keşke ikisine verselermiş.
1951: Yine bir müzikalın aldığı bu sene yine alması gereken film başka bir filmdi müzikaller sanırım oscarda hep hak yiyen filmler olarak anılacaktır oscarı alan An American in Paris olmuştu ama Marlon Brando ve Vivien Leigh li kadrosuyla kesinlikle A Streetcar Named Desire almalıydı o sene.
1956: Özellikle bu sene en büyük haksızlıklardan biri yapılmış maalesef aday olan filmlerden en hak etmeyeni en zayıfı asla alamaz denileni oscarı almıştır ve bu sene akademinin kara senesi olarak tarihe geçmiştir oscarı alan Around the World in Eighty Days kesinlikle rakiplerinin yanında çok zayıf bir filmdir hatta adaylık bile almaması gerekirdi ama oscarı almıştır ve o sene fena halde hakkı yenilen filmler ise Rock Hudson James Dean ve Elizabeth Taylor gibi dev kadrosuyla dev gibi bir film olan Giant ve yine dev bütçesiyle The Ten Commandments tır.
1957: Bu senede yine iki harika film kıyasıya çekişmiş ve kazanan The Bridge on River Kwai olmuştur ve rakibi 12 Angry Man eli boş dönmüştür ama dediğim gibi bu senede 2 filmde hak etmiştir aslında oscarı.
1964: Bu seneyi değerlendirdiğimizde yine bir müzikalin oscarı aldığını görüyoruz ama bu sefer hak ederek alıyordu bİr haksızlık yoktu ortalıkta ama diğer iki filmde o kadar iyi filmler ki onlar da alsa ocarı kimse bir şey diyemezdi My Fair Lady oscarı aldı o sene ama Dr Strengelove yada Zorba The Greek de alsa oscarı bir yanışlık oldu denmezdi.
1967: Konusu ve verdiği mesaj itibariyle bu sene kesinlikle Guess who is Coming to the Dinner almalıydı ama onun yerine In the Heat of the Night filmine verdiler aslında iki filmde ırkçılığa karşı olan filmlerdi ama bence Guess Who is Coming to the Dinner hem oyunculuklarıyla hem konunun işlenişiyle oscarı daha fazla hak ediyordu.
1971: Tipik bir macera filmi olan French Connection yerine Kubrickin harika filmi şiddeti eleştiren ve zamanına göre hayli cesur olan A Clockwork Orange almalıydı.
1980: Oyunculuklarıyla ayakta duran Ordinary People alırken Scorsesenin harika başyapıtı Raging Bull haksızlığıa uğramıştır 80 de.
1989: Bu senede bence aday olan beş filmden en zayıf 2. film aldı oscarı oysaki Born of the Fourth July, Dead Poets Society, My Left Foot gibi harika filmler varken Driving Miss Daisy nin alması haksızlık olmuş diye düşünüyorum.
1990: Kesinlikle ama kesinlikle gelmiş geçmiş en iyi mafya filmlerinden biri olan Goodfellas almalıydı ama ödül Dances With Wolves a gitmişti o sene.
1994: 94 senesi belkide Oscar yarışının en çetin geçtiği yıldı birbirinden harika 3 filmin yarışında kazanan benimde favorim olan Forrest Gump olmuştu ama Shawshank Redemption ve Pulp Fiction da bu sene değilde başka senelerde çekilselerdi kesin oscarı alırlardı diyorum.
2004: Bu sene en iyi film dalında aday bile gösterilmeyen bir filme acayip bir şekilde haksızlık yapıldı bırakın almasını aday bile gösterilmeyen Eternal Sunshine of the Spotless Mind bence o senenin ve Oscar tarihinin en büyük haksızlığı sadece özgün senaryo ödülü verilerek geçiştirilen film o sene kesinlikle en iyi filmi almalıydı.
14 Mart 2010 Pazar
Oscar Tarihinde Hakkı Yenen Aktrisler
Oscar tarihinde en iyi erkek dalında olduğu gibi en iyi kadın dalında da arasıra ödüller hak etmeyenlere gitmiştir hak edipte eli boş olarak evine dönen kadın oyuncuları paylaşmak istedim sizlerle.
1928: Henüz daha ikinci törende çok büyük bir haksızlık yapıldı The Passion of Joan Arc ile sinema tarihinin en iyi performansları arasına giren Maria Falconetti aday bile gösterilmeyerek oscarı Coquette filmiyle Mary Pickforda kaptırdı.
1940: Rebecca filmiyle o endişeli ölüm korkusu yaşayan gelin rolünü çok iyi oynayan Joan Fontaine maalesef oscarı alamamıştır onun yerine Kitty Foyle ile Ginger Rogers almıştır en iyi kadın oscarını.
1944: Double Indemnity filminde kocasını öldürmek için sevgilisyle inanılmaz bir plan yapan acımasız kadını harika oynayan Barbara Stanwyck oscarı Gaslight filmiyle Ingrid Bergmana kaptırmıştır oysaki o sene ikisi de hak etmiştir oscarı keşke ikisine beraber verselerdi o sene.
1950: Bu sene All about Eve filmiyle hem Anne Baxter hem de Bette Davis en iyi kadın oscarını almalılardı onların yanı sıra Sunset Boulevard ile Gloria Swanson da oscarı hak etmişti ama bu 3 kadın dururken kazanan Born Yesterday filmiyle Judy Holliday olmuştu.
1954: A Star is Born da hayatının en iyi performansını gösteren Judy Garlandda da akademi haksızlık yaparak oscarı vermemiştir o sene The Country Girl ile Grace Kelly oscarı kazanmıştır.
1957: Federico Fellinin en iyi filmlerinden biri olan The Nights of Cabiria da harika bir oyunla herkesin sevgisini ve takdirini kazanan Giulietta Masina bırakın oscarı almayı en iyi 5 kadın arasına bile girememiştir o sene.
1966: Persona filmiyle oscarı kesinlikle alması gereken Liv Ullman o sene aday bile gösterilmedi ve Who is Afraid of Virginia Wolf ile Elizabeth Taylora gitti ödül.
1969: They Shoot Horses Dont They ile en iyi kadın oscarını Jane Fonda almalıydı ama o senede haksızlık yapılan senelerden biriydi ve oscarı The Prime of Miss Jean Brodie filmiyle Maggie Smith kazanmıştı.
1974: En iyi kadın dalında yapılan en büyük haksızlıklardan biri sanırımı 74 senesinde olmuştur A Women Under the Influence ile adeta oyunculuk dersi veren Gena Rowland imkansız bir şekilde oscarı kazananamıştır ve onun yerine Alice Doesnt Live Here Anymore ile Ellen Burstyn oscarı almıştır.
1982: Sophies Choices ile Meryl Streep kesinlikle hak etti ama Frances rolündeki inanılmaz performansıyla Jessica Lange de ödülü en az Streep kadar hak etti keşke ödülü Jessica Lange ile Streep paylaşsalardı.
1987: Bu senede en iyi kadın dalında büyük bir haksızlık yapılmıştır inanılmaz bir performansla baştan çıkarıcı piskopat kadını oynayan Glenn Close ödülü almalıydı oysaki bence gayet sıradan bir rol çıkaran Cher almıştır Moonstruck filmiyle.
1992: Howards End ile Emma Thompson oscarı hak etmiş ve kazanmıştı ama o sene oscarı hak eden biri daha vardı o da Lorenzos Oil deki fedakar anne rolüyle Susan Sarandondu.
1996: Fargo filmiyle oscarı alan Frances Macdormanddı ama hak etmeyerek almıştı o sene oscarı Macdormand çünkü hem Secrets&Lies filminde herkesi ağlatan Brenda Blethyn hem Breaking waves filminde yine herkesi ağlatan Emily Watson o sene oscarı paylaşmalılardı ama ikiside o gece elleri boş döndü ve Oscar tarihinin en haksız senelerinden biri oldu hak etmeyen biri aldı hak eden iki oyuncu alamadı.
2000: Sinema tarihinin en iyi performanslarından birini çıkarmasına rağmen oscarı alamadı o sene Ellen Burstyn Requiem for a Dream ile, aldığı sene de haksız bir şekilde almıştı gerçi ama 2000 senesinde kesinlikle hak etmişti fakat onun yerine Julia Roberts Erin Brockovich ile oscarı almıştı.
2001: Erkeklerde olduğu gibi bayanlarda da 2001 senesinde haksızlık oldu ve Nicole Kidman Moulin Rouge daki harika Satin rolüyle oscarı kazanamamıştı onun yerine Monster Ball ile Halle Berry oscarı almıştı.
2002: Bir sene önce hakkı yenen Kidman hemen bir sene sonra The Hours filmiyle bir şekilde ödüllendirildi ama bu seferde Unfaithful filmindeki aldatan kadın rolüyle Diane Lane in hakkı yenildi.
1928: Henüz daha ikinci törende çok büyük bir haksızlık yapıldı The Passion of Joan Arc ile sinema tarihinin en iyi performansları arasına giren Maria Falconetti aday bile gösterilmeyerek oscarı Coquette filmiyle Mary Pickforda kaptırdı.
1940: Rebecca filmiyle o endişeli ölüm korkusu yaşayan gelin rolünü çok iyi oynayan Joan Fontaine maalesef oscarı alamamıştır onun yerine Kitty Foyle ile Ginger Rogers almıştır en iyi kadın oscarını.
1944: Double Indemnity filminde kocasını öldürmek için sevgilisyle inanılmaz bir plan yapan acımasız kadını harika oynayan Barbara Stanwyck oscarı Gaslight filmiyle Ingrid Bergmana kaptırmıştır oysaki o sene ikisi de hak etmiştir oscarı keşke ikisine beraber verselerdi o sene.
1950: Bu sene All about Eve filmiyle hem Anne Baxter hem de Bette Davis en iyi kadın oscarını almalılardı onların yanı sıra Sunset Boulevard ile Gloria Swanson da oscarı hak etmişti ama bu 3 kadın dururken kazanan Born Yesterday filmiyle Judy Holliday olmuştu.
1954: A Star is Born da hayatının en iyi performansını gösteren Judy Garlandda da akademi haksızlık yaparak oscarı vermemiştir o sene The Country Girl ile Grace Kelly oscarı kazanmıştır.
1957: Federico Fellinin en iyi filmlerinden biri olan The Nights of Cabiria da harika bir oyunla herkesin sevgisini ve takdirini kazanan Giulietta Masina bırakın oscarı almayı en iyi 5 kadın arasına bile girememiştir o sene.
1966: Persona filmiyle oscarı kesinlikle alması gereken Liv Ullman o sene aday bile gösterilmedi ve Who is Afraid of Virginia Wolf ile Elizabeth Taylora gitti ödül.
1969: They Shoot Horses Dont They ile en iyi kadın oscarını Jane Fonda almalıydı ama o senede haksızlık yapılan senelerden biriydi ve oscarı The Prime of Miss Jean Brodie filmiyle Maggie Smith kazanmıştı.
1974: En iyi kadın dalında yapılan en büyük haksızlıklardan biri sanırımı 74 senesinde olmuştur A Women Under the Influence ile adeta oyunculuk dersi veren Gena Rowland imkansız bir şekilde oscarı kazananamıştır ve onun yerine Alice Doesnt Live Here Anymore ile Ellen Burstyn oscarı almıştır.
1982: Sophies Choices ile Meryl Streep kesinlikle hak etti ama Frances rolündeki inanılmaz performansıyla Jessica Lange de ödülü en az Streep kadar hak etti keşke ödülü Jessica Lange ile Streep paylaşsalardı.
1987: Bu senede en iyi kadın dalında büyük bir haksızlık yapılmıştır inanılmaz bir performansla baştan çıkarıcı piskopat kadını oynayan Glenn Close ödülü almalıydı oysaki bence gayet sıradan bir rol çıkaran Cher almıştır Moonstruck filmiyle.
1992: Howards End ile Emma Thompson oscarı hak etmiş ve kazanmıştı ama o sene oscarı hak eden biri daha vardı o da Lorenzos Oil deki fedakar anne rolüyle Susan Sarandondu.
1996: Fargo filmiyle oscarı alan Frances Macdormanddı ama hak etmeyerek almıştı o sene oscarı Macdormand çünkü hem Secrets&Lies filminde herkesi ağlatan Brenda Blethyn hem Breaking waves filminde yine herkesi ağlatan Emily Watson o sene oscarı paylaşmalılardı ama ikiside o gece elleri boş döndü ve Oscar tarihinin en haksız senelerinden biri oldu hak etmeyen biri aldı hak eden iki oyuncu alamadı.
2000: Sinema tarihinin en iyi performanslarından birini çıkarmasına rağmen oscarı alamadı o sene Ellen Burstyn Requiem for a Dream ile, aldığı sene de haksız bir şekilde almıştı gerçi ama 2000 senesinde kesinlikle hak etmişti fakat onun yerine Julia Roberts Erin Brockovich ile oscarı almıştı.
2001: Erkeklerde olduğu gibi bayanlarda da 2001 senesinde haksızlık oldu ve Nicole Kidman Moulin Rouge daki harika Satin rolüyle oscarı kazanamamıştı onun yerine Monster Ball ile Halle Berry oscarı almıştı.
2002: Bir sene önce hakkı yenen Kidman hemen bir sene sonra The Hours filmiyle bir şekilde ödüllendirildi ama bu seferde Unfaithful filmindeki aldatan kadın rolüyle Diane Lane in hakkı yenildi.
Oscar Tarihinde Hakkı Yenen Aktörler
Akademi tarihinde çoğu zaman en iyiler oscarı almıştır zaten o yüzden adı en iyi erkek aktör ödülüdür ama nadir de olsa hakkı yenenler de olmuştur ve onları burada sizlerle paylaşmak bir şekilde haklarını bu yazımda onlara teslim etmek istiyorum.
1939: Mr Smith Goes to Washingtondaki inanılmaz performansıyla James Stewart a verilmesi gereken ödülü Robert Donat Goodbye Mr Chipsle hak etmediği bir şekilde almıştır.
1943: Sinema tarihinin en iyi aşk filmi olan Casablancadaki harika performansıyla Humprey Bogart kesinlikle almalıydı oscarı, ama maalesef bu senede hak etmeyen bir performansla Watch on the Rhine ile Paul Lukas almıştır.
1946: Yine James Stewart hakkı yenilerek oscarı alamamıştır yine inanılmaz bir performans sergilediği Capra filmi It is a Wonderful Life ile oscarı ise The Best Years of our Lives filmiyle Fredrich March almıştır.
1948: Humprey Bogart The Treasure of Sierra the Madre ile oscarı kesinlikle almalıydı ama o sene en iyi erkek dalında ilk beşe bile girememişti Bogart ve Hamlet rolüyle Laurence Olivier almıştı oscarı.
1951: 43 ve 48 de hakkı yenilerek oscarı alamayan Humprey Bogart bu sefer haksız bir şekilde oscarı almıştır hakeden ve alamayan ise sinema tarihinin efsane oyuncusu Marlon Brandodur A Streetcar Named Desire ile oscarı alsaydı o sene Brando , film bütün oyunculuk dallarında oscarı alarak tarihe geçecekti ama diğer 3 dalda oscarı almış en iyi erkek oyuncuyu haksız bir şekilde kaybetmiştir.
1964: Bu sene ise belkide en büyük haksızlıklardan biri yapılmıştır Dr.Strengelove filmiyle tam 3 farklı karakteri inanılmaz başarılı bir şekilde oynayan Peter Sellers oscarı kazanamamıştır ve haksız bir şekilde My Fair Lady ile Rex Harrison almıştır ödülü ben olsam ödülü kabul etmeyip Peter Sellers a verirdim o kadar iyi oynamıştı Sellers.
1967: Spencer tracynin üçüncü oscarı alması haksız bir şekilde engellenerek In the Heat of the Night ile Rod Steiger almıştır ödülü, oysaki Guess Who is Coming to the Dinner en iyi filmi Spencer Tracy de en iyi erkek oscarını almalıydı sadece Katherine Hepburn en iyi kadını alarak o filmde ödül alan tek kişi olmuştur.
1969: Dustin hoffman The Midnight Cowboy filmiyle en iyi erkek oscarını kesinlikle hak etti ama efsane oyuncu John Wayne a bir Oscar vermek adına hakkı yendi Hoffmanın ve Wayne True Grit ile oscarı aldı.
1976: Her ne kadar Networkdeki harika performansıyla Peter Finch o sene hak etse de ondan çok daha iyi oynayan Robert de Niro o sene almalıydı oscarı Taxi Driver filmiyle en kötü ikisine beraber verilmeliydi diye düşünüyorum.
1979: Dustin Hoffman Kramer vs Kramer ile oscarı hak etmedi değil ama Peter Sellers Being There ile en azından Hoffman ile beraber almalıydı oscarı ve bu Sellersın yenilen ikinci oscarıydı Dr.Strengelove dan sonra.
1990: Yine hakkı yenilen oyuncu Robert de Niroydu 90 senesinde Awakenings ile herkesi ağlatan De Niro o sene Revearsel of Fortune ile haksız bir kararla oscarı Jeremy Irons a kaptırıyordu.
1996: Shinedaki performansıyla Geofrey Rush kesinlikle oscarı hak etti ama bu sene harika bir performans gösteren ve oscarı alamayan Woody Harrelson keşke başka bir sene aday olsaydı ve alsaydı oscarı çünkü gerçekten çok iyi bir performanstı The People vs Larry Flint ve Harrelson.
2001: Bu sene hem kadın hem erkek de oscarlar 11 eylül olaylarından dolayı siyahi oyunculara gitmişti haksız bir şekilde erkeklerde Danzel Washington ikinci oscarını alırken üst üste ikinci kez en iyi erkek oscarını alarak bunu gerçekleştiren üçüncü kişi olacak Russel Crowe a büyük haksızlık yapıldı o sene A Beatiful Mind ile John Nash in hayatını çok iyi oynayan Crowe un elinden Oscar adeta çalındı o sene.
1939: Mr Smith Goes to Washingtondaki inanılmaz performansıyla James Stewart a verilmesi gereken ödülü Robert Donat Goodbye Mr Chipsle hak etmediği bir şekilde almıştır.
1943: Sinema tarihinin en iyi aşk filmi olan Casablancadaki harika performansıyla Humprey Bogart kesinlikle almalıydı oscarı, ama maalesef bu senede hak etmeyen bir performansla Watch on the Rhine ile Paul Lukas almıştır.
1946: Yine James Stewart hakkı yenilerek oscarı alamamıştır yine inanılmaz bir performans sergilediği Capra filmi It is a Wonderful Life ile oscarı ise The Best Years of our Lives filmiyle Fredrich March almıştır.
1948: Humprey Bogart The Treasure of Sierra the Madre ile oscarı kesinlikle almalıydı ama o sene en iyi erkek dalında ilk beşe bile girememişti Bogart ve Hamlet rolüyle Laurence Olivier almıştı oscarı.
1951: 43 ve 48 de hakkı yenilerek oscarı alamayan Humprey Bogart bu sefer haksız bir şekilde oscarı almıştır hakeden ve alamayan ise sinema tarihinin efsane oyuncusu Marlon Brandodur A Streetcar Named Desire ile oscarı alsaydı o sene Brando , film bütün oyunculuk dallarında oscarı alarak tarihe geçecekti ama diğer 3 dalda oscarı almış en iyi erkek oyuncuyu haksız bir şekilde kaybetmiştir.
1964: Bu sene ise belkide en büyük haksızlıklardan biri yapılmıştır Dr.Strengelove filmiyle tam 3 farklı karakteri inanılmaz başarılı bir şekilde oynayan Peter Sellers oscarı kazanamamıştır ve haksız bir şekilde My Fair Lady ile Rex Harrison almıştır ödülü ben olsam ödülü kabul etmeyip Peter Sellers a verirdim o kadar iyi oynamıştı Sellers.
1967: Spencer tracynin üçüncü oscarı alması haksız bir şekilde engellenerek In the Heat of the Night ile Rod Steiger almıştır ödülü, oysaki Guess Who is Coming to the Dinner en iyi filmi Spencer Tracy de en iyi erkek oscarını almalıydı sadece Katherine Hepburn en iyi kadını alarak o filmde ödül alan tek kişi olmuştur.
1969: Dustin hoffman The Midnight Cowboy filmiyle en iyi erkek oscarını kesinlikle hak etti ama efsane oyuncu John Wayne a bir Oscar vermek adına hakkı yendi Hoffmanın ve Wayne True Grit ile oscarı aldı.
1976: Her ne kadar Networkdeki harika performansıyla Peter Finch o sene hak etse de ondan çok daha iyi oynayan Robert de Niro o sene almalıydı oscarı Taxi Driver filmiyle en kötü ikisine beraber verilmeliydi diye düşünüyorum.
1979: Dustin Hoffman Kramer vs Kramer ile oscarı hak etmedi değil ama Peter Sellers Being There ile en azından Hoffman ile beraber almalıydı oscarı ve bu Sellersın yenilen ikinci oscarıydı Dr.Strengelove dan sonra.
1990: Yine hakkı yenilen oyuncu Robert de Niroydu 90 senesinde Awakenings ile herkesi ağlatan De Niro o sene Revearsel of Fortune ile haksız bir kararla oscarı Jeremy Irons a kaptırıyordu.
1996: Shinedaki performansıyla Geofrey Rush kesinlikle oscarı hak etti ama bu sene harika bir performans gösteren ve oscarı alamayan Woody Harrelson keşke başka bir sene aday olsaydı ve alsaydı oscarı çünkü gerçekten çok iyi bir performanstı The People vs Larry Flint ve Harrelson.
2001: Bu sene hem kadın hem erkek de oscarlar 11 eylül olaylarından dolayı siyahi oyunculara gitmişti haksız bir şekilde erkeklerde Danzel Washington ikinci oscarını alırken üst üste ikinci kez en iyi erkek oscarını alarak bunu gerçekleştiren üçüncü kişi olacak Russel Crowe a büyük haksızlık yapıldı o sene A Beatiful Mind ile John Nash in hayatını çok iyi oynayan Crowe un elinden Oscar adeta çalındı o sene.
7 Mart 2010 Pazar
2010 oscar töreni şıklar rüküşler
Anna Kendricks: Çok zarif bir elbise giymiş krep şifon ve drape omuzları açık harika bir elbiseydi soluk pastel şampanya rengi elbiseyi çok iyi taşıyor kendricks bu senenin en şık kadınlarından biri oldu bile. Parmağındaki kocaman yüzük de direk dikkat çekiyor kendricksin. Gecenin en şık 3. bayanı oldu Anna Kendricks.
Mariah Carey: Carey yine dekoltesini ön plana çıkaracak ama golden globe a göre çok daha şık bir kıyafet giymiş diyebilirim. Lacivert kıyafeti derin bacak yırtmacı ve göğüs dekoltesiyle iddalı bir kıyafet ama yakışmış Carey e. Keşke ya bacak ya da göğüs dekoltesi verseymiş ikisi biraz fazla kaçmış. Elbise iğnesi de çok büyüktü o da küçük olsa güzel olurdu.
Zoe Saldana: Lavanta rengi straplez bir kıyafet giymiş üstü düz alta doğru biraz bollaşıyor farklı bir elbise ama bence güzel değil üstle alt biraz alakasız olmuş gibi özellikle ayaklarının en altı pufuduk tarzıyla berbat etmiş elbiseyi gecenin en rüküşü diyorum Saldanaya.
Monique: Çok düz bir kıyafet Oscar gecesi için mavi sıradan bir elbise e zaten fazla kilosu da var güzel bir kıyafet taşıyamaz o vücut o yüzden abartıya kaçmadan normal bir elbise giymiş.
Vera Farmiga: Son derece iddalı bir renk ve iddalı bir model ben beğendim açıkçası Farmiganın elbisesini, özellikle farklı bir elbise giymek bu gecede cesaret ister ve o cesareti göstermiş elbise de çok hoş kesimi ve o desenler süper makyajı da elbisesine muhteşem uyuyor Farmiga bu gecenin şıklarından diyebilirim.
Sigourney Weawer: Yaşına uygun tek omuz elbisesi bence çok şık kırmızı elbiseye siyah kuşak bağlayarak ve omzundan elbise iğnesiyle tutturması da güzel detaylardı.
Sandra Bullock: Açıkçası Bullock yerine başkası giyse anlayabilirdim bu elbiseyi ama Bullockun giymesini asla anlayamam çünkü bugün en favori aday en iyi kadın Oscarında ama giydiği elbise son derece sade son derece günlük son derece zayıf(Oscar için) şampanya rengi gümüş karışımı asimetrik danteller kesimi iyi işlemeler güzel Sandraya çok iyi oturmuş ama maalesef çok sade ve makyajıyla elbisesi çok uyumsuz. Saçıda çok düz kıyafetine kötü demiyorum ama sanki Oscar için yetersiz.
Maggie Gylenhaal: Bence gecenin en şıkı diyebilirim elbise süper makyaj harikaaa mavi tonlu desenli elbisense bayıldım zaten o vücuda ne giyse yakışır ama Gyleenhaal ayrı bir güzel taşıyor elbiseyi. Desen harika elbise harika saç makyaj harika uzun kuyruklu düz kesimli saten bir elbise straplez olması ve omuzlarını ön plana çıkarması tek kelimeyle enfessss
Sarah Jessica Parker: sarı renkteki kıyafetiyle saçı çok uyumlu saçını topuz yapmış omuzdan boyuna gelen elbise farklı biR tarz yaratıyor retro bir makyaj ama bence elbisesinin o rengi Oscar için uygun değil açık sarı kıyafet oscara olmamış.
Carey Mulligan: Kıyafeti kendisine çok iyi yakıştırmış kısa sarı saçlar ve siyah elbise zaten ufak tefek bir kız olan Mulligan fazla abartılı iddalı bir kıyafet yerine kendisine uygun çok hoş bir elbise giymiş. Elbisesindeki taşlar da harika olmuş bence Mulligan yaşına boyuna posuna çok uygun bir kıyafetle gecenin şıklarından.
Gabourey Sidibe: Tamam bir insan kilolu olabilir ama böyle iddalı bir kıyafet de giyilmezki o kadar büyük dekolteye ne gerek varki elbisesinin rengi güzel ama sadece o kadar gecenin rüküşlerinden biri sidibe.
Meryl Streep: Beyaz elbisesi çok güzeldi iddalı göğüs dekoltesi de orta yaşlı birisi için bira fazla kaçmıştı ama yine de gerek kesimleri olsun gerek zerafeti olsun Streep gecenin şıklarındandı.
Queen Latifah: Saç makyaj aksesuarlar ve elbise gayet güzel üstüne tam oturmuş az kilosu var ama fark etmez bu elbise ile gerçekten hoş olmuş latifah.
Kate Winslet : Çok sade bir elbise giymiş ama olmamış o kadar sade bir elbise giyilmez bu törende iş mülakatına gider gibi maalesef Kate bu sene kötü olmuş.
Elizabeth Banks: Her ne kadar kızmızı halı da göremesek de fotoğrafları inceledğimde bence gecenin en şık ikinci kadını olmuş Banks gri elbisesiyle harika olmuş Banks yerlere kadar uzanan kesimi ve çantasıyla elbsesinin uyumu makyajı omuz ve göğüs dekoltesı saçları ve küpesiyle Banks harika olmuş.
Miley Cyrus: yaşına göre giyinmeyi öğrenemeyecek bu kız sanırım geçen sene olduğu gibi bu senede 16 yaşındaki bir kızın giymeyeceği kadar abartılı ve kötü bir kıyafet giymiş cyrus üstü büstiyer altı elbise birbirine uymayan bir elbise de saldanadan sonra cyrus giymiş ve bence gecenin en rüküş ikinci bayanı olmuş cyrus.
Kristen Stewart: genelde hep salaş giyim tarzıyla gördüğümüz Stewart siyah uzun elbisesiyle harika olmuş desem yalan olmaz açıkçası şaşırttı beni ben yine kötü bir kıyafet seçimi bekliyordum ondan ama bence siyahın o asaletiyle çok güzel olmuş Stewart.
Demi Moore: Gecenin yine farklı elbiselerinden birini Moore giymiş açık şampanya rengi elbise kırışık tarzıyla çok hoş ve tam elbisenin alttan üste geçişteki o güzel çiçek şekliyle elbise gerçekten hoş durmuş Moore da iyi taşımış elbiseyi açıkçası saçı ve makyajıda elbiseyle çok uyumlu Moore un.
Mariah Carey: Carey yine dekoltesini ön plana çıkaracak ama golden globe a göre çok daha şık bir kıyafet giymiş diyebilirim. Lacivert kıyafeti derin bacak yırtmacı ve göğüs dekoltesiyle iddalı bir kıyafet ama yakışmış Carey e. Keşke ya bacak ya da göğüs dekoltesi verseymiş ikisi biraz fazla kaçmış. Elbise iğnesi de çok büyüktü o da küçük olsa güzel olurdu.
Zoe Saldana: Lavanta rengi straplez bir kıyafet giymiş üstü düz alta doğru biraz bollaşıyor farklı bir elbise ama bence güzel değil üstle alt biraz alakasız olmuş gibi özellikle ayaklarının en altı pufuduk tarzıyla berbat etmiş elbiseyi gecenin en rüküşü diyorum Saldanaya.
Monique: Çok düz bir kıyafet Oscar gecesi için mavi sıradan bir elbise e zaten fazla kilosu da var güzel bir kıyafet taşıyamaz o vücut o yüzden abartıya kaçmadan normal bir elbise giymiş.
Vera Farmiga: Son derece iddalı bir renk ve iddalı bir model ben beğendim açıkçası Farmiganın elbisesini, özellikle farklı bir elbise giymek bu gecede cesaret ister ve o cesareti göstermiş elbise de çok hoş kesimi ve o desenler süper makyajı da elbisesine muhteşem uyuyor Farmiga bu gecenin şıklarından diyebilirim.
Sigourney Weawer: Yaşına uygun tek omuz elbisesi bence çok şık kırmızı elbiseye siyah kuşak bağlayarak ve omzundan elbise iğnesiyle tutturması da güzel detaylardı.
Sandra Bullock: Açıkçası Bullock yerine başkası giyse anlayabilirdim bu elbiseyi ama Bullockun giymesini asla anlayamam çünkü bugün en favori aday en iyi kadın Oscarında ama giydiği elbise son derece sade son derece günlük son derece zayıf(Oscar için) şampanya rengi gümüş karışımı asimetrik danteller kesimi iyi işlemeler güzel Sandraya çok iyi oturmuş ama maalesef çok sade ve makyajıyla elbisesi çok uyumsuz. Saçıda çok düz kıyafetine kötü demiyorum ama sanki Oscar için yetersiz.
Maggie Gylenhaal: Bence gecenin en şıkı diyebilirim elbise süper makyaj harikaaa mavi tonlu desenli elbisense bayıldım zaten o vücuda ne giyse yakışır ama Gyleenhaal ayrı bir güzel taşıyor elbiseyi. Desen harika elbise harika saç makyaj harika uzun kuyruklu düz kesimli saten bir elbise straplez olması ve omuzlarını ön plana çıkarması tek kelimeyle enfessss
Sarah Jessica Parker: sarı renkteki kıyafetiyle saçı çok uyumlu saçını topuz yapmış omuzdan boyuna gelen elbise farklı biR tarz yaratıyor retro bir makyaj ama bence elbisesinin o rengi Oscar için uygun değil açık sarı kıyafet oscara olmamış.
Carey Mulligan: Kıyafeti kendisine çok iyi yakıştırmış kısa sarı saçlar ve siyah elbise zaten ufak tefek bir kız olan Mulligan fazla abartılı iddalı bir kıyafet yerine kendisine uygun çok hoş bir elbise giymiş. Elbisesindeki taşlar da harika olmuş bence Mulligan yaşına boyuna posuna çok uygun bir kıyafetle gecenin şıklarından.
Gabourey Sidibe: Tamam bir insan kilolu olabilir ama böyle iddalı bir kıyafet de giyilmezki o kadar büyük dekolteye ne gerek varki elbisesinin rengi güzel ama sadece o kadar gecenin rüküşlerinden biri sidibe.
Meryl Streep: Beyaz elbisesi çok güzeldi iddalı göğüs dekoltesi de orta yaşlı birisi için bira fazla kaçmıştı ama yine de gerek kesimleri olsun gerek zerafeti olsun Streep gecenin şıklarındandı.
Queen Latifah: Saç makyaj aksesuarlar ve elbise gayet güzel üstüne tam oturmuş az kilosu var ama fark etmez bu elbise ile gerçekten hoş olmuş latifah.
Kate Winslet : Çok sade bir elbise giymiş ama olmamış o kadar sade bir elbise giyilmez bu törende iş mülakatına gider gibi maalesef Kate bu sene kötü olmuş.
Elizabeth Banks: Her ne kadar kızmızı halı da göremesek de fotoğrafları inceledğimde bence gecenin en şık ikinci kadını olmuş Banks gri elbisesiyle harika olmuş Banks yerlere kadar uzanan kesimi ve çantasıyla elbsesinin uyumu makyajı omuz ve göğüs dekoltesı saçları ve küpesiyle Banks harika olmuş.
Miley Cyrus: yaşına göre giyinmeyi öğrenemeyecek bu kız sanırım geçen sene olduğu gibi bu senede 16 yaşındaki bir kızın giymeyeceği kadar abartılı ve kötü bir kıyafet giymiş cyrus üstü büstiyer altı elbise birbirine uymayan bir elbise de saldanadan sonra cyrus giymiş ve bence gecenin en rüküş ikinci bayanı olmuş cyrus.
Kristen Stewart: genelde hep salaş giyim tarzıyla gördüğümüz Stewart siyah uzun elbisesiyle harika olmuş desem yalan olmaz açıkçası şaşırttı beni ben yine kötü bir kıyafet seçimi bekliyordum ondan ama bence siyahın o asaletiyle çok güzel olmuş Stewart.
Demi Moore: Gecenin yine farklı elbiselerinden birini Moore giymiş açık şampanya rengi elbise kırışık tarzıyla çok hoş ve tam elbisenin alttan üste geçişteki o güzel çiçek şekliyle elbise gerçekten hoş durmuş Moore da iyi taşımış elbiseyi açıkçası saçı ve makyajıda elbiseyle çok uyumlu Moore un.
25 Şubat 2010 Perşembe
2009 oscarları öncesi değerlendirmelerim
Ve bir sene daha geldi çattı akademi ödülleri 7 mart gecesi Türkiye saatiyle gece 3 te başlayacak ve bu senenin en iyileri oscarlarını alacaklar tabiî ki bir saat öncesinde 2 de kırmızı halıdan moda devlerinin en şık kreasyonlarıyla Hollywood yıldızları arzı endam ederek geçecekler ve büyük şölen başlayacak bu senenin adaylarını kısa kısa değerlendirmek gerekirse en iyi film adaylarından başlayarak değerlendirelim ama önce kısa bir not verelim bu sene uzun bir aradan sonra en iyi film adayları 5 ten 10 a çıkarılmıştır bunun sebebini ise eski heyecanı tekrar getirmek diye açıkladı akademi.
En iyi film:
Bu sene en iyi film dalında her ne kadar 10 film aday olsa da 2 filmden biri kazanacak oscarı diğer 8 film sadece aday olarak onurlandırıldılar bence bunlar hangileri hemen söyleyelim
A Single Man: Coen kardeşlerin yine çok beğenilen yapıtlarından biri açık söylemek gerekirse ben hiç ama hiç beğenmedim nedense coenlerin sineması bana hitap etmiyor tek beğendiğim filmleri olan no country for old men di o da oscarı aldı zaten 2007 de.
Up in the Air: George Clooneyin başrolunde olduğu görevi ekonomik kriz sonucunda işten çıkarılan kişilere bunu söylemek olan ve bunun için tüm abdyi gezen hayatı yollarda geçen bir adamın hikayesini anlatıyor ama bu onun oscarı almasına maalesef yetmeyecek.
Precious: Dramanın had safhaya ulaştığı gözyaşlarının sel olduğu bu film oscarı maalesef alamayacak ama en iyi yardımcı kadın rolünde mo’nique e bir ocar kazandıracak.
An education: Bu senenin İngiliz yapımı kontenjanından oscara aday olan film küçük bir kızın eğitim mi yoksa aşkmı sorusuna yanıt aramasını konu alıyor genç yetenek Carey Mulligan çok iyi oynasa da film seyirlik olarak güzel olsa da oscarı alabileceğini hiç sanmıyorum.
The Blind Side: Bir ailenin evsiz bir çocuğu evlerine alıp çocuklarından ayırt etmeden büyütüp birde Amerikan futbolu yıldızı yapmalarını konu alan film belki Sandra Bullock a Oscar getirebilir ama en iyi filmde hiç şansı yok.
Up: Uzun bir aradan sonra bir animasyon en iyi filmde aday oluyor en son 1991 yılında Beauty and the Beast aday olmuştu up animasyon olmasına rağmen en sıkı aksiyondan daha heyecanlı bir animasyon olarak bu senenin en iyi filmlerinden biri ve en iyi filmde oscara aday olması gayet güzel bir haber yarışı renklendirme açısından ama up bu ödülü değil en iyi animasyon ödülünü alacak ve köşesine çekilecektir.
District 9: Bence bu senenin en iyi filmi ama maalesef bu filme Oscar vermezler ben kalbimin oscarını kesinlikle bu filme veriyorum sıra dışı ve şaşırtıcı bir film ve kesinlikle izlenmesi gerekiyor izledikten sonra bana hak vereceksiniz oscara aday olması bile beni çok mutlu etti varsın almasın.
İnglarious Basterds: Her ne kadar tüm dünyada çok olumlu eleştiriler alsa da bence tarantinonun en zayıf filmlerinden biri tabiî ki keyifli tabi ki heyecanlı ve tabi ki tarantinonun sağlam diyaloglara dayalı filmlerinden biri ama bir Pulp Fiction bir Reservoir Dogs dan çok uzak oscara aday olmasıda sırf tarantino hatrına ama o hatır oscarı kazandıracak kadar büyük değil elbet.
Avatar: Senenin flaş filmi gişe rekorlarını adeta parçalayan mavi yaratıklara sempati duymamızı sağlayan bu film 3D olarak sinemada bir çığır açmıştır ve bu filmden itibaren 3D yapımların sayısı artacaktır nitekim 2010 da çekilecek 3D yapımlar şimdiden bizi heyecanlandırmıştır evet sinema tarihine geçecektir evet bir çığır açmıştır ama sinema olarak değil teknoloji olarak açmıştır bu çığırı yani 3D olarak izlendiğinde süper bir film olsa da 2D olarak çok normal bir filmdir avatar ve birçok benzeri vardır üstelik senaryosuda çalıntı iddaları filmin prestijini zedelemiştir her ne kadar golden globe u alsa da ve çoğu kişiye göre en iyi film oscarını alacak dense de ben o konuda asla yanılmam avatar sadece rekabeti arttırır ama sürpriz de yapabilir alırsa çoğu kişi şaşırmaz ama alacağını sanıyorum.
The Hurt Locker: veeee bu senenin en iyi film ödülünü alacak filmi The Hurt Locker ırak savaşında bomba imha ekiplerinin maceralarını anlatan son zamanların en gerçekçi savaş filmi, çekimleriyle adeta kendimizi bomba imha ekibi yerine koyacağımız senaryosu ve diyalogları alt metni çok sağlam bir film bir başyapıt değil asla, ama bu sene oscarı alacak film olacaktır
En iyi kadın oyuncu:
Carey Mulligan: 85 doğumlu İngiliz aktris An Education filmiyle bir çok ödülü almıştır bu sene ama Oscar için daha çok yol kat etmesi gerekir diye düşünüyorum ama böyle giderse 5 sene içerisinde oscarı alma ihtimali yüksek çünkü filmde çok başarılı.
Gabourey Sidibe: Başka bir 85 li aktris de Sidibe, Precious filmindeki rolü herkesi ağlatacak kadar dramatik fakat Sidibe o rolü o kadar iyi dramatize etmiştir ki filmi izleyen herkes o kızın dramı karşısında kayıtsız kalamamıştır ama ondan daha iyi olan kişiler var bu sene o yüzden ne kadar iyi oynasa da bu sene oscarı kucaklaması çok büyük bir sürpriz olur.
Helen Mirren: Queen filmiyle özlem duyduğu heykelciğe kavuşan Mirren bu filmde de Queen kadar iyi olmasa da sinema okullarında nasıl aktris olunur a cevap verecek bir kompozisyon çiziyor ama 3 sene önce oscarı alan kraliçeye bu sene adaylık bile bence yeterli.
Sandra Bullock: Son iki ayda atağa geçerek bu senenin en büyük favorisi durumuna gelmiştir ama iyi bir oyunculuk sergilese de Blind Side da bu oyunculuk ona oscarı kazandıracak kapasitede değil diye düşünüyorum ve bence favori olmasına rağmen bu sene oscarı sürpriz biri alacak favori bullock değil.
Meryl Streep: oscara en çok aday gösterilen ünvanını geçen sene Bette Davisten alan Streep Julie&Julia da çizdiği harikaaaaa performansıyla bu sene oscarı kesinlikle hak ediyor 2 akademi ödülü olan günümüzün en yetenekli ve saygı duyulan Hollywood yıldızı olan Streep 26 senelik özleme son verip bu sene koleksiyonuna bir yenisini daha ekleyecek bundan eminim.
En iyi erkek oyuncu:
Jeremy Renner: The Hurt Locker da korkusuz bomba imha uzmanı olarak karşımıza çıktı ve çok da iyi oynadı rolünün hakkını kesinlikle verdi ama yinede Oscar için daha iyisi gerekli sanki.
Morgan Freeman: Yine bir Clint Eastwood filminde ve yine oscara aday million dollar baby ile en iyi yardımcı erkek oscarını almıştı ama en iyi erkek için maalesef Eastwood da ona yetmeyecek Invictus da belki çok iyi bir performansı var zaten olmasa adaylık da işi ne Nelson Mandela bile Freemanı aramış tebrik etmiş filmi izledikten sonra ama ondan iyileri de var adaylar arasında.
Colin Firth: Bafta da en iyi erkek oyuncu ödülünü alarak elini kuvvetlendirdi Oscar öncesi, çok iyi bir kompozisyon hatta kariyerinin en iyi oyunculuğu verdi bu filmde sürpriz yapma şansı var ama burası Bafta değil akademi.
George Clooney: Yalnız adam rolünü çok iyi oynamış filmde hayatı yollarda geçen ve insanlara kötü haber veren bir insanı çok iyi oynamış yakışıklılık ve karizması da her zaman var ama Oscar yakışıklılığa bakmıyor zaten Syriana ile yardımı erkek oscarı var en iyi erkek için biraz daha beklemeli.
Jeff Bridges: daha önce bu dalda 4 kere aday oldu ve elinde hala sıfır var ama eminimki 7 mart gecesi 5 de 1 yapacak. Crazy Heart ile sesinin de en az oyunculuğu kadar iyi olduğunu öğrendik ayrıca country şarkıcısı rolüyle bu sene en iyi erkek oscarını golden globe da olduğu gibi alacaktır.
En iyi yardımı kadın oyuncu:
Anna Kendrick: Up in the Air ile bu dalda aday gösterildi ama bence hak etmiyor ben bu kızda oyunculuk potansiyeli görmüyorum e zaten adaylığı hak etmeyen birisi oscarı da alamaz.
Vera Farmiga: Up in the Air filmi 2 aday çıkarttı en iyi yardımcı kadın dalında ve daha iddalı olanı Vera Farmiga filmin sonunda herkesi şok eden kadın Farmiga iyi oyuncu ve gün geçtikçe kaliteli yapımlarda aranan oyuncu olarak karşımıza çıkıyor ama bu kaliteli yapımlarda biraz daha oynaması gerekecek Oscar için.
Penelope Cruz: Daha geçen sene bu dalda oscarı aldı üst üste 2 kere kimse en iyi yardımcı kadın ödülünü alamadı dolayısıyla Cruz da alamayacak ayrıca hak etmediği bir adaylık aldı bence bu sene aynı filmden Marion Cotillardın hakkıydı adaylık.
Maggie Gylenhaal: Maggie yi her zaman sevmişimdir ona karşı sempatim vardır ve en iyi yardımcı kadında aday olduğunda çok sevindim alma ihtimali olmasada o kapıyı araladığını düşünüyorum üstelik çoğu kişinin zıttı düşünüyorum bence adaylığı hak etti ama umarım 2.adaylığında bu ödülü alacak.
Mo’nique: Golden Globe ödül törenindeki skandalı bile bu ödülü almasını engelleyemecektir çünkü Precious filmindeki rolüyle akademi ödüllerine dek verilen tüm ödüller topladı sırada sonuncusu kaldı onu da 7 martta alıp koleksiyonu tamamlayacaktır.
En iyi yardımcı erkek oyuncu:
Matt Damon: Invictusda güney afrika rugby takımının hırslı kaptanı rolündeydi ve alışılmadık bir roldü onun için ilk defa böyle bir kompozisyon çizdi ve başarılı da oldu ve bu başarısı ona bir adaylık getirdi umarım devamı gelir ve bu ödülü bir gün alır.
Woody Harrelson: Bu sene eğer Christopher Waltz olmasaydı bu ödül kesin onun diyebilirdim ve o gece bir sürpriz hatta bir mucize olup onun bu ödülü almasını da çok isterim gerçekten çok başarılı bir oyunculuk The Messenger daki performansı ama maalesef Christopher Waltz nirvana yapınca bu oyunculuk üzülerek Oscar alamayacak.
Christopher Plummer: The Last Station filmi 2 oyunculuk oscarına aday çıkardı biri Helen Mirren diğer Plummer iki tatlı yaşlıyı oynuyorlar filmde Plummer tam bir sinema emekçisi ve bu ödülü almalı aslında ama bu sene olmadığı kesin.
Stanley Tucci: Tucci bu sene iki harika performanla iki harika filmde oynadı ve ona kariyeri açısından büyük katkı sağladı bu filmler Julie&Julia da Meryl Streepin kocasını oynadı ve oscara aday olduğu the Lovely Bonesta da soğukkanlı bir katili ve ikisinde de gerçekten harikaydı ama dediğim gibi bu sene Christopher Waltzın senesi.
Christopher Waltz:inglarious basterds filminde ne Brad Pitt ne de güzeller güzeli Diane Kruger dikkati çekti tüm filmi alıp götüren o harika nazist performansıyla waltztı o kadar iyi oynadı ki tüm ödülleri topladı tıpkı Mo’nique gibi yani hem en iyi yardımcı kadın hem en iyi yardımcı erkek bu sene analarının ak sütü gibi hak ederek sahiplerine gidecekler.
En iyi yönetmen:
Quentin Tarantino: Efsanevi filmlerin yönetmeni Tarantino bu sene favori değil ama akademi her zaman sempatiyle yaklaşmıştır ona hak etmediği halde kazanabilir ama bu sene sanki ilk defa bir kadın yönetmen bu ödülü alacak gibi.
Lee Daniels: Çektiği filmle milyonları ağlattı hüzünlendirdi gelecek için iyi sinyaller verdi özellikle dram yönü kuvvetli filmlerde herkesi ağlatacağını garanti ederim ama Oscar için garanti veremem vermem.
Jason Reitman: Juno filminin yönetmeni bu sefer Up in the Air ile aday ikinci adaylığını aldı bu gencecik yaşında koskoca Scorsese bile beşinci adaylığında 62 yaşında aldı o yüzden acele etmemeli.
James Cameron: Titanicle aldı bu sefer Avatarla almak isteyecek Titanicin rekorunu geçti Avatar ama oscarda rekor falan hikaye golden globe da haksız şekilde en iyi yönetmenliği kazandı ama oscarda bu sene bir bayan ilk defa kazanacak demiştim üstelik o bayan cameronun eski eşi.
Kathryn Bigelow: Hollywood un en güzel bacaklı yönetmeni diyorlar onun için ve 7 marttan sonra Oscar kazanan ilk bayan yönetmen denilecek onun için hem tarihe geçecek hem de inanılmaz bir prestije sahip olacak ama bu ödülü The Hurt Lockerdaki harika çekimlerle hak ediyor zaten.
En iyi animasyon:
Coraline: Bu filmi çocuklara izletirseniz korkarlar böyle çizgi film olmaz yada +13 olarak sinemalara girmesi lazım bu filmin resmen saçmalamışlar ve kesinlikle çok kötü bir film.
The Princess and the Frog: Herkesin bildiği prenses kurbağa hikayesi ama oscara az.
Fantastic Mr Fox: Çok eğlenceli bir çizgi film kahkahalarla izlediğim belki diğer yıllarda aday olsa şansı olabilirdi ama bu sene maalesef.
The Secret of Kells: Daha yeni girdi vizyona izleyemedim ama zaten bu senenin kazananı belli.
Up: Bu senenin hatta bundan önceki senelerin de oscarını almalı bence gelmiş geçmiş en iyi animasyon filmi çok heyecanlı eğlenceli adeta 2 saat içine girip her şeyi unutuyorsunuz Pixar harika bir animasyon yapmış ve bu senenin en iyi animasyon oscarını alacak.
En iyi yabancı film:
Ajami: Aralarında tek izlemediğim film ama zaten şansı da yok İsrail yapımı İsrail son 3 senede 2 kere aday oldu sineması gelişmekte.edit:07.03.2010 saat 2 itibariyle bu filmi de izlemiş oldum çok başarılı bir yapım kesinlikle izlenmeli ama ondan daha başarılı 2 film var o yüzden maalesef kazanma ihtimali yok
La Teta Asustada: Şili yapımı geçen sene altın ayıyı kazanmış belki de seneye bal oscara aday olur ne dersiniz aday olması bile başarı ama izlenmeli tavsiye ederim.
El Secreto de Sus Ojos: Harika bir Arjantin yapımı bu senenin süprizi alırsa şaşırmam ama bence daha iyisi var ama herkese şiddetle tavsiye ederim özellikle sonu çok çarpıcı bitiyor.
Un Prophete: Baftayı aldı ama bence çok kötü bir film Fransız yapımı çok övüldü ama bende hayalkırıklığı yarattı açıkçası, bi kere gerçekçi değil bu kadar kolay olamaz bazı şeyler dolayısıyla oscarı alma ihtimali çok az.
Das Weisse Band: Usta yönetmen Hanekenin Cannes film festivalinde altın palmiye ödülünü alan daha sonra golden globe u da alarak oscarı istiyorum diyen ve bence hak eden filmi bu sene en iyi yabancı oscarını alır.
edit: oscara sayılı saatler kala bu editi yapmak istiyorum özellikle 2 dalda rüzgar tersine dönüyor en iyi aktriste bullock baya bi ağırlığını koydu umarım akademi hak edene verir ama sag ve golden ı alan bir aktrisin genelde oscarı da aldığını düşünürsek streepin alması çok zorlaştı ama süprizler her zaman vardır akademide diğer kategori ise en iyi yabancı film yazımda süpriz yapabilir demiştim zaten arjantin yapımı el secreto de sus ojos için geçen senede süpriz bir film japon yapımı the departures kaanmıştı bu senede arjantin alırsa kimse şaşırmasın ama favori yine de alman yapımı das weisse band.
En iyi film:
Bu sene en iyi film dalında her ne kadar 10 film aday olsa da 2 filmden biri kazanacak oscarı diğer 8 film sadece aday olarak onurlandırıldılar bence bunlar hangileri hemen söyleyelim
A Single Man: Coen kardeşlerin yine çok beğenilen yapıtlarından biri açık söylemek gerekirse ben hiç ama hiç beğenmedim nedense coenlerin sineması bana hitap etmiyor tek beğendiğim filmleri olan no country for old men di o da oscarı aldı zaten 2007 de.
Up in the Air: George Clooneyin başrolunde olduğu görevi ekonomik kriz sonucunda işten çıkarılan kişilere bunu söylemek olan ve bunun için tüm abdyi gezen hayatı yollarda geçen bir adamın hikayesini anlatıyor ama bu onun oscarı almasına maalesef yetmeyecek.
Precious: Dramanın had safhaya ulaştığı gözyaşlarının sel olduğu bu film oscarı maalesef alamayacak ama en iyi yardımcı kadın rolünde mo’nique e bir ocar kazandıracak.
An education: Bu senenin İngiliz yapımı kontenjanından oscara aday olan film küçük bir kızın eğitim mi yoksa aşkmı sorusuna yanıt aramasını konu alıyor genç yetenek Carey Mulligan çok iyi oynasa da film seyirlik olarak güzel olsa da oscarı alabileceğini hiç sanmıyorum.
The Blind Side: Bir ailenin evsiz bir çocuğu evlerine alıp çocuklarından ayırt etmeden büyütüp birde Amerikan futbolu yıldızı yapmalarını konu alan film belki Sandra Bullock a Oscar getirebilir ama en iyi filmde hiç şansı yok.
Up: Uzun bir aradan sonra bir animasyon en iyi filmde aday oluyor en son 1991 yılında Beauty and the Beast aday olmuştu up animasyon olmasına rağmen en sıkı aksiyondan daha heyecanlı bir animasyon olarak bu senenin en iyi filmlerinden biri ve en iyi filmde oscara aday olması gayet güzel bir haber yarışı renklendirme açısından ama up bu ödülü değil en iyi animasyon ödülünü alacak ve köşesine çekilecektir.
District 9: Bence bu senenin en iyi filmi ama maalesef bu filme Oscar vermezler ben kalbimin oscarını kesinlikle bu filme veriyorum sıra dışı ve şaşırtıcı bir film ve kesinlikle izlenmesi gerekiyor izledikten sonra bana hak vereceksiniz oscara aday olması bile beni çok mutlu etti varsın almasın.
İnglarious Basterds: Her ne kadar tüm dünyada çok olumlu eleştiriler alsa da bence tarantinonun en zayıf filmlerinden biri tabiî ki keyifli tabi ki heyecanlı ve tabi ki tarantinonun sağlam diyaloglara dayalı filmlerinden biri ama bir Pulp Fiction bir Reservoir Dogs dan çok uzak oscara aday olmasıda sırf tarantino hatrına ama o hatır oscarı kazandıracak kadar büyük değil elbet.
Avatar: Senenin flaş filmi gişe rekorlarını adeta parçalayan mavi yaratıklara sempati duymamızı sağlayan bu film 3D olarak sinemada bir çığır açmıştır ve bu filmden itibaren 3D yapımların sayısı artacaktır nitekim 2010 da çekilecek 3D yapımlar şimdiden bizi heyecanlandırmıştır evet sinema tarihine geçecektir evet bir çığır açmıştır ama sinema olarak değil teknoloji olarak açmıştır bu çığırı yani 3D olarak izlendiğinde süper bir film olsa da 2D olarak çok normal bir filmdir avatar ve birçok benzeri vardır üstelik senaryosuda çalıntı iddaları filmin prestijini zedelemiştir her ne kadar golden globe u alsa da ve çoğu kişiye göre en iyi film oscarını alacak dense de ben o konuda asla yanılmam avatar sadece rekabeti arttırır ama sürpriz de yapabilir alırsa çoğu kişi şaşırmaz ama alacağını sanıyorum.
The Hurt Locker: veeee bu senenin en iyi film ödülünü alacak filmi The Hurt Locker ırak savaşında bomba imha ekiplerinin maceralarını anlatan son zamanların en gerçekçi savaş filmi, çekimleriyle adeta kendimizi bomba imha ekibi yerine koyacağımız senaryosu ve diyalogları alt metni çok sağlam bir film bir başyapıt değil asla, ama bu sene oscarı alacak film olacaktır
En iyi kadın oyuncu:
Carey Mulligan: 85 doğumlu İngiliz aktris An Education filmiyle bir çok ödülü almıştır bu sene ama Oscar için daha çok yol kat etmesi gerekir diye düşünüyorum ama böyle giderse 5 sene içerisinde oscarı alma ihtimali yüksek çünkü filmde çok başarılı.
Gabourey Sidibe: Başka bir 85 li aktris de Sidibe, Precious filmindeki rolü herkesi ağlatacak kadar dramatik fakat Sidibe o rolü o kadar iyi dramatize etmiştir ki filmi izleyen herkes o kızın dramı karşısında kayıtsız kalamamıştır ama ondan daha iyi olan kişiler var bu sene o yüzden ne kadar iyi oynasa da bu sene oscarı kucaklaması çok büyük bir sürpriz olur.
Helen Mirren: Queen filmiyle özlem duyduğu heykelciğe kavuşan Mirren bu filmde de Queen kadar iyi olmasa da sinema okullarında nasıl aktris olunur a cevap verecek bir kompozisyon çiziyor ama 3 sene önce oscarı alan kraliçeye bu sene adaylık bile bence yeterli.
Sandra Bullock: Son iki ayda atağa geçerek bu senenin en büyük favorisi durumuna gelmiştir ama iyi bir oyunculuk sergilese de Blind Side da bu oyunculuk ona oscarı kazandıracak kapasitede değil diye düşünüyorum ve bence favori olmasına rağmen bu sene oscarı sürpriz biri alacak favori bullock değil.
Meryl Streep: oscara en çok aday gösterilen ünvanını geçen sene Bette Davisten alan Streep Julie&Julia da çizdiği harikaaaaa performansıyla bu sene oscarı kesinlikle hak ediyor 2 akademi ödülü olan günümüzün en yetenekli ve saygı duyulan Hollywood yıldızı olan Streep 26 senelik özleme son verip bu sene koleksiyonuna bir yenisini daha ekleyecek bundan eminim.
En iyi erkek oyuncu:
Jeremy Renner: The Hurt Locker da korkusuz bomba imha uzmanı olarak karşımıza çıktı ve çok da iyi oynadı rolünün hakkını kesinlikle verdi ama yinede Oscar için daha iyisi gerekli sanki.
Morgan Freeman: Yine bir Clint Eastwood filminde ve yine oscara aday million dollar baby ile en iyi yardımcı erkek oscarını almıştı ama en iyi erkek için maalesef Eastwood da ona yetmeyecek Invictus da belki çok iyi bir performansı var zaten olmasa adaylık da işi ne Nelson Mandela bile Freemanı aramış tebrik etmiş filmi izledikten sonra ama ondan iyileri de var adaylar arasında.
Colin Firth: Bafta da en iyi erkek oyuncu ödülünü alarak elini kuvvetlendirdi Oscar öncesi, çok iyi bir kompozisyon hatta kariyerinin en iyi oyunculuğu verdi bu filmde sürpriz yapma şansı var ama burası Bafta değil akademi.
George Clooney: Yalnız adam rolünü çok iyi oynamış filmde hayatı yollarda geçen ve insanlara kötü haber veren bir insanı çok iyi oynamış yakışıklılık ve karizması da her zaman var ama Oscar yakışıklılığa bakmıyor zaten Syriana ile yardımı erkek oscarı var en iyi erkek için biraz daha beklemeli.
Jeff Bridges: daha önce bu dalda 4 kere aday oldu ve elinde hala sıfır var ama eminimki 7 mart gecesi 5 de 1 yapacak. Crazy Heart ile sesinin de en az oyunculuğu kadar iyi olduğunu öğrendik ayrıca country şarkıcısı rolüyle bu sene en iyi erkek oscarını golden globe da olduğu gibi alacaktır.
En iyi yardımı kadın oyuncu:
Anna Kendrick: Up in the Air ile bu dalda aday gösterildi ama bence hak etmiyor ben bu kızda oyunculuk potansiyeli görmüyorum e zaten adaylığı hak etmeyen birisi oscarı da alamaz.
Vera Farmiga: Up in the Air filmi 2 aday çıkarttı en iyi yardımcı kadın dalında ve daha iddalı olanı Vera Farmiga filmin sonunda herkesi şok eden kadın Farmiga iyi oyuncu ve gün geçtikçe kaliteli yapımlarda aranan oyuncu olarak karşımıza çıkıyor ama bu kaliteli yapımlarda biraz daha oynaması gerekecek Oscar için.
Penelope Cruz: Daha geçen sene bu dalda oscarı aldı üst üste 2 kere kimse en iyi yardımcı kadın ödülünü alamadı dolayısıyla Cruz da alamayacak ayrıca hak etmediği bir adaylık aldı bence bu sene aynı filmden Marion Cotillardın hakkıydı adaylık.
Maggie Gylenhaal: Maggie yi her zaman sevmişimdir ona karşı sempatim vardır ve en iyi yardımcı kadında aday olduğunda çok sevindim alma ihtimali olmasada o kapıyı araladığını düşünüyorum üstelik çoğu kişinin zıttı düşünüyorum bence adaylığı hak etti ama umarım 2.adaylığında bu ödülü alacak.
Mo’nique: Golden Globe ödül törenindeki skandalı bile bu ödülü almasını engelleyemecektir çünkü Precious filmindeki rolüyle akademi ödüllerine dek verilen tüm ödüller topladı sırada sonuncusu kaldı onu da 7 martta alıp koleksiyonu tamamlayacaktır.
En iyi yardımcı erkek oyuncu:
Matt Damon: Invictusda güney afrika rugby takımının hırslı kaptanı rolündeydi ve alışılmadık bir roldü onun için ilk defa böyle bir kompozisyon çizdi ve başarılı da oldu ve bu başarısı ona bir adaylık getirdi umarım devamı gelir ve bu ödülü bir gün alır.
Woody Harrelson: Bu sene eğer Christopher Waltz olmasaydı bu ödül kesin onun diyebilirdim ve o gece bir sürpriz hatta bir mucize olup onun bu ödülü almasını da çok isterim gerçekten çok başarılı bir oyunculuk The Messenger daki performansı ama maalesef Christopher Waltz nirvana yapınca bu oyunculuk üzülerek Oscar alamayacak.
Christopher Plummer: The Last Station filmi 2 oyunculuk oscarına aday çıkardı biri Helen Mirren diğer Plummer iki tatlı yaşlıyı oynuyorlar filmde Plummer tam bir sinema emekçisi ve bu ödülü almalı aslında ama bu sene olmadığı kesin.
Stanley Tucci: Tucci bu sene iki harika performanla iki harika filmde oynadı ve ona kariyeri açısından büyük katkı sağladı bu filmler Julie&Julia da Meryl Streepin kocasını oynadı ve oscara aday olduğu the Lovely Bonesta da soğukkanlı bir katili ve ikisinde de gerçekten harikaydı ama dediğim gibi bu sene Christopher Waltzın senesi.
Christopher Waltz:inglarious basterds filminde ne Brad Pitt ne de güzeller güzeli Diane Kruger dikkati çekti tüm filmi alıp götüren o harika nazist performansıyla waltztı o kadar iyi oynadı ki tüm ödülleri topladı tıpkı Mo’nique gibi yani hem en iyi yardımcı kadın hem en iyi yardımcı erkek bu sene analarının ak sütü gibi hak ederek sahiplerine gidecekler.
En iyi yönetmen:
Quentin Tarantino: Efsanevi filmlerin yönetmeni Tarantino bu sene favori değil ama akademi her zaman sempatiyle yaklaşmıştır ona hak etmediği halde kazanabilir ama bu sene sanki ilk defa bir kadın yönetmen bu ödülü alacak gibi.
Lee Daniels: Çektiği filmle milyonları ağlattı hüzünlendirdi gelecek için iyi sinyaller verdi özellikle dram yönü kuvvetli filmlerde herkesi ağlatacağını garanti ederim ama Oscar için garanti veremem vermem.
Jason Reitman: Juno filminin yönetmeni bu sefer Up in the Air ile aday ikinci adaylığını aldı bu gencecik yaşında koskoca Scorsese bile beşinci adaylığında 62 yaşında aldı o yüzden acele etmemeli.
James Cameron: Titanicle aldı bu sefer Avatarla almak isteyecek Titanicin rekorunu geçti Avatar ama oscarda rekor falan hikaye golden globe da haksız şekilde en iyi yönetmenliği kazandı ama oscarda bu sene bir bayan ilk defa kazanacak demiştim üstelik o bayan cameronun eski eşi.
Kathryn Bigelow: Hollywood un en güzel bacaklı yönetmeni diyorlar onun için ve 7 marttan sonra Oscar kazanan ilk bayan yönetmen denilecek onun için hem tarihe geçecek hem de inanılmaz bir prestije sahip olacak ama bu ödülü The Hurt Lockerdaki harika çekimlerle hak ediyor zaten.
En iyi animasyon:
Coraline: Bu filmi çocuklara izletirseniz korkarlar böyle çizgi film olmaz yada +13 olarak sinemalara girmesi lazım bu filmin resmen saçmalamışlar ve kesinlikle çok kötü bir film.
The Princess and the Frog: Herkesin bildiği prenses kurbağa hikayesi ama oscara az.
Fantastic Mr Fox: Çok eğlenceli bir çizgi film kahkahalarla izlediğim belki diğer yıllarda aday olsa şansı olabilirdi ama bu sene maalesef.
The Secret of Kells: Daha yeni girdi vizyona izleyemedim ama zaten bu senenin kazananı belli.
Up: Bu senenin hatta bundan önceki senelerin de oscarını almalı bence gelmiş geçmiş en iyi animasyon filmi çok heyecanlı eğlenceli adeta 2 saat içine girip her şeyi unutuyorsunuz Pixar harika bir animasyon yapmış ve bu senenin en iyi animasyon oscarını alacak.
En iyi yabancı film:
Ajami: Aralarında tek izlemediğim film ama zaten şansı da yok İsrail yapımı İsrail son 3 senede 2 kere aday oldu sineması gelişmekte.edit:07.03.2010 saat 2 itibariyle bu filmi de izlemiş oldum çok başarılı bir yapım kesinlikle izlenmeli ama ondan daha başarılı 2 film var o yüzden maalesef kazanma ihtimali yok
La Teta Asustada: Şili yapımı geçen sene altın ayıyı kazanmış belki de seneye bal oscara aday olur ne dersiniz aday olması bile başarı ama izlenmeli tavsiye ederim.
El Secreto de Sus Ojos: Harika bir Arjantin yapımı bu senenin süprizi alırsa şaşırmam ama bence daha iyisi var ama herkese şiddetle tavsiye ederim özellikle sonu çok çarpıcı bitiyor.
Un Prophete: Baftayı aldı ama bence çok kötü bir film Fransız yapımı çok övüldü ama bende hayalkırıklığı yarattı açıkçası, bi kere gerçekçi değil bu kadar kolay olamaz bazı şeyler dolayısıyla oscarı alma ihtimali çok az.
Das Weisse Band: Usta yönetmen Hanekenin Cannes film festivalinde altın palmiye ödülünü alan daha sonra golden globe u da alarak oscarı istiyorum diyen ve bence hak eden filmi bu sene en iyi yabancı oscarını alır.
edit: oscara sayılı saatler kala bu editi yapmak istiyorum özellikle 2 dalda rüzgar tersine dönüyor en iyi aktriste bullock baya bi ağırlığını koydu umarım akademi hak edene verir ama sag ve golden ı alan bir aktrisin genelde oscarı da aldığını düşünürsek streepin alması çok zorlaştı ama süprizler her zaman vardır akademide diğer kategori ise en iyi yabancı film yazımda süpriz yapabilir demiştim zaten arjantin yapımı el secreto de sus ojos için geçen senede süpriz bir film japon yapımı the departures kaanmıştı bu senede arjantin alırsa kimse şaşırmasın ama favori yine de alman yapımı das weisse band.
akademi ödülleri

Sinema denilince akla gelen en önemli ödül tabi ki akademi ödülleridir namı değer oscarlar aslında sinemayı ödüllendiren bir sürü ödül vardır golden globe ve bafta da bunlardan bir kaçıdır ama akademi kim ne derse desin sinemanın en prestijli ödülüdür benim içinde öyledir akademi denince akan sular duru çünkü toplam 6000 e yakın üyesiyle en gerçekçi sonuçlar her zaman akademi tarafından verilir zaman zaman haksızlıklar da olur elbet ama ne golden globe ne bafta ne Cannes film festivali ne de diğer ödüller umrumda değildir açıkçası akademi kadar, akademinin ödül verdiği her film benim için çok önemli başyapıtlardır.
İlk defa 1928 yılında verilen akademi ödüllerinin en iyi film dalında ödül alan filmlerin hepsi arşivimde mevcuttur hatta çoğu yılın adayları bile vardır.
Akademi ödüllerine neden oscarlar denildiğine gelince bette davis ödülü ilk kazandığı sene olan 1936 da heykelciği Oscar amcasına benzetmesiyle o seneden itibaren akademi ödüllerine oscarlar denmeye başlanmıştır.
Her sene ödüllerin dağıtılması heyecanla beklenir bu sene de 2009 oscarları 7 mart gece 3 te ntvden canlı yayınlanacak kimlerin favori olduğunu kimlerin ne kadar şansı olduğunu bir sonraki yazımda yazacağım kısacası oscarlar tüm dünyanın saygı duyduğu ve alanların da çok büyük prestij kazandığı sinemanın en büyük ödülleri olarak her zaman merakla beklenecektir.
1928 den bu yana en iyi film oscarını alan filmleri burada paylaşmak istedim parantez içindeki sayılar kaç Oscar aldığını belirtir filmlerin.
1928-WINGS(2 OSCAR)
1929-THE BROADWAY MELODY(1 OSCAR)
1930-ALL QUİET ON THE WESTERN FRONT(2 OSCAR)
1931-CIMARRON(3 OSCAR)
1932-GRAND HOTEL(1 OSCAR)
1933-CAVALCADE(4 OSCAR)
1934-IT HAPPENED ONE NIGHT(C.GABLE)(5 OSCAR)
1935-MUTINY ON THE BOUNTY(1 OSCAR)
1936-THE GREAT ZIEGFELD( 3 OSCAR)
1937-THE LIFE OF EMILE ZOLA(3 OSCAR)
1938-YOU CAN’T TAKE IT WITH YOU(2 OSCAR)
1939-GONE WiTH THE WiND(8 OSCAR)*
1940-REBECCA(2 OSCAR)
1941-HOW GREEN WAS MY VALLEY(5 OSCAR)
1942-MRS MİNİVER(6 OSCAR)
1943-CASABLANCA(3 OSCAR)*
1944-GOING MY WAY(7 OSCAR)
1945-THE LOST WEEKEND(4 OSCAR)
1946-THE BEST YEARS OF OUR LİVES(7 OSCAR)
1947-GENTLEMAN’S AGREEMENT(3 OSCAR)
1948-HAMLET(4 OSCAR)
1949-ALL THE KİNG’S MEN(3 OSCAR)
1950-ALL ABOUT EVE(6 OSCAR)*
1951-AN AMERİCAN İN PARİS(6 OSCAR)
1952-THE GREATEST SHOW ON THE EARTH(2 OSCAR)
1953-FROM HERE TO ETERNİTY(8 OSCAR)*
1954-ON THE WATERFRONT(8 OSCAR)
1955-MARTY(4 OSCAR)
1956-AROUND THE WORLD İN EİGHTY DAYS(5 OSCAR)
1957-THE BRIDGE ON THE RIVER KWAI(7 OSCAR)
1958-GİGİ(9 OSCAR)
1959-BEN-HUR(11 OSCAR)
1960-THE APARTMENT(5 OSCAR)
1961-WEST SiDE STORY(10 OSCAR)*
1962-LAWRENCE OF THE ARABIA(7 OSCAR)
1963-TOM JONES(4 OSCAR)
1964-MY FAİR LADY(8 OSCAR)
1965-THE SOUND OF MUSİC(5 OSCAR)
1966-A MAN FOR ALL SEASONS(6 OSCAR)
1967-IN THE HEAT OF THE NİGHT(5 OSCAR)
1968-OLİVER!(4 OSCAR)
1969-MİDNİGHT COWBOY(3 OSCAR)
1970-PATTON(7 OSCAR)
1971-FRENCH CONNECTİON(5 OSCAR)
1972-THE GODFATHER(3 OSCAR)
1973-THE STİNG(7 OSCAR)
1974-THE GODFATHER PART:2(6 OSCAR)
1975-ONE FLEW OVER THE CUCKOOS NEST(5 OSCAR)*
1976-ROCKY(3 OSCAR)
1977-ANNİE HALL(4 OSCAR)*
1978-THE DEER HUNTER(5 OSCAR)
1979-KRAMER vs KRAMER(5 OSCAR)
1980-ORDİNARY PEOPLE(4 0SCAR)
1981-CHARİOTS OF FİRE(4 OSCAR)
1982-GANDHİ(B.KİNGSLEY)(8 OSCAR)*
1983-TERMS OF ENDEARMENT(5 OSCAR)
1984-AMADEUS(8 OSCAR)
1985-OUT OF AFRİCA(7 OSCAR)
1986-PLATOON(4 OSCAR)
1987-THE LAST EMPEROR(9 OSCAR)
1988-RAİNMAN(4 OSCAR)*
1989-DRİVİNG MİSS DAİSY(4 OSCAR)
1990-DANCES WITH WOLVES(7 OSCAR)
1991-THE SILENCE OF THE LAMBS(5 OSCAR)
1992-UNFORGİVEN(4 OSCAR)
1993-SCHLİNDERS LISTS(7 OSCAR)*
1994-FORREST GUMP(6 OSCAR)*
1995-BRAVEHEART(5 OSCAR)*
1996-THE ENGLISH PATIENT(9 OSCAR)
1997-TİTANİC(11 OSCAR)
1998-SHAKESPEARE IN LOVE(7 OSCAR)
1999-AMERİCAN BEAUTY(5 OSCAR)*
2000-GLADIATOR(5 OSCAR)
2001-A BEAUTİFUL MİND4 OSCAR)
2002-CHİCAGO(6 OSCAR)
2003-THE LORD OF THE RİNGS:RETURN OF THE KİNG(11 OSCAR)
2004-MİLLİON DOLLAR BABY(4 OSCAR)
2005-CRASH(3 OSCAR)*
2006-THE DEPARTED(3 OSCAR)
2007-NO COUNTRY FOR OLD MEN(4 OSCAR)
2008-SLUMDOG MILLIONAIRE(8 OSCAR)*
Not:yanında yıldız olan filmleri şiddetle tavsiye ediyorum kesin izlemelisiniz
Kaydol:
Yorumlar (Atom)